Amansız Olacağına Önce Adam Ol

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 04:54


Kendimi bildim bileli(bu da nasıl bir ifadeyse) Fenerbahçeliyim;hem de sıkı diye tabir edilen taraftar tipindeyim diyebilirim.Henüz 4-5 yaşında 103 golle rekor kırdığımız sezonla başlamıştı bende taraftar olma bilinci.Teyzemin ordan burdan bulup getirdiği Schumacher,Rıdvan,hatta Müjdat posterlerini odama onunla beraber astığımız günlerde bir tutkuya dönüşmeye başlamıştı bu bilinç.

O dönemden aklımda en çok kalan anılardan biri,pek çok Fenerlinin de aklında kalmış olan efsanevi 4-3'lük biten Galatasaray maçıydı.3-0 geride kapattığımız ilk yarının sonunda benimle uğraşmayı seven ve sırf laz arkadaşlarına yaranma amacıyla Trabzonspor'u tutan dayımın beni kızdırma girişimleri,o zamanlar ota boka ağlayan bir çocuk olan benim gözlerimin yaşarmasına sebep olmuştu.İkinci yarıyı izlemek yerine evin bahçesinde volta attığımı da hatırlıyorum.


Sonrasında ise şampiyonluklar,galibiyetler,bazen de hezimetlerle dolu her biri ayrı hatıraya dönüşen yüzlerce maç.

Aralarında bazıları farklı yerde durur bu maçların.


Mesela Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığı sene Ali Sami Yen'de oynanan derbiyi hatırlarım.O zaman yerlerde sürünen Fenerbahçe,Avrupa'da önüne geleni yenen Galatasaray karşısında "acaba kaç fark yer" diye tahminlerin yürütüldüğü bir maça çıkıyordu.Benim doğumgünüme denk gelmişti o maç ve en yakın arkadaşım Erdem ile beraber sadece Galatasaraylıların olduğu ücra bir kaaave'de izlemiştik o maçı.Kaave dememdeki sebep ise oraya Kahvehane ya da Kıraathane gibi sözcüklerin gerçekten de hafif kalacağındandır.

Ve o Kaave'de tam da ortasına oturmuştuk GS'lilerin.Malum o dönem hiç bir Fenerlinin bu hezimeti izlemeye yüzü yoktu pek.Maç boyu çevreden gelen alaylar,dalga geçmeler Johnson'ın saçma sapan frikiğinin Emre'nin götüne çarpmasıyla gol olmasıyla sessizliğe dönüşmüş ve koskoca kaavede maç boyu belli etmemeye çalıştığımız Fenerli kimliğimiz havaya sıçramamızla bakışların bize dönmesini sağlamıştı.Golün sevinciyle Erdem'in,daha sonra kendisinin de anlam veremediği ama tahminimce dudağımı golü atan Johnson'ınkine benzetme amacıyla attığı yumrukla iki hafta boyunca Arap Bacı olarak gezmiştim.


Daha nice Galatasaray maçı geliyor aklıma yazı konusu olabilecek.Tüm bu maçların ortak noktası ise pek çoğunu Galatasaraylı dostlarla birlikte yan yana,bazen dalga geçerek,bazen birbirimizi kızdırarak,yeri gelince fanatikliğin verdiği duyguyla saçmasapan tartışmalara girerek geçirmemizdi.En güzel tarafı ise bu maçlardan oldukça keyif almamız,hatta yenildiğimiz maçları bile komik anlarıyla anmamızdı.

Ta ki dünkü maça gelene kadar..

Aslında Emre Belözoğlu transferinden sonra yemin etmiştim bir daha Fenerbahçe maçı izlemeyeceğime dair.Uche'nin,Ümit Özat'ın 5 numaralı formasını hem de milyon dolarlar harcayarak adı her türlü ahlaksızlıkla anılan Emre Belözoğlu'na giydiren,yıllarca tüm Galatasaray taraftarları tarafından yüzümüze vurulan Avrupa rezaletlerine son veren ve bize Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynatan Zico gibi bir adamı kapının önüne koyup,daha bir yıl önce Feldkamp'la alay ederken Aragones'i takımın başına getiren,Aurelio gibi bir adamı takımdan uzaklaştıran ve tüm bunları yaptıktan sonra taraftarı hala müşteri olarak gören yönetime bir tepkiydi bu benim için.


Kesinlikle bir Galatasaraylı olduğu için değildi Emre transferine olan tepkim de.Tıpkı Fatih Akyel'i kabul etmediğim hatta Volkan Demirel'i hiç bir zaman kabul edemeyeceğim gibisinden bir histi bu.

Adı ırkçılıkla anılan,yenildiği maçın ardından rakiplerini dövmeye kalkan,galip gelinen maçtan sonra tribünlere kolum girsin hareketi yapan ve yıllarca yurtdışında futbol oynadığı halde futbolunun üzerine hiç bir şey koyamayan Emre'nin dünkü "yalancı hırsı" da yanıltmadı beni.

En usta KolBastıcı

Tıpkı Emre'nin yalancı hırsına,yeteneksizlik lafının karşılığı olan Sabri'nin sırf GS taraftarının Emre'ye tepkisine ortak olmak ve aklınca onların adamı olduğunu kanıtlama çabasıyla saldırmasına şaşırmadığım gibi.

Rakibine pandik atan,(pandik hafif kalır o hareket karşısında) rakibini ısıran ,küfreden Emre Aşık'ın mazlumu oynadığı bir maç izledik dün.Maç öncesi kırmızı kart görmesinin bahis oranı 1.02 olan Lugano ise yine yanıltmadı beni.Birbirlerine "Semih Ağbi,Arda kardeş" diyenlerin binlerce insanın önünde tekme tokat kavga ettiği,

Schumacher'den,Engin'den,Rüştü'den aldığı formasının hakkını hiç bir zaman vermeyen kaleci(!) Volkan'ın rakip tribünlere eliyle beyninin(!) olduğu bölgeyi sallaması,maç sonrası normalde konuşmaları yasak olan futbolcu müsvettelerinin ardı ardına demeçlerle birbirlerine tehditler savurması,kendilerine Başkan(!) diyen ama imam olup osurmaktan başka bir boka yaramayan tiplerin maçta olanları konuşmak ve futbolcularına ve sorumululara ceza vermek yerine,neredeyse maçın en düzgün adamı olan hakeme saydırmaları....


Daha uzatayım mı bilmiyorum..

Benim için zaten bitik olan Türk Futbolu Pazar gecesi itibariyle tamamen tükenmiştir.Bundan sonra ne bir derbi(!) izlerim ne de maçları takip ederim.

Çünkü ben futbolseverim.Eğer çirkeflik izlemek istersem "Yemekteyiz" bana yetiyor zaten.Kavga dövüşse mevzubahis olan onu da zaten sabah programlarından alıyorum.

Emre : Lugano'nun eti çok sert,damak tadıma uymadı


Ben sadece futbol izlemek istiyorum.Dahası tuttuğum takımın maçını izlemek istiyorum.Ben yıllarca yan yana maç izlediğim Galatasaraylı dostlarımla her Fener golünde dalga geçmek istiyorum.

Dünkü maçta Roberto Carlos'un frikiği girseydi inanın üzülürdüm.Çünkü ben bu Fenerbahçe'nin bu Galatasaray'ı yenmesini istemiyorum.Tıpkı hala insan olan GS'li dostların bu Fener'i yenmek istememesi gibi..


R.Carlos : Dünyayı dolaştım böyle mal bir topluluk gömedim Cassio
Lincoln
: Oğlum bizim paramızı eksiksiz versinler de gerisini siktir et.


Ben artık Türkiye Ligi'nden herhangi bir maç izlemeyeceğim..Ben artık kendi takımımın da herhangi bir maçını izlemeyeceğim.

İnsandan çok orangutan eğitimine sahip olan Volkan Demirel bu takımdan gitmediği ,yıllardır futboluna bir bok koymadan oynayan(!),üstüne üstlük maç boyu onlarca pas hatası yapıp bir de kırmızı kart görmek üzere iken oyundan çıkarılınca direğe tekme atan Selçuk o formayı giymeye devam ettiği ,"zekilik çeviklik ve ahlakla" uzaktan yakından alaksı olmayan Emre Belözoğlu o armayı taşıdığı sürece,ve tüm bunlara tepki koymak Fenerbahçeye Fenerbahçeliliğe yakışanı yapmak yerine ona buna sataşan bir yönetim olduğu sürece ben kendi takımımın taraftarlığından istifa ediyorum.

ve ben Galatasaray maçlarını da izlemeyeceğim.

Metin Oktay'ın,Cüneyt Tanman'ın,Ergün Penbe'nin formasını Sabri gibi ne idüğü belirsiz bir yaratık giydiği,Emre Aşık gibi işi tahrikten,çirkeflikten,sapıklıktan başka bir şey olmayan adam sahada olduğu ,yetenekleri en üst düzeyde olan ama dışarıda ağbi dediği adama saha içinde tekme tokat dalan ve akabinde yaptığını savunup bir de tehditler savuran Arda gibi şımarık adamlar olduğu sürece,ben çok zevk aldığım Galatasaray-Fenerbahçe maçlarını da izlemeyeceğim.
Metin Oktay & Can Bartu - Arda ve Semih bunu yapabilir mi ?

Dün rezalet çıkardıkları stada ismini veren Ali Sami Yen'in bir zamanlar GS başkanı iken aynı otelde kamp yaptıkları ve ertesi gün maç yapacakları Fenerbahçeli futbolcuları gece kağıt oynarken yakaladığında "Yarın bizimle maçınız var,bu saatte burda işiniz ne,yarın maç olduğu için bunu yönetiminize bildirmeyeceğim,en kısa zamanda kendinize çeki düzen verin" dediğini biliyorlar mı acaba o formayı giyen arkadaşlar ?

Ya da bilseler ne değişirdi ? Bence hiç bir şey...

Ama bildiğim bir şey var ki 2-3 gün içinde bir araya gelip yalandan bir basın toplantısı yapar,bir kokoreççi açılışında el ele kol kola gözükür,yanlarına bu zihniyetin asıl çıkış noktası olan Fatih Hoca'larını alıp "bizde küslük olmaz,ben onun ağbisiyim,o benim kardeşim" gibisinden açıklamalar yapacaklar.Kanmayın...Ben kanmayacağım hiç bir zaman kanmadığım gibi.

Ders alma tamam;ama allahaşkına ders de verme.Bi çek git o maaşını yine denkleştirip verelim sana

İşte bu zihniyet yüzünden milli takımı da tutmuyorum yıllardır.Sevinmiyorum da hiç bir başarısına.Çünkü biliyorum ki bu başarıyı kazananlar en kısa zamanda o başarının yüzlerce kat üzerinde bir utanç yaratacaklar.Ve işte yıllardır da yanılmıyorum bu tezimde.

Futbolu,sporu sadece kazanmak olarak gören,yenildiğinde rakibine tekme tokat dalan,AMANSIZ OLacam diye ADAMSIZ KALAN zihniyetin ürünlerinin aldığı kupaları da istemiyorum,derbi galibiyetlerini,şampiyonlukları da..

Comments (6)

Turkcell Süper Sirk Hiçç bitmesinn...
:)

nasıl sevinmiyorsunuz ya? yazının tamamına yakınına katılmakla beraber sadece buna takıldım :) maçı izlemiyorsanız o başka. ama diyelim tv karşısına geçtiniz maçı izliyorsunuz.. 90 da nihat golü atınca put gibi duruyor musunuz? semih mucizevi golü attığında kıpırdamıyor musunuz? nasıl olabilir ki sevinememek..

terim den bende hoşlanmıyorum. kendisi görevden ayrılsın avrupa da bi takıma gitsin çok isterim. böylece hem ondan uzak kalmış oluruz rahat ederiz.. o da onu çok aptal saptal şeylerle eleştiren (maaş gibi) gerzek türklerden uzak olur.. uyuz bir adam olması bize saçmalama hakkını vermez. eleştiriler mantıklı olmalı.. her neyse.. değil terim can düşmanım olsun milli takımın başındaki...

nasıl sevinmeyebilirim ki? anlık bir coşku o inanılmaz bir his.. o anı canlandıramıyorum gözümde.. 122. dakikada gol oluyor ve millet sapıtırken buz gibi duran bir adam.. neden çünkü takımın başında terim var.. böyle mi durumunuz.. böyle mi canlansın gözümüzde o sahne? :)

kusursuz bir yazı, tebrik ediyorum.

sviniyorum tabi ki ne kadar kızsam da.vay be diyorum helal olsun diyorum son dakikada o gol gelince.

ama o sevincin ardından sahanın ortasında "kıskananlar çatlasın" diye bağıran futbolcuları görünce,basın toplantısında kendisini eleştiren gazetecilere "isanbul'da hesaplaşacağız" diye tehditler savuran Fatih Terim'i dinleyince o sevinç kayboluyor ve yerini nefrete bırakıyor.

ahkam kesmeden önce şunu belirtmem lazım geç oldu ama senin blogunlada tanışmış oldum bi ahkam keseninde ben olayım dedim gelelim konuya bizim evin karşısında bi fazlı babamız vardı torunu ile aynı okula gider gelir meyhanesinde pilav yer kola içerdik fazlı baba tribüne takılırdı o zamanlar yarı yarıya fener gs maçlarının seyredildiği tribüne torunu ile benide götürürdü maçlara meyhanesinede mirsad kovacevic prekazi simovic uğrarlardı hayal meyal hatırlarım o günleri prekazi nin mersosunun yıldızını o zaman ninja olmaya özenen çocuklar yürütmüştüde cevad bayağı sinirlenmişti ama mahallemize gelmeye devam etmişti şimdi herhangi büyük takımın ünlü veya altyapıdan yeni çıkan bir futbolcusu gelsinde 10 dk. takılsın imkanı yok illaki bi sataşma olur maalesef yurdum insanı o zamandan bu zamana çok değişti yurdum insanı olan topçularında bu değişime ayak uydurmasını maalesef doğal karşılıyorum

değişmemiş, dönüşmüşüz.
futbol bunun bir yansıması sadece.
bugünü hbba okuma günü ilan ettim!
=)