Büyük Birlik (!)

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 19:14

8


BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü Türkiye'de pek çok saçmalığın daha açığa çıkmasına neden oldu.Aslında zaten gözümüzün önünde olan ve sadece bakmamızın yeterli olduğu bu sorunları biz her zaman halının altına süpürdüğümüz için,ancak böyle olaylar sayesinde bir şeyleri sorguluyor ya da hesap soruyoruz ki o da sadece lafta kalıyor.

Skandalın o kadar çok boyutu var ki nereden hangisinden başlayacağımı ben de bilmiyorum.

Hepsinden önce o hava şartlarında o yolculuğun gerçekleşmemesi gerekiyor. Bunda sorumlu olan başkanlarını seçim mitingine yetiştirme sevdasındaki parti kurmayları mı yoksa helikopterin pilotu mu orası belli değil.

Kazadan sonrası ise tam bir felaket.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaralanıp hastaneye kaldırıldığını duyuran bir vali mevcut hepsinden önce.

Daha olayın ne olduğunu neler yaşandığını iyice öğrenmeden insanlara,"bir şeyi yok hastaneye kaldırıldı" diyen bir vali.Yani Devlet'in o bölgedeki temsilcisi.Yani Devlet'in sesi.
Yazıcıoğlu'nun annesine ölüm haberini de vermek ister mi acaba bu vali merak ediyorum.Ya da hala o koltuğunda rahat rahat oturacak mı ?

Cevabı hepimiz biliyoruz aslında.Umrunda mı sanki o valinin.Tabi ki görevine devam edecek.Tıpkı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın ard arda gelen tren kazalarından sonra hala koltuğunda oturduğu gibi.

Burda bu istifaları beklerken inanın kelle avcılığı yapmıyorum.Bu mevki sahibi insanlar istifa edince de biliyorum ki kaybedilenler geri gelmeyecek ama bir sorumluluğun bir başarısızlığın bedeli yok mu hiç.Ortada bir hata varsa o hatanın en üstteki sorumlusu değil midir ilk suçlanması gereken.

Kobe Depremi'nden sonra Kobe Belediye Başkanı bırakın istifa etmeyi,şehre su sağlayamadığı için intihar etmişti.

Bizim ülkemizde ise bir suç işlenirse bedelini en üsttekiler değil en alttakiler veriyor.O tren kazalarında da makinistler hapsi boylamıştı.

Adeta adam öldüren zengin çocuğunun fakir fedaisine para verip hapse yollaması ve "içeride biz sana bakarız" demesi gibi...İşte bizim ülkemiz de bu mafya sistemiyle yönetiliyor.

İkinci olarak arama skandalı.

Bundan bir kaç ay evvel Uludağ'da snowboard yaparken kaybolan bir genç cep telefonu ile babasını arayıp yardım istemişti.Babası hemen ilgili makamlara başvurduğunda ise yerinin tespiti için öncelikle savcılıktan izin alınması gerektiği cevabı ile karşılaşmış ve o izin (!) ise ancak 6 saatte çıktığı için genç ölü bulunmuştu.

Muhsin Yazıcıoğlu olayında da öğrendik ki aslında bizim zihniyetimiz için mevki makamın da pek önemi yok.O izin hemen bile çıksa biz bir şekilde kazazedeleri ölüme terketmeyi başarıyoruz.Peki nasıl mı ?

Öncelikle 112'yi arayan ve helikopterin düştüğünü,ayağının kırıldığını söyleyen ve telefonunun şarjının bitmek üzere olduğunu belirten kazazedeyi ısrarla telefonda tutup şarjının bitmesini sağlayan sağlık görevlilerimiz mevcut.

Ayrıca olay yerini kazanın olduğu yerden 25 km ötesi olarak tespit eden teknik elemanlarımız da var.

Ve tüm bunlar olurken "bunlar adamları bulamayacak,kalkın camiden adam toplayıp biz bulalım" diyen 17 köylü tarafından artık ceset olan kazazedelere ulaşıyoruz.

Vali,üniversite mezunu üst düzey görevliler,sağlık görevlisi ve eğitimli arama kurtarma ekibi değil "dağdaki 17 çoban" buluyor tüm Türkiye'nin aradığı adamları.

Ve tüm bunlar yaşanırken işin öbür boyutunda olanlar hepsinden daha acı.

İster sevin,davasını fikirlerini paylaşın isterseniz de benim gibi tamamen zıt görüşlere sahip olun ama ortada bir insan olduğunu unutmayın.Muhsin Yazıcıoğlu da yanındaki parti yetkilileri de,yardım isteyen İHA muhabiri de birer insan.

Ama insanlıkla alaksı olmayan arkadaşlar pek çok ortamda "faşistin biri ölüyor diye üzülecek değilim" gibisinden cümleler kurdular.Bu cümleyi kuran insanlar kendilerine "devrimci,solcu,demokrat,halkçı" sıfatlarını uygun görüyorlar.

Evet Muhsin Yazıcıoğlu Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı 80'lerde;evet kendisi Bahçelievler Katliamı gibi olayların da önemli isimlerinden biri olarak anıldı.Evet kendisi faşistti belki de,ama hepsinden öte bir insandı bu adam.


Hem de 80 ihtilali sonrası hapse girmiş,5 senesi hücrede olmak üzere 7,5 sene hapis yatmış,işkenceler görmüş,dayak yemiş kendi cümleleriyle "annesi ziyaretine geldiğinde işkence izlerini saklamaya çalışan" bir adamdı.
 
Hepsini geçin ; bir insandı en kestirme ifadeyle.

Ama olmadı yine beceremedik,yine sınıfta kaldık.

Kendisine inandığını onun görüşünü paylaştığını söyleyen takım elbiseli züppeler "Başkana bir şey olursa yakarız her yeri" diye slogan attılar,kendilerini elit olarak tanımlandıranlar "faşist herif ne üzülcem,Nurhak'da arasınlar bedenini" dediler,seçim arefesinde rant peşinde olanlar laf sokacak boşluk aradılar,tüm bunlar olurken bir adam ve 5 yol arkadaşı donup gittiler.

Haftanın Yazıları 2

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 14:35

2


Çubuk Makarna
'dan araklayıp DiziGünlükleri'nin deyimiyle "upgrade" ettiğim "Haftanın Yazıları" bölümünün ikincisini,iki gün rötarlı da olsa paylaşıyorum efendim.

İlk hafta da bahsettiğim üzere liste tamamen benim paşa gönül kriterlerim tarafınan oluşturulmuş olup,ne kimseye torpil geçilmekte;ne de listeye giremeyen ya da alt sıradan girenlere "Sen bloggersın,büyük düşün" tipinde bir mesaj verilmektedir.

Herkese mavi boncuk dağıtan sevimli HBBA açıklamasından sonra gelelim ikinci haftanın kazananlarına.

Bu hafta gözüme 9 adet yazı takıldı.Bu 9 yazıyı 8 başlıkta topladım.Her zaman olduğu gibi gerilim efekti eşliğinde geriye sayımı başlatıyorum.

8 - About Last Night & About Last Night-Reverse Angle - Flying Duthcman

Malumunuz Galatasaray'ın "Kadıköy Rüyası" trajik bir şekilde bitti.Bir Fenerbahçeli olarak zaten daha önce kaldırdıkları UEFA Kupası'nı bir de bizim stadımızda kaldırma ihtimalleri pek çok Fenerbahçeli gibi benim de üç buçuk atmama sebep oldu.

Maç sonrası ise Galatasaraylı arkadaşların "Kadıköye'e gideceğiz,sizin stadınızda kupa alacağız" tehditlerinden sonra elenince kendilerine aynı şekilde cevaplar veren Fenerbahçeliler'e "Ulan siz Türk değil misiniz,niye seviniyorsunuz" gibisinden ayağı yere basmayan açıklamalarına pek anlam veremedim.


Flying Dutchman ve ekibinden Tunchay ise sizin,benim ve malesef kendilerine spor yazarı diyen pek çok kişinin aksine Hem bir Galatasaraylı (Dutchman),hem de bir Fenerbahçeli(Tunchay) gözünden iki harika maç analizine imza atmışlar.Fanatikliği bir tarafa bırakıp Futbolu bir kültür olarak görenlere ve hala Flying Dutchman'i keşfetmemiş olanlara duyurulur.

*Bu arada Bülent Korkmaz yerine Lincoln diye bağıran GS taraftarına da bir Fenerbahçeli olarak yazıklar olsun diyorum.

7 - Orkid Bir Kadın Pedidir - Yaklaş Biraz



Başlık biraz itici gelebilir ama Kubbealtı Hikayeleri'nin 21.sini okurken Kız Lisesi'nde okuyan bir erkek olmanın aslında hiç de çekici olmadığı;hatta tam aksine başa bela olabileceğini öğrendim.

Kubbealtı Hikayeleri ve Yaklaş Biraz blogu eğlenceli ve akıcı bir anlatıma sahip.Deneyin.

6 - Politika ve Sinema İlişkisi - Sineofrenik

Herhalde listeme her hafta girmesi pek de sürpriz olmayacak olan sineofreniklerden yine güzel bir inceleme yazısı.


Politika'nın sinema üzerine etkisini Sineofreniklerden Müge Dudu gayet güzel bir makale ile irdelemiş.Açıkçası ben bir devam yazısı,hatta yazı dizisi bekliyorum kendilerinden.Duyurulur.

5- Demirkubuz Filmlerinde Kadere Teslim Karakterler - Moroccom

Türk Sineması büyük atağa kalksa da elle tutulur iş yapan çok yönetmen yok sinemamızda.Zeki Demirkubuz ise bir elin parmaklarını geçmeyecek ve ileride efsaneye dönüşecek olan yönetmenlerden.


Kendi dilini yaratırken öncekilerden beslenen;bunu yaparken de tamamen özgün kalabilmeyi gerçekleştiren bir yönetmen Demirkubuz.Yarattığı sinema dilini en iyi yansıtansa kaleminden çıkan karakterleri.

Moroccom her ne kadar başlığı geniş tutsa da Yazgı'daki Musa'ya yoğunlaşmış yazısında.Kısa ama;Demirkubuz hayranlarının pas geçmemesi gereken bir yazı.

4 - Top 10 Anlaşılmaz Futbol Ritüeli - Flying Dutchman

Şu güzelim Futbol oyununda bazen öyle adamlar öyle yerlerde öyle saçma hareketler yapıyorlar ki,tuttuğunuz takımın formasını giyen bile olsa lanet okuyorsunuz.

Tuncay Şanlı'nın boş tribünlere,kendi tribününe,fark yediğimiz maçta (Manchester) tribünlerine yaptığı sus işaretini mi,Inzaghi'nin boş kaleye golü attıktan sonra maç boyunca koştuğundan daha hızlı depar atmasını mı,yoksa Galatasaray futbolcularının her Kadıköy maçı öncesi toplaşıp galibiyet yemini ettikten sonra 4 -5 yemelerini mi dersiniz orasını bilemem..

İşte bu anlaşılmaz futbol klişelerini Uçan Hollandalı'nın golcü forveti Tunchay bir araya getirmiş.Böylece Tunchay,HBBA Süper Lig'de bu hafta kendisinin ikinci takımının üçüncü golünü atıyor sayın seyirciler.

3 - Alarko Kombi Gerçek Kombi Gerçek Horror - Ebedi Metinler


Türkiye'de çekilen korku filmlerinin vasatlığı malum.Artık eldeki teknik imkansızlıklar mı yoksa korku türüne çok yabancı olmamız ya da yaratılığımızın sınıfta kalması mı bunda baş etken orasını tam kestiremiyorum.

Nickfallin ise tüm bu nedenleri toplamış ve Türk korku sineması üzerine eleştirmen seviyesinde bir yazı çıkmış.

Harika tespitlerle dolu yazıda vasat kalan tek şey ise tek kelimeyle "korkunç" başlığı..

2 - Üfle - Kırmızı Balık


Artık 80'lerin Haziran aylarında havalar mı çok sıcaktı,sahiller mi çok ateşliydi bilemiyorum;ama bu hafta pek çok blogda yazarların kendi doğumgünü yazılarına rastladım.

Ama içlerinde en beğendiğim kırmızı balık Hande'ninki oldu."Bir insan kendi doğumgününe ancak bu kadar güzel bir yazı yazabilirdi" dedim yazısını okurken.

Artık 26 Mart'da kendi doğumgünüm için bir yazı yazarsam,herhalde onun yazısından kopya çekerim.

Hiç tanımasam bile "doğum günün kutlu olsun derdim" bu yazıyı okuduktan sonra.

*Bu arada bu ay içinde doğum günü olan Hande başta olmak üzere Esra,DiziGünlükleri,Ali_Axe,Raziye Demir :) in doğumgünlerini tekrar kutluyorum.

...ve ikinci HBBA oscarının sahibi :

1 - Faşizm Ölmedi İçimizde Yaşıyor - Boş Muhabbet


İkiyüzlülük kadar büyük bir kötülük yoktuır herhalde dünyada.Biz toplum olarak bu ikiyüzlülüğe en çok sahip olan milletlerden biriyiz malesef.

Amiyane tabirle yoldan geçen kıza laf atan ama bacısına laf gelmesin isteyen; "çıktığım her kız versin ama evlendiğim kız bakire olsun" mottosuyla yaşayan insanlarız.

Konu vatan,bayrak olunca da bu ikiyüzlülük doruklara ulaşıyor.

Almanya'da ve Avrupa'nın pek çok bölgesinde vatandaşlarımız kendi dillerini konuşur,çeşitli hak ve özgürlüklere sahip olurken,kendi ülkemizde yaşayan TC vatandaşlarını ikinci sınıf adam yerine koyar;ama dazlaklara "faşist orospu çocukları" diye hakaret ederiz biz.

Konuyu daha fazla yorumlamadan haftanın en iyi yazısını yazan ve gizli kalmış faşistliğimizi irdeleyen Trevanian'ı tebrik ediyorum.Benim de yıllarca pek çok insana anlatmaya çalıştığım ama çoğu zaman vatan haini yerine konduğum gerçekleri harika bir biçimde betimlemiş.

Dilime pelesenk olmuş bir lafla "Ne olursan ol gel diyen adamın yaşadığı topraklarda ya sev ya ya terk et demeye kimsenin hakkı yoktur" diyor ve Trevanian'ı bu harika yazısından dolayı tebrik ediyorum.


*Bu arada unutmadan Haftanın en kötü yorumunu yapan Herbalifeçı Haluk'a da Altın Hıyar ödülünü takdim ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

A'dan Z'ye Paranormal Activity

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 20:41

11

video

Yıllardır "şöyle yapmacık,böyle gıcık,rol yapıyor uyuz kadın" diye dalga geçtiğimiz Esra Ceyhan'dan özür diliyorum.
İster düzmece olsun,ister gerçek ,şöyle bağıran bir adamın önünde binlerce enteresan olay yaşayan Fox Mulder ve Dana Scully bile bir besmele çeker;"ne oluyor yarabbi" diye inlerdi.Ama Esra Ceyhan kılını bile kıpırdatmadan duruyorsa,kendisine saygı duyarım.


Adama gelince.

Nesin sen arkadaşım.Yaşın olmuş 50 küsur hala soytarılık,şaklabanlık peşindesin ulan.Yok uçuyorum,yok havada asılı kalıyorum.

Bu arada Tarık Mengüç'ün kaçışa da bayıldım.

Beynini Kontrol Et,Yolunu Benden Öğren

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 12:00

8



Yukarıdaki fotoğraf dün sabah 9 civarı karşıdan karşıya geçerken yolda gördüğüm bir ilandan."Kilonu kontrol et" sloganıyla yola çıkan "Amerika merkezli bir firma"ya ait bir olta.

Hangi firma olduğunu hepimiz az çok biliyoruz artık.Reklamlarında dahi isimlerini vermekten kaçınan,iş görüşmelerinde,gazete ilanlarında nedense (!) isimlerini bir türlü zikretmeyen bu firmanın adı: Herbalife

Titan Saadet Zinciri mantığı ile hareket eden ve insanları adeta aptal yerine koyan Herbalife ile ilgili daha önce yazdığım bir yazıya hemen hemen her gün Herbalife'ın sadık çalışanları tarafından tehditvari mesajlar almaktayım.

Kendilerini Herbalife Dünyası'nda oldukları için çok şanslı sayan bu üstün zekalı arkadaşlar,bu harika fırsatlardan yararlanmak istemeyen biz şanssız(!) kişilere akılları sıra ders verdiklerini zannedip,ahkam kesiyor;hatta beni mahkemeye vermekle tehdit ediyorlar.

Amma velakin başımdan geçen yüzde yüz gerçek bir olayı anlattığım yazıyı bayağı içerleyen Herbalcılar yeri geldiğinde hakarete varan;ama en ufak bir zeka parıltısı gösteremeyen yazılarıyla günümü şenlendirmekten,kahkahamı yukarı kontrol etmekten öteye gidemiyorlar.

Telefon görüşmelerinde,ilanlarında şirketlerinin adını bile veremeyen "Bir gıda firması,bir Amerikan şirketi" diye geçiştiren bu arkadaşlar,hemen hemen her mesajlarında "bak ben şu kadar para kazanıyorum,bak ben şuralara gittim" diyerek de akılları sıra bana ayar vermeye çalışırken kendi reklamlarını yapıyorlar.

En son Haluk kullanıcı adlı bir zat-ı muhterem Herbalife rozetlisi aşağıdaki mesajı atmış.Kelimesine dokunmadan koyuyorum.Özellikle "Ben 2 üniversite okuyan bir öğrenciyim" ile başlayan cümleye dikkat :


"1) Kirli Olan Şeyler Yıkanır (Zaten Senin Yıkanmaya İhtiyaçın Yok Biz Ciddi Kişiler İle Çalışıyoruz)
2) Senin Hayatında Göremeceğin Lükse ve Sağlığa Sahipiz^
3)Evet Gerçekten Salakmışın ki Herbalife Fırsatını değerlendirmedin

Ben 2 Üniversite Okuyan bir öğrenciyim şirketim beni 18 yaşında taylanda eğitime yolladı ve biliyor musun orda Herbici 125 Bin Kişi Vardı ve işi de 9 aydır yapıyorum 8 ayımda 2 bin tl kazandım ve bu son haftadakı gelirimn 400 tl sen kendi haline yan biz çok ama çok mutluyuz ve böyle yaz reklamın iyi kötüsü olmaz ama başka eğer bir avukat herbalife distribitörü sana hakaret davası açarsada hiç şaşma ve bir daha HERBALİFE elleme senin ellemeyeceğin kadar temiz bir firma"


Mevlana der ki;

''Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır.Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye"

Altın Bamya'lar Açıklandı

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 23:52

2


Trevanian uyarmış Sineofrenikler de sonuçları yazmış.I.Altın Bamya Ödülleri sahiplerini bulmuş.

İşte sonuçlar :


Altın Bamya Erkek Karakter Ödülü : Recep İvedik karakteri ile Recep İvedik


Altın Bamya Kadın Karakter Ödülü : Hacer karakteri ile Üç Maymun


Altın Bamya Senaryo Ödülü : Issız Adam ve Üç Maymun


Altın Bamya Film Ödülü : Issız Adam



Jüri Özel Ödülleri

Tek Taşlı Bamya Ödülü:

Çılgın Dershane Kampta, Süper Ajan K 9 ve Şeytanın Papucu


Homofobi - Üç Buçuk Bamya Ödülü : Recep İvedik


Benim blogda yaptığım anketin sonuçları ise :

Haftanın Yazıları 1

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 19:27

6


Aşağı yukarı 3 yıldır düzenli olarak takip ediyorum blog dünyasını.Kendi blogumu oluşturup yazmaya başlayalı ise çok da fazla olmadı malumunuz.Yine de bu kısa süre içerisinde kendimce önemsendiğimi düşünüyorum.

Özellikle oluşturmaya çalıştığım yazı dizileri gayet güzel tepkiler aldı okuyanlardan.

Daha önce de belirttiğim üzere olumlu ya da olumsuz bu kadar kaale alınmak benim gibi eski okur ama yeni yazar biri için hayli önemli.

Ben de şimdiki bölümde okuyup çok beğendiğim yazıları haftada bir kez tanıtmak ve bu yazıları ve yazanları bir nevi onore etmek istiyorum.

Blog dünyasında "mimlemek" denen bir kavram mevcut bu onore etme mevzusuna yakın.Ama bu mimleme mevzusunun çok samimi olduğunu düşünmüyorum.Ya yakın arkadaşların blogları yer alıyor o listelerde ya da zaten çok popüler olan ve bilinen bloglar.

Bence blogdan çok blogda yazılan yazılar önem kazanmalı.O yüzden bu formatı deneyeceğim ben de mimlemek yerine.

Belirtmeden de geçmeyeyim.Bu formatı kendim bulmadım.Çubuk Makarna'da gördüm ve kendisinden de izin aldım uygulamak için.

Bu hafta gözüme 8 adet yazı takıldı.İlerleyen haftalarda bu sayı 10-15 de olabilir.Yani bir kısıtlamaya gitmeyi düşünmüyorum.

İşte o liste..

*üzerlerine tıklayıp yazılara ulaşabilirsiniz efendim.

8 - Güzel Postlar - Çubuk Makarna



Formatın yaratıcısı olarak Çubuk Makarna'yı onore etmemek olmazdı.Kendisine bu dahice fikir için tekrar saygılarımı sunarken telif ücreti almadığı için de tekrar teşekkür ediyorum.

7 - Ayranı Yoktur İçmeye Morgan'la Gider Haliç'e - Dizi Günlükleri


İster "körler sağırlar birbirini ağırlar" deyin,isterseniz neresi dikkat çekici bu yazının deyin ama siz de benim gibi yıllar sonra Türk televizyonlarında ilk kez izleyecek Canım Ailem gibi bir dizi bulmuşsanız ve her salı günü diziyi izler izlemez dizi günlükleri'nin yazısını iple çekiyorsanız bu listede bu yazıyla karşılaşmak sizin için de sürpriz olmaz.

Hayırdır inşallahhh !!!! Hayırdırr inşallahhh!!!

6 - Short Skirt,Long Jacket - Kırmızı Balık


Yanarım yanarım da lise hayatım boyunca ortalarda gezip duran şu Hande'yi yanıma çekip iki dakika adam akıllı sohbet edemediğime yanarım.Gerçi böyle değildi sanki o zamanlar bu kız :)
Hande;Cake'in Short Skirt,Long Jacket şarkısı üzerine hoş bir yazı yazmış efendim.Bir şarkının analizi nasıl yapılır,üzerine nasıl harika bir yazı döşenir.Genç blogçular Hande'yi takip ediniz :)

5- Dünya Kadınlar Günü-Özel Söyleşiler - Popüler Yorum


Popüler Yorum bazen öyle yazılar yazıyor ki adeta cümlelerimiz kursağımızda kalıyor.Artık üzerine bir şey yapamıyoruz.Kadınlar Günü için de bir şeyler karalama çabası içindeyken kendisi yine yapacağını yapmış ve blog dünyası içinde pek rastlamadığımız bir iş yaparak kendi dallarında başarılarıyla dikkat çeken kadınlarla röportaj yaparak adeta bir dergi röportajı havası yaratmış kendi blogunda.

4 - İran Sinema Tarihi 1900-2000 - Sineofrenik


Bu çocukları okurken sanki bir sinema dergisi okuyormuş gibi hissediyorum.Hem de sadece bir tık uzağımda.Öyle bayiye gidip "dergim daha gelmedi mi ağbi" demek de yok.
Sinemanın sadece Hollywood'an ibaret olmadığını anlatan güzel bir inceleme gelmiş Sineofreniklerden.İran Sineması pek çok sinefilin bile görmezden geldiği bir alan.
Geçtiğimiz yıl Persepolis sayesinde az da olsa bir kıpırdama yaşayan İran Sineması,Slumdog Millionaire'in de yarattığı Doğu Etkisinden nasiplenir diye umut ediyorum.

Sineofreniklerden de bu tip incelemelerin devamını bekliyorum.

3 - Modern Türk Sineması'nın En kötü 10 Filmi - Flying Dutchman


Aslında biraz da kıskançlıkla okudum bu incelemeyi;çünkü benim de değinmek istediğim bir konuydu bu.2000'lerde yattığı uykudan uyanan Türk Sineması'nın keşke hiç kalkmasaydı yattığı uykudan dedirtecek filmler de çıktı arada.İşte o filmlerden bir 10 listesi oluşturmuş Uçan Hollandalı.

Flying Dutchman bana göre sadece spor temalı bloglar içinde değil tüm bloglar içinde 1 numara Dutchman ve ekibi. Her konuda her branşta dolu yazılara rastlamak mevcut blogda.Hala keşfetmediyseniz,mutlaka uğrayın.

2 - Sağ Tık Sol Kroşe - Eksensiz


Bu kızda cevher var sevgili izleyenler.Artık adı Hande olanlarda mı bir potansiyel var orasını bilemiyorum ama Hande'nin yazılarını okurken adeta bir roman okur gibi hissediyorum kendimi.Basit bir olayı bile öyle güzel cümlelerle süsleyip öyle naif yazılar yazıyor ki yazısı bitince "ee gerisi..." diye kalıveriyorum.Kaliteli bir romanı uykum gelince yarıda bırakıp ertesi günü iple çeker gibi..

Bir fotoğrafın hissettirdiği acıyı öyle güzel betimlemiş ki yazısında,adeta kendi kaybettiklerim geldi aklıma yazısını okurken.Takibe alın bu kızı efendim.Gün gelir para verp alırsınız kitaplarını.

ve ilk HBBA Oscarı'nın sahibi...

1 - 10 Emir - SırmaTuğçeZeynep



Bloglarını "3 dişi kişinin bir takım yazılarının bulunduğu güzide bir blog sayfası" olarak tanımlayan Sırma-Tuğçe-Zeynep adlı üç kafadarın eserlerinin bulunduğu koftegibi.blogspot.com'da bu hafta okuduğum "Entellektüel görünmek için 10 Madde" başlıklı yazı son zamanlarda okudğum en eğlenceli yazılardan biri oldu.

Gerçekten de yazıyı okurken siz de hak vereceksiniz ki harika gözlemler..


Efendim işte böyle.İlk haftanın talihlileri bunlardı.Artık her hafta sonu beğendiğim yazıları yukarıdaki gibi sıralamayı düşünüyorum.

Bu yazıları yazan ve interneti keyifli hale getiren arkadaşlara tekrar teşekkür ediyorum.Beni bilenler bilir.Yalakalık peşinde bir insan olmadım hiç bir zaman.O yüzden gerçekten de yürekten gelen bir teşekkür bu.Umarım liste her hafta daha da fazla yazıyla dolar.

Forza Juve !!!

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 22:58

2

Yaratıcı Juve taraftarından bir vecize..

12 Mart

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 23:33

4

12 Mart 1971 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet sıfatına yakışmayacak günlerinden birini yaşadı.


Başta dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve diğer üst düzey komutanların imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra yollayarak hükümetin istifası isteniyor ve akabinde yaşanan süreçte (kukla) Nihat Erim hükümetinin kurulması sağlanıyordu.Ama tabi ki sadece basit bir yönetim değişimi değildi bu yaşananlar.

85 yıllık Cumhuriyet maceramızda;aslında hiç bir zaman oturtamadığımız "Demokrasi" kavramının tamamen dibe vurduğu günlerden biriydi 12 Mart.Kendisinden önce gelen 27 Mayıs ve kendisinden sonra gelecek olan 12 Eylül'ün anlattığından çok da farklı bir şey anlatmıyordu 12 Mart Muhtırası.Bu halkın kendi seçtikleri tarafından yönetilmeye hakkı yoktu bazı güçlere göre ve gereği yapılmalıydı bir an önce.


Gerekirse Başbakanlar,milletin vekilleri koltuklarından indirilir hapislere atılır;halk için yola çıkan gencecik çocuklar,mücadele verdikleri,haklarını aradıkları halkları tarafından ispiyonlanır tutuklanır,işkence görür hatta asılırdı bu ülkenin Demokrasi anlayışına göre.

Ve ne onlar için canlarını feda ettikleri halkları seslerini çıkarırdı buna,ne de sabaha karşı evlerinden alınan koltuk,mevki sahibi insanlar yıllar sonra ses çıkarırlardı bu duruma.Hatta idam kararlarının altına imza bile atarlardı utanmadan.Onlar için zaten "Dün dünden bugün bugünden" ibaretti. Arada yaşananlar ve yankıları ise bir kulaktan çıkar diğerinden akıp giderdi sadece.


Ve bu ülkede kendilerini Halkın da,Demokrasinin de Cumhuriyetin de üzerinde gören ORDU mensubu insanlar,güvenliğini sağlamakla hükümlü oldukları ülkelerinde,tanklarla sokaklarda kol gezip insanların sokağa çıkmasını yasaklayıp,tipini beğenmedikleri züppeleri(!) sakat bıraktılar.

Kürsü sahibi profesörler hapislere atılıp,tuvalet temizlettirildi.Onların öğrencileri ise bitirme tezlerini "Filistin Askısı ve Etkileri" başlığı altında topladı.


Peki bu süreçlerin yıllar sonra yansıması ne oldu ?

Kendilerine solcu,sosyalist,aydın,hümanist ve benzeri sıfatları yakıştıran yani 12 Mart,27 Mayıs ve 12 Eylül'ü çok iyi bilen insanlar günümüzde "AKP kim Tayyip kim aslan gibi Ordu var bu ülkede" söylemleriyle ortalarda gezmekteler.

2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Ordunun Darbe yapması gerektiğini söyleyen, e-muhtıra sonrası ise göğüslerinin kabardığını ifade eden Demokrasi savunucuları mevcut günümüzde.

Hatta aynı kitle Büyükanıt'tan önceki Genelkurmay Başkanı Özkök'ü siyasete fazla müdahele etmediği için eleştirmişti.


12 Mart'ın,27 Mayıs'ın uzantıları hala devam ederken bu durumun karşısında olması gereken insanların bu sisteme hizmet etmesi ordunun yaptığı darbeden çok daha darbeli aslında.

"Ama Akp de şöyle Tayyip de böyle" bıdı bıdılarına hiç girmeyin lütfen.Komik oluyorsunuz.Hepsinden öte ikiyüzlüsünüz...

Ben mezun oldugum ilkokulun adından bile utanırken (12 Eylül İlkokulu) siz o insanların günümüzdeki uzantılarını arkanıza alıp ellerde bayraklarla Cumhuriyet için yürüdüğünüzü söylüyorsunuz.O kitleyle huzuruna çıktığınız Atatürk şimdi hayatta olsa önce "Atatürk'ün hala hayatta olmasını isteyen 1 milyon kişi bulabilirim" diyen 1 milyon denyoyu azarlar ardından da oturtmaya çalıştığı Demokrasi kavramının içine sıçan meslektaşları adına utanır ve onların karşısında demokrasiyi savunan(!) Tayyip'i görünce "Ben nerde yanlış yaptım" deyip mezarına geri dönerdi.


Çarşafı,darbeyi savunan solcular,demokrasi avukatlığı yapan ama oyları kömürle satın alan iki yüzlü Milli Görüşçüler,şehit kanından siyaset yapan ip atlayan milliyetçiler ve tüm bunlara ses çıkarmadan oyunu satan ve "alternatif yok" diyen iki yüzlü Türk Halkı..

Sevr'e alternatifi yaratan kimdi peki ey halkım...

*12 Mart'da doğum günü olan Esra'ya da sevgilerimi sunuyorum.Doğum günün kutlu olsun Esra Sultan..

Geldim..

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 13:09

3

Kısa ya da uzun,nasıl derseniz deyin işte öyle bir aradan sonra tekrar yazmaya başlıyorum bugünden itibaren.Hayatımda yeni bir döneme girdim ve bu dönemde pek fırsat bulamadım yazmaya.

Bu evrede ben blogu boşlamışken yazılar üzerine yorumlar gelmeye devam etmiş.Güzel bir şey aslında bu.Her ne kadar en son yazımın(Melihland) üzerine yorumlar yoğunlaşsa da hala aylar önce yazdığım yazılara olumlu ya da olumsuz yorumların gelmesi hoş bir duygu.

Hep söylüyorum yine tekrarlayayım;belirli bir kitle tarafından düşüncelerinizin önemsenmesi,üzerine yorumlar yapılması,pozitif ya da negatif anlamda kaale alınmak gerçekten de özellikle her kafadan bir sesin çıktığı şu dönemde mutlu hissettiriyor insana kendini.

Neyse lafı daha fazla dolandırmadan geri döndüm diyorum işte.