Bugün 17 Ağustos 2010.
Aradan 11 yıl geçmiş. Unuttuk mu
17 Ağustos 1999'u?
"Hayır unutmadık...Hiç unutmayacağız!" derdim ama;
Nereye unutmadık?
Tabi ki unuttuk. Biz neleri unutmadık ki 17 Ağustos'u unutmayalım. Bundan 5-10 yıl sonra hiç hatırlamayacağız hatta.
Ama niye?
Nasıl oldu da sadece kayıtlara geçen ölü sayısının
20.000 olduğu, yüzbinlerce insanı ailesinden, sevdiklerinden, yerinden, yurdundan, evinden, işinden, hayatından eden böyle bir felaketi unutabildik?
Geçen hafta evdeki eski dergileri bir düzenleyeyim dedim. Mecmua arşivim iyidir. Atmam aldığım hiç bir dergiyi. Ara sıra da düzenlerim. İşte yine bir düzenleme olayına girdiğim esnada
19 Ağustos 2000 tarihli Leman Dergisi'ne rastladım.
Kapağında yıkık bir binanın önünde çökmüş ve kafası çatlamak üzere olan bi adam var ve şunlar yazıyor :
Unut Gitsin!
Nasıl olsa kesin ölüm sayısını, kayıplarını öğrenemeyeceksin!
Halen bir tek sorumlunun dahi yargılanmadığını görmeye devam edeceksin
Aynı dev müteahhit şirketlerin, inşaatçıların yeni deprem konutları onarım, tamirat, konut işleri aldığını görüp sinir olacaksın
Kaybettiğin onca yakınına üzülmekten kanser olmadan ya da kafayı yemeden unut gitsin..
Aklını kaybetme, sağlığını kaybetme, kendini kaybetme, diencini kaybetme, UNUT GİTSİN!
İşte bu yüzden unutmaktan başka çaremiz yoktu.

Gencecik insanlar anne babalarını kaybettikleri yetmiyormuş gibi hayatlarının geri kalanını protez kolla ayakla sürdürmek zorunda kalırken, o göçen evi iki kuruş fazla kazanmak için çürük malzemeyle inşa edenlerin ellerini kollaya kollaya sallaya etrafta gezdikleri gerçeğini farkedince,
Depremde en sevdiklerini kaybedip yine de inandıkları Allah'a isyan etmeyip şükredenler ellerinde "
7.4 yetmedi mi?" pankartıyla dolaşan kafaları görünce,
Depremden sonra
Yunanistan ve
Ermenistan'dan gelen yardımları reddedip, gönderilen kanları ise "
milli uyuşmazlık var" diyerek geri çeviren, tüm hastaneler dolmuşken Amerikan Gemi-Hastanesi'ne yaralı verilmesini yasaklayan
Osman Durmuş gibi bakanların hala milletvekili olarak seçildiğini içine sindiremedikçe,
"Geçici olarak ikamet edeceksiniz" dendiği halde yıllarca çadırlarda, prefabrik evlerde yaşamak zorunda bırakılıp adam yerine konmadıkça,
Her fırsatta "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diyenlerin insanlar ağlarken yağmaya koştuklarını gördükçe,
...ve zorlasak daha onlarca-yüzlerce madde sayabileceğimiz can acıtan bir gerçek olarak önümüzde durdukça unuttuk biz.
Bu sefer onlar uyutmadı bizi. Onlar "unutun" demedi, zorlamadı. Biz unutmak istedik.
"Nasıl olsa yenileri gelince bir daha yaşayacağız" diye unutmak istedik.
Unutmazsak çıldıracağız.
En azından şimdilik unutalım da delirmeyelim.
Sen de hala unutmadıysan; unut. Unutalım.
Unut...
Unut gitsin!!!