Ben Sevgi Doluyum

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 22:01

20

Hepiniz İzmir'de geçtiğimiz günlerde yaşanan vahşetten haberdarsınızdır. Ufuk Günaydın adındaki bir üniversite öğrencisinin bir kediyi tam olarak sıfatlandıramayacağım bir şekilde katletmesi hadisesinden bahsediyorum. Olaydan hala haberi olmayanlar olayın videosunu şurdan izleyebilirler.

Videoya bakıp da sayfalarca tespitler yapabiliriz, Ufuk'un soyuna sopuna küfürler edebilirz, öfkemizi pek çok şekilde ifade edebilirz.. Ben onu yapmayacağım.. Ha yapmadım mı? Yaptım da. Bildiğim küfürleri ettim Ufuk ve arkadaşlarına o öfkeyle.

Geçti sonra.

Şimdi anlatacaklarım da farklı zaten. Bambaşka şeylerden bahsetmek istiyorum.

Bloga yazdığım yazılardan birine ya da mailime şimdi tam olarak hatırlayamıyorum ama şöyle bir yorum gelmişti :


A.ına kodumun hümanisti sen de!!!

O zamanlar çok gülmüştüm bu yoruma. Hani bir insana başka insanlara değer veriyor diye böyle yaklaşılmasına gülmüştüm.

Sonra düşündüm uzun zaman ben hümanist miyim diye.

Gerçekten her insana değer veriyor muyum; mesela Ufuk Günaydın'a; Ufuk Günaydın'a tepki olarak onu linç etmek isteyenlere, katillere, tecavüzcülere, çocuk istismarcılarına da aynı değeri veriyor muyum diye? Sırf insan oldukları için?

Vermiyordum ki.

Ben hümanist falan değildim.

Hani ailemi, dostlarımı ayırın; ben insanları sevmiyordum.

Sevgi dolu biriydim ama; insanları sevemiyordum. Suç bende miydi?

Ben sevgi doluydum ama; ülkemi sevemiyordum. Suç bende miydi?

Ben hayvanları seviyorum.

Ben çocukları seviyorum.

Ben gerçekten sevgi doluyum ama sevgimi hak eden sadece onlar var.

Başkasına sebebsiz yere zarar vermeyen, canını acıtmayan, bundan zevk almayan bir tek onlar.

Ha öyle olmayanlara da sevgisizim sadece. Onları yok etmek istemiyorum, onları linç etmek, öldürmek istemiyorum.

Onlar beni ilgilendirmiyor. Ben onların olmadığı bir dünyada yaşamanın hayalini de kurmuyorum artık. Çünkü artık çok iyi biliyorum ki böyle bir dünya mümkün değil.

Hatta sevdiğim çocukları bile alıyorlar benden. Katil yapıyorlar, tecavüzcü yapıyorlar. Ufuk oluyor o çocuklar.

Ben sevgi doluyum ama insanları sevemiyorum.

Ben sevgi doluyum ama ülkemi sevemiyorum.

Sevgimi verecek bir dünya da aramıyorum artık.

Öyle yaşıyorum ben artık.

Öyle kutumdayım bekliyorum. Kimse görmesin sevgimi diye. Tekmelerler diye korkuyorum bazen. Ama arada kafayı da çıkartıyorum.

Ben sevgi doluyum ama..

Öyle.

Kısa Kısa 10

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 23:52

27

Her 2-3 ayda bir tren kazası yaşanan, her sel felaketinde onlarca insanın zarar gördüğü, her orta ölçekli depremde bile evlerin yıkılıp insanların öldüğü, hiç bir önlem alınmadan çalıştırılan tersane işçilerinin birer birer hayatını kaybettiği, grev yapan emekçilerin coplandığı, işçilerin hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğu ülkemizin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Şili'de 69 gün sonra yeraltından çıkarılan madencilerle ilgili yorum olarak "Biz olsak 3 günde çıkarırdık" dedi. Bu esnada 17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak'ta göçük altında kalan bazı işçilerin "cesetlerine" hala ulaşılamamış bulunuyor.

Ali Demir
Hani bazı derslerin boş olduğu söylentisi dolanır da içinizi bi mutluluk kaplar, sonra ders saati geldiğinde ilk 2-3 dakika kimseler ortalıkta yoktur da siz "evet kesin boş" diye sevinirken çok alakasız bir dersin hiç sevmediğiniz öğretmeni gelir ya sırf ders boşi geçmesin diye; hah işte yeni ÖSYM Başkanı Ali Demir o öğretmene benziyor.

Badem bıyık CV'lere eklenmeli. Çok kapı açar.

İnternette ünlü birinin öldüğü söylentisini çıkarıp ortalığı karıştıran insan tipleri mevcut bir de. Hani bin çeşit insan var zaten ayrı da hiç anlam veremediğim tiplerin başında geliyor bunlar. En son "Münir Özkul öldü" diye ortaya bi şey attı bu tiplerden biri. Sonra saatlerce yas tuttu insanlar. Bu kafaları anladığım gün kanser tedavisi hakkında da araştırmalara başlayacağım.

Mesut Özil'e ayıp etmiyor muyuz? Yuhlamak, gol attı diye "Vatan Haini" damgası vurmak falan? Mesut'u yuhlayan Türk gurbetçiler madem bu kadar bağlılar ülkelerine; kendilerini Alman vatandaşlığından feragat edip ülkelerine dönmeye davet ediyorum. Gelin sevgili vatandaşlarım gelin burda yaşayın madem bu kadar Alman düşmanı Türk aşığısınız. Hadi gelin burda da işsizlik maaşı, sağlık hizmetleri, insan hakları Almanya standartarında değil mi? ( değil. inanıp da gelmeyin)

Borges güzel bir Arda Turan - Mesut Özil karşılaştırması yapmış şu yazısında.

Ülkenin en önemli futbolcusunun "Çok sevişiyor ondan sakatlanıyor" diye yaftalandığı ülke yerine doğup büyüdüğüm, eğitimini kültürünü aldığım, bana en güzel yaşam standartını ve imkanlarını veren, "kazanmanın değil oyunun taraftarı" olan insanların yaşadığı ülkenin milli takımını seçerdim ben de Mesut'un yerinde olsaydım.

Adında "Halk" olan bir partinin halktan bu kadar kopuk olduğu başka yer var mı acaba çok merak ediyorum.

Başıma bir iş gelmeyecekse Cem Adrian'ı da şarkılarını da sevmiyorum, sevemiyorum.

"Televizyonda en sinir bozucu program hangisi?" derseniz tereddüt etmeden "Abbas Güçlü ile Genç Bakış" derim. Neyi, niye savunduklarını bilmeden sadece ezbere öğrendikleri şeylerle hayatlarını sorgulamadan geçiren ve güya üniversite okumakta olan gençlerin otu boku sadece alkışladığı insanın gözünde seğirmelere yol açan bir program. Kenan Evren bile alkışlandı bu programda düşünün artık gerisini.

Türbanlılara öcü gibi bakıyoruz, üniversitelere sokmuyoruz, Kürtler'in hepsini terörist ilan edip tiksiniyoruz, travestiler, gayler, sokak çocukları, çingenelerden zaten iğreniyoruz; Ermeniler, Rumlar, Gayrimüslimler zaten şerefsiz.... E ulan nedir senin istediğin ? Sen kimlerle yaşamak istiyorsun? Kendi saf ırkın dediklerinle geçinebiliyor musun da bu insanlardan korkuyorsun? Sorun sende biliyorsun değil mi?

Arada saçma şeyler de yapsalar; sırf şu "cCc, Reis" gibi ülkücü saçmalıklarını ayağa düşürüp dalga malzemesi yaptığı için bile seviyorum İnci Sözlük'ü.

Kış geldi; blog aleminde yazılar çoğalır.

Head Home

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 20:35

5

Eğer blog denen kavram 5000 küsur yıl önce çıkmış olsaydı "Bir süredir yazamıyordum, Uzunca bir aradan sonra bloga geri döndüm, Şu konu hakkında ne kadar zamandır bir şey yazmıyordum" gibi cümleler günümüzün atasözleri olacaktı muhtemelen.
Efendim işte ne diyim ki oluyor bir şeyler ihmal ediyoruz burayı.

Seyahatler, değişimler, hastalıklar derken canım blog öksüz kalıyor kenarda.

E samimiyetle takip eden takipçilerden de "Ama nerdesin yoksun ne zamandır, Ne olur artık geri dön, Hani haftanın şarkısı, Nerde lan film yazıları lavuk" gibi tepkiler almıyor değilim haliyle. (son örnek fazla samimi oldu)

Demiştim ya bir önceki yazıda gidip gele gele Aziz Yıldırım'ı oldum şu blog aleminin.

Neyse efendim girizgah olsun bu yazı ve şarkı. Diziler gibi yeni sezonu açayım ben de. Yarın bir "Haftanın Videosu"; ardından da bir "Kısa Kısa" ile devam ederiz.

Midlake - Head Home




No-one seems to be around today
They must've all gone off without me again
I think I'll head home

Maybe I'll find them gathered 'round my doorstep
Oh, to sleep in a comfortable bed
I think I'll head home

No-one seems to be around today
They must've all gone off without me again
I think I'll head home
I think I'll head home

Bring me a day full of honest work
and a roof that never leaks
I'll be satisfied

Bring me the news all about the town
How it struggles to help all the farmers out
During harvest time

But there's someone I'd like to see
She never mentions a word to me
She reads Leviathan

I think I'll head home
I think I'll head home
I think I'll head home

Bring me a day full of honest work
and a roof that never leaks
I'll be satisfied

Bring me the news all about the town
How it struggles to help all the farmers out
During harvest time

But there's someone I'd like to see
She never mentions a word to me
She reads Leviathan

I think I'll head home
I think I'll head home
I think I'll head home
I think I'll head home

Sayın Devlet Büyüklerimiz

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 19:27

30

"Bu aralar çok kötüyüm, bir süre ortalarda yokum, ben gidiyorum sağlıcakla kalın.." diye gidip gele gele blog dünyasının Aziz Yıldırım'ı olma yolunda hızla ilerliyorum sevgili okuyucular.

Neyse efendim bu sefer dönüş faslını kısa tutup yazının konusuna döneyim.

Bu sabah neler oluyor neler bitiyor diye internete bir göz gezdireyim dedim ve benim de blogdaki yazılara video eklemek için kullandığım, ara ara da sadece vakit geçirmek için ziyaret edip saatlerce kaldığım, bana göre en kaliteli video sitesi olan Vimeo'ya erişimin engellendiğini öğrendim.

İçeriğinde ağırlıklı olarak kısa filmler, illüstrasyonlar, müzik videoları bulunduran ve gerçekten de neredeyse her videosundan ayrı haz alabileceğiniz bu siteye erişimin engellenmesi aslında çok da şaşırtmadı beni. Hatta tam aksine henüz engellenmemiş olması idi beni şaşırtan.

Zira malumunuz ülkemizde erişime engellenmemiş video sitesi sayısı engellenenlerin yanında hayli azınlıkta kalıyor. Hele hele Ulaştırma Bakanı ünvanı taşıyan; yani bu ülkede iletişim, bilişim denince en önemli yetkili sayılan Binali Yıldırım'ın zamanında kendisine yöneltilen "Youtube engeli ne zaman kalkacak" sorusuna "Ne işiniz var elalemin sitesinde" diyerek cevap verdiği yerde bırakın vimeo'nun engellenmesine isyan etmeyi, internete girebildiğimize bile şükretmeliz bence. Bakanımızın dediği gibi ne işimiz var elalemin sitelerinde kuzum?

Bu seferki engellenme gerekçesi ise şuymuş efendim; CHP milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin bir hanımla birlikte olduğu bir video Vimeo'ya yüklenmiş ve  bunun sonucunda da siteye erişim engellenmiş. Sağolsun devlet büyüklerimiz gerek iktidarı ile gerekse muhalefeti ile her türlü sansür yoluna giderek bizlerin yine kötü yola sapmalarını engellemiş.

Açıkçası ben bu kararlarda çok büyük mantık hataları görüyorum. gördüğüm hataları da sakın "Bu devirde site mi engellenir, çağdaş toplumda sansür olur mu, bilişim özgürlüğü" gibi şeyler değil.

Efendim biz yaşadığım şu ülkede fikirlerimizi açık açık kimseden korkmadan, çekinmeden, yanlış anlaşılma, dayak yeme, hapse girme, dışlanma ve benzeri durumlara uğramadan ancak internette dile getirebiliyoruz. İnternette "karşıysan arkadaşını çağır" diyip davetlere tıklıyor, twitler yazıp trending olup anarşistlik yapıyor, bloglarda uzun yazılar yazıp "helal olsun, altına imzamı atarım" yorumlarıyla hazlar duyup kendimizi muhalefet sanıyor ve böylece klavye delikanlıları olup gerçek hayatta yine o sandıklara gidip iktidarından muhalefetine bu denyoları başımıza getirip; özetle günlük hayatta susup klavyede coşuyoruz.

E durum böyleyken sevgili büyüklerimize sesleniyorum;

Sayın devlet büyüklerimiz;

Çalıyorsunuz, çırpıyorsunuz, yolsuzluk yapıyorsunuz, halkı aldatıyor, karılarınızı da aldatıyor, onla bunla yatıp videolarda yakalanıyorsunuz. Hepsi size helal olsun. Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin koyun vatandaşlarından biri olarak size herhangi bir itirazda bulunmuyorum, zira haddim de değil efendim. Yoksa biliyorum ağzıma sıçarsınız ki sıçıyorsunuz da.

Benim sizden istirhamım şu ki; bari bırakın da hiç değilse sanal alemde hayalimizdeki muhalefeti, itirazı yapalım. Yazılar yazalım videolar çekelim, izleyelim, sizleri eleştirelim. Nasıl olsa günlük hayatta siz ne derseniz yine o olacak. Yine her birimiz bilmem kaç bin dolar borçla doğacak, her sabah andımızı okuyarak varlığımızı bu güzel vatana emanet edip "Almanya yenilince biz de yenik sayıldık yoksa yenilmezdik oğlum lan" müfredatında derslerle büyüyecek, verdiğiniz eğitim bir boka yaramadığı için ana-babalarımız dersanelere servetler harcayıp bizleri üniversiteye sokmaya çalışacak, mezun olanlar bile aslında meslekleri olan mesleklerini yapmak için cevaplarını satın alamadıkları sınavlarda sürünecek, iş bulanlar bile açlık sınırında maaşlarla çalışacak, sonra bizleri zorla askere alıp girişinde "anneler; oğullarınız bize emanettir" diyen komutanların bokunu temizleyip analarımıza küfürleriyle aylar geçirecek, evlenip çoluk çocuk yapıp televizyonda dizi izleyip sonra yine bu kısır döngüyü devam ettireceğiz.

Tüm bu ahval ve şerait içinde bari bırakın da klavye delikanlısı olmaya, sizlere internette muhalefet yapıp, sanal alemlerde vakit geçirmeye devam edelim.

Bırakın da yaşamak istediğimiz ülkenin hayalini sanal ortamda nicklerimizin arkasına saklanarak kurmaya devam edelim.

Son söz olarak : Hepinizin ağzına sıçayım.

Saygılar.. 

Ara

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 18:51

8


Bu ara yine bir şeyler oluyor bana çok da detaya girmek istemiyorum. Zaten ergenler gibi oldum her ay en az bi kere "bu ara şöyleyim bu ara böyleyim" diyip duruyorum salak salak.

Pek yazasım gelmiyor. Hatta ölüm yıldönümü nedeniyle Zeki Müren hakkında bir yazı yazmıştım onu bile tamamlayıp koymak gelmedi içimden. Öyle nedensiz değil bu sefer aslında. Var bir kaç nedeni de dile getirmek istemiyorum. Belki şu alttaki veda yazısının etkisine de girmiş olabilirim.

Neyse efendim bir süre yokum ben yine. Hep habersiz kayboluyorum bu sefer haber vermek istedim.

Dönerim bi ara belli olmaz benim sağım solum.

Gelene kadar kalın sağlıcakla.