The Curious Case of Mithat Körler

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 03:59

14

Bazı insanlar doğuştan şanslıdır. Sadece doğuştan gelen yeteneklerinin ortaya çıkmasıyla bir bir kapılar açılır önlerinde. Hatta bazen kapıların açılmasına bile gerek kalmadan başarıların ortasında bulurlar kendilerini.

Çok sinir bozucudur bu adamlar. Sanki bu dünya sadece onların keyif almaları için kurulmuş gibi gelir bize. Zaten yeteneklidir, zaten yakışıklıdır, zaten karizmatiktir, daha bir sürü zatenlerle doludur hayatları.

Ama bazı adamlar da vardır ki açmak için kapıları tırmalar durur, bir şekilde açtıkları o kapılardan içeri girmeleri yetmeyince de başka kapılar için çırpınıp dururlar. Ama olmaz bir türlü.

Her yerde rastlarız bu adamlara. Sanat , spor siyaset ve diğer kulvarlarda yıllarca adını duyduğumuz yüzüne aşina olduğumuz, her zaman bir şekilde bir yerlerden çıkan, küllerinden doğup tekrar küle dönüşen ama bir türlü yok olmayan adamlardır bunlar.

Bunlara en büyük örnekse Eskişehir ile simgeleşmiş, mahalli sanatçı kavramını ulusala taşıma girişimleri bir türlü başarıya ulaşmamış ama bir türlü de yılmak bilmeyen Mithat Körler'dir.

Tipine bakınca fast food zinciri maskotlarına benzeyen, yıllar geçse de yaşlanmak nedir bilmediği gibi mücadelesinden de taviz vermeyen Mithat Körler'in sadece albüm isimleri bile bu mücadelenin resmidir adeta.

Şimdi yaptığım yoğun araştırmalar sonucu Mithat Körler'in bu varolma mücadelesini irdeleyelim.

Ben Varım


Her şeyden önce yukarıda da belirttiğim gibi Mithat Ağbi'nin şifresi albümlerinin isimlerinde gizli. İlk olarak "Ben Varım" albümünde göze çarpıyor bu mesaj.
"Ben Varım" albümünde Mithat Körler o dönem Aliye dizisi ile patlayan Ayten Alpman'ın şarkısını yorumluyor ve bir nevi patlayan dizi furyasından sebeplenmeye çalışıyor.

Peki oluyor mu ?

Olmuyor.. Ama en azından şarkının adı ile mesajı veriyor Mithat Ağbi..."Bu alemde ben de varım" diyor.


İyi Gidiyor


Hani ayda yılda bir gördüğünüz "iyi çocuk da vakit geçirilmez" dediğiniz arkadaşlarınız vardır ya. Aslında tam arkadaşınız da değildir sadece görünce selam verirsiniz. Biraz muhabbet uzayınca gerer sizi. Esprileri kötüdür, muhabbeti çekilmez ama iyi de çocuktur bir yerde kıramazsınız, tersleyemezsiniz. İşte Mithat da herkesin nerde görse tanıdığı, yıllardır aşina olduğu hatta yolda görse "aaa Mithat Bey çok beyefendisiniz efendim" dediği ama ne bir şarkısını bildiği ne de bir kasetini aldığı adamdır.

Olmuyordur bir türlü..

Ama tipindeki Mithat'dan çok Mülayim, Kamuran , Sezer ifadesi yüzünden çevreden gördüğü bu ilgi sayesinde her şeyin iyi gittiğini, aslında olduğunu zanneder ve patlatır albümü : İyi Gidiyor..

İyi gitmiyordur oysa..


Sentez United

Umduğunu bulamayan Mithat, bu sefer Sanat Müziği'nden yakalamaya çalışır ışığı. Biraz da rockvari bir hava da katar şarkıya ki "gençleri de yakalayayım bir yerden" diye düşünür.

Ama öyle emanet durur ki klipte, vesikalık fotoğrafta yüzündeki pürüzleri yok edilmiş gibi bir ifade ile şarkısını söylerken hiç de inandırıcı olamaz "yaktın ah yaktın beni" sözleri ile :



Avrupa Avrupa Duy Sesimi (sadece Türkiye duysa da olur)

Baktı olmaz "ne yapalım ne yapalım" diye düşünürken milli takım, futbol temaları üzerine yoğunlaşır. Herkesin milli takıma marş yazdığı, milliyetçiliğin tavan yaptığı dönemde kolpadan bir marş yazar ve ucundan tutmaya çalışır bu furyanın :



Eskişehir Mithat'ı Zapteyle

Dünyanın bu en kötü marşı sayesinde yıllarca Fatih Terim ve evlatlarının bile tamamen bitiremediği milli takım sevgisini alıp götüren Mithat, "madem milliyetçilikten dem vuracağım o zaman bırakayım futbolu direk işin kaynağına ineyim" diyerek önce bir "Yeniden Başlasak" diyip reset atar ve "Yaylalar"ı koyar albüme.



Peki olur mu ?

Hiç olur mu allahaşkına..


Alemde Teksin Uslanmaz Adam

Denemediği tema, değinmediği konu, el atmadığı şarkı kalmayan Mithat her seferinde duvara toslar ama pes etmek şöyle dursun, başarısız oldukça daha da azimlenir.

Bir türlü "Uslanmak" bilmeyen Mithat bu sefer de "Alemde Teksin Club Mix" adlı eser ile tekno türüne el atar "çığır hayatında" yeni bir "sanat" açar.

Sözü, müziği ve bilimum zırvaları kendisine ait olan bu muhteşem esere dansçı kızlı diskolu muhteşem bir de klip çeken Mithat her ne kadar yine hüsrana uğrayacak olsa da azim yönünden hakikaten de "bu alemde tek" olduğunu kanıtlar.



Samuel Beckett'in Zeki Demirkubuz'un Masumiyet filminde de kullandığı bir sözü vardır :

Hep denedin hep yenildin.. Yine dene yine yenil. Daha iyi yenil


Demirkubuz'un kamerasından bakınca bir anlam kazanır bu laf ama Mithat Körler uygulayınca o anlamını yitirir.

Ha bir de işin şu boyutu vardır ki; Serdar Ortaç'ın, Demet Akalın'ın, İsmail YK'nın kral olduğu alemde Mithat Körler'in bu denemeleri çok da kafaya takılmamalıdır aslında. Hatta onların toplamından daha düzgün bir adamdır ama olmuyor be Mithat..

Ama sen denemeye devam et yine..

Ya da uğraşma her şeyi denedin.

Ya da sen karar ver bilemedim ben "Son Kararım" ne olsun..


*Gecenin 4'ünde uykusu kaçan ve yazı yazmak isteyen ama; ciddi bir yazı için kafasını toparlayamayan, geyik bir yazı içinse kafası hiç de yerinde olmayan bir adamın televizyonda bir Mithat Körler şarkısına denk gelmesi sonucu elinden çıkmış absürd bir incelemedir. Fazla ciddiye almayın.

Teksiiin teksiinnn değişilmezsiiin...

The 20th Birthday Portfolio

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 19:20

5

Empire Dergisi , 20.yılı şerefine bazı ünlü aktör ve aktristler ile bir fotoğraf çalışması yapmış. "The 20th Birthday Portfolio" adını verdikleri bu çalışmada ise tema olarak oyuncuların kariyerlerindeki önemli filmlere ilişkin materyaller ve sahneler kullanılmış.

Hoş da olmuş açıkçası.

Tüm çalışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

Bunlar da benim favorilerim.

Mel Gibson - BraveHeart


Arnold Schwarzenegger - Terminator


Sean Bean & Viggo Mortensen - The Lord of the Rings


Laurence Fishburne - Matrix


Christian Bale - American Psycho


Sam Neill - Jurassic Park


Tom Cruise - Minority Report



..ve bence çalışmanın en iyi fotoğrafı,


Anthony Hopkins & Jodie Foster - Tha Silence of the Lambs

Yorum Farkı

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 22:41

24

Blogda yeni bir seri daha başlatıyorum. Adı : Yorum Farkı

Efendim malum bizim genlerimizde bir gariplik var. Biz her şeyimizle tüm dünyadan çok farklı düşünüyor, davranıyor , yaşıyoruz.

Hele mevzu teknoloji ve teknoloji ürünleri ise bu farklılık iyice kendini belli ediyor. Özellikle bilgisayar ve internet konusunda tüm dünyadan açık ara sıyrıldığımız ortada. Bir Türk'ün bilgisayarını bile açmanıza gerek yok bu farklılığı görmek için. Monitörün üzerinde örtülü bir dantel bile farkımızı ortaya çıkarmaya yetiyor.

İnternete gelecek olursak da nerede bir anket olsa, izlemediğimiz filme, dinlemediğimiz şarkıya oy verir, Beethoven'ın bir senfonisinin olduğu videonun altına "ne kadar fenerli varsa..." diye başlayan cümlelerle dolu yorumlar bırakabilen insanlara sahibiz.

Yorum Farkı bölümünde işte bu enteresan yorumları taşımak istiyorum buraya. Gerçi artık o kadar aşinayız ki çoğunuza ilginç bile gelmeyebilir bunlar.

İlk örnek geçen hafta FriendFeed'de de paylaştığım, Ufuk Uras'ın mecliste yaptığı açılım konuşmasını izlemek üzere girdiğim Youtube'da karşıma çıkan güzide eser.

Efendim hep eleştirdiğimiz en alakasız videoda bile küfür olması durumuna "unchas" adlı kullanıcı "biraz" da olsa bir seviye kazandırmış.

Öncelikle kendisini kutluyor, sonralıkla başarılarının devamını diliyorum.





Montaj diyenler için orijinali burada.

Tito & Tarantula - After Dark

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 16:10

3

Haftanın Şarkısı'nda Tito & Tarantula'nın "From Dusk Till Dawn" filmindeki unutulmaz dans sahnesinden hatırlayacağımız "After Dark" adlı eseri var.

Şarkının normal bir klibi de var ama, Salma Hayek ve Quentin Tarantino ikilisi ile meşhur olan dans sahnesiyle şarkı artık iç içe geçtiği için klip yerine bu sahneyi koymanın daha uygun olduğunu düşündüm.

Emeğe saygı..



Grup hakkında detaylı bilgi için : www.titoandtarantula.com

* Yazgım'a teşekkürler.

Brown & Pavarotti

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 22:25

2

Haftanın Şarkısı'nda iki efsane aynı sahnede.

James Brown'un klasik olmuş "It's a Man's Man's Man's World" şarkısına Luciano Pavarotti eşliğinde unutulmaz bir yorum :