Merhametine Dön

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 01:14

15

Geçtiğimiz Aralık ayı..

Bir arkadaşımın kısa film projesi var. Benden de senaryo, karakterler, diyaloglar hakkında bir fikir istiyor. "Tamam buluşalım" diyorum. Bana bir adres veriyor. Gidiyorum oraya. Kendisi kafası güzel bir insan olduğu için telefonla canlı canlı tarif etmesine rağmen zar zor buluyorum bahsettiği yeri.

Mekan garip bir yer.

Dışardan depo gibi gözüküyor, önünde nette resmi paylaşılamayacak kadar sevimsiz 3 tane kedi. (bence sevimli kedi yok ya o da ayrı mesele)

Arkadaşıma "Ne biçim adres tarif ediyorsun oğlum" diye çıkışırken mekanın bir müzik stüdyosu olduğunu idrak ediyorum. Bu da yetmiyormuş gibi bir de duvarda asılı posterlerden ve ben içeri girdiğim esnada oturup hiç de istifini bozmayan bol pantolon giymiş, kafasında 50 cent modeli şapka takmış ağbiden mekanın rap kayıtları yapılan bir stüdyo olduğunu anlıyorum.

"Hah tam da yerine çağırdın beni, ne garip adamsın oğlum" diyorum içimden.

Zira hiphopçı zenciler gibi giyinen, rap yapan, dinleyen kitleye karşı çok fena bir önyargım var. Bana göre onlar özenti, bana göre onlar saçma insanlar. Bana göre zaten Türkiye'de Cartel'den sonra rap falan yapılmadı hepsi fasa fisoydu.

Ha bunu düşünme nedenim neydi ?

E Sagopa diye bir herifi dinlemiştim yıllar önce "Siktirin Gidin" diye bir şarkısı vardı. Bu nasıl şarkı be herif sadece küfrediyor. Bir de buna isyan, rap, aykırılık mı diyorlar şimdi ?
E zaten Ceza denen adam da "rap isyandır, başkaldırıdır" diye çıkıp lolipop reklamında hem de Hummer'a binip de oynamadı mı ?


O küfrettikleri popçularla düetler yapmadı mı ?


Zaten 50 Cent gibi tiplere ayrıca gıcığım.


Rap müziğin çıkış noktasına bak.


Bi de 50 Cent'in şarkılarına bak.


E işte bu yüzden rap dinlemem. Yapana da özenti gençlik gözüyle bakarım.

Bunları sadece burda yazıyorum sandınız değil mi ?

Yok işte.

Yerinden kalkmayan cool ağbinin yanındaki 18 yaşında olduğunu öğrendiğim rapçi çocuğa söylüyorum bu lafları.

Tabi biraz daha hafifletilmişi ama; birebir aynı yere çıkan cümleler.

Arkadaşım "oğlum nerdeyiz biraz tut dilini" der gibi baksa da suratıma içimdekini dürüstçe söylemenin ve şu özenti tiplere haddini bildirmenin  gururu çoktan kaplıyor bedenimi.

Ben coşmuşken arkada bir şarkı çalıyor. "Bu iyiymiş ama" diyorum en yüzsüz şekilde.

Sonra yüzsüzlüğü iyice ele alıp "bu bayağı iyiymiş yav kim ki bu" diyorum çocuğa.

"Ha bu benim şarkı ağbi" diyor çocuk.

Senin şarkı mı ?

Sen mi yaptın şimdi bunu ?

18 yaşındasın ve bu sözleri yazdın bu şarkıyı yaptın ?

2 saat oturuyoruz orda.

2 saat boyunca uzun zamandır kimseyi dinlemediğim kadar dinliyorum o çocuğu. Benim kendime yakıştırdığım o "hüzünlü öfke"yi görüyorum yüzünde.

O kadar mantıklı cümleler kuruyor, o kadar kendini biliyor o kadar yapmak istediği şeylerin farkında ki çocuk; "vay be" diyorum. Onun yaşındayken kendi halimi düşünüyorum da saygı duyuyorum çocuğa.

Eve döndüğümde ilk işim Sagopa Kajmer dinliyor diye kafa bulduğum bir arkadaşımdan en sevdiği Sagopa şarkılarını bana yollamasını istemek oluyor. Önce kafa buluyorum sanıyor haliyle o da.

***

Sagopa Kajmer'in o "Siktirin Gidin" şarkısını hala çok kötü buluyorum ki kendisi bile beğenmiyordur kanımca.

Ama Ceza ile yaptıkları "Neyim Var Ki" şarkısını dinleyip akabinde diğer şarkılarını da keşfettikçe dinlediğim her bir şarkı başka bir etki bıraktı üzerimde.

Sonra Merhametine Dön'e rastladım yeni albümünden.

Uzun zaman sonra ilk kez bir şarkının içime bu kadar işlediğini hissettim. Bilmiyorum belki ben abartıyorum ama "Merhametine Dön" bana çok fena geliyor ilk dinlediğimden beri.

Haftanın Şarkısı yazısı için fazla uzun oldu farkındayım ama böyle yazmak istedim bu şarkıyı.

Benim önyargılarım vardır. Ama hiç biri kırılmayacak önyargılar değildir. Çünkü hayat çok keskin çizgileri olan bi yol değildir. Zaman zaman yoldan çıkar, yol değiştirir; bazen yolda bile olmazsınız.

İşte bu önyargılarımdan birini kırmamı sağlayan 18 yaşındaki büyük adam Dilkeş'e teşekkür ediyor; kafamda ışık yakan şarkısı "Dünlerimden Bir Rüya"yı  bu linke tıklayıp dinlemenizi tavsiye edip sizi Haftanın Şarkısı ile baş başa bırakıyorum :

Merhametine Dön



Herkes uyudu yine içtimada düşünce
Bazen tercih etmen gerekir bilmemeyi bilmeye
El değmemiş hayallerimin ortasında duran bir kara sevda
Camına taş fırlatsan uyansa
Cesaretimi topladım, konuşacaktım
Sen gelince sular altında kaldı anlatacaklarım.
Gözlerimin sığınağı kadar aralık kapım
Ellerin gül kokardı sen diken satardın
Hayır ağlamıyorum; üstümden yağmur bulutu geçti
Hayır ağlamıyorum; gözüme biraz sen kaçtı
Çok tedirginim
Çünkü çok soğuksun yahu
Yine ormanın içine doğru kaçtır ürkek bir ahu.
Gülümsemene hasretim, bağlanmış basiretim
Hem de kapalıymış kısmetim.
Bir sokak köpeği buldum; ona sarıldım ağladım ağladım

Aklımı avla bir gafil kuş gibi mermiye değsin
Ama bu canımı sakla, başka bir can yok elimde avucumda.
Merhametine dön
Beni benden çal
Buna lüzum var..
Yarım yanmış, yarım donmuş.
Aklım buna şaşmış
Ama şaşmamam gerekmiş, bu şaşkınlıklar aptalcaymış.
Senin kalbin ahşapçaymıs benimki kezzapça,bu aşk ahmakça
Geç ve köşene otur suskun !
Senin zamanın degil bu zaman
Önce konuşmayı öğren sonra kolay kavran
Bu yollarda çok iyi olmalı manevran ve mis gibi kokmalı sunduğun manolyan
Yolcuların yolcusuyum, yolum tozlu topraklı
Gerilmiş ettten cambaz için ipler
Asfaltın üzeri paramparça cambazlar
Hepsini kaldırıp atar ölümden cımbızlar
Var olan son gücümle yüzümü yüzüne çevirmeliyim
Seni derhal görmeliyim
Ama hayır!!! Bir kez daha acı cekerek ölmemeliyim!..
Sana doğruları söylemeliyim
Karşımda yollar, ahval paranormal
Ben yoruldum, bir adım atmaya kalmadı takat.
Beni üzmeden söylemeye çalıstıklarının hepsi yüzümü mosmor eden sert tokat.
Aklımı avla bir gafil kuş gibi mermiye değsin
Ama bu canımı sakla, başka bir can yok elimde avucumda.
Merhametine dön
Beni benden çal
Buna lüzum var.
* Önyargı adlı görsel : Betül Kaplan 

Rabbime Sordum "Apaçi Ol" Dedi

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 00:30

14

Efendim malumunuz ergen depresyonu tadında günler geçiriyorum epey bir zamandır. Bunun da nedenini hala bulabilmiş değilim. Nasıl oldu da herkes "ben kendimi keseceğim" diye ortalıkta gazerken ergenliğini gayet neşe ve coşkuyla atlatan ben şu an 120. dakikada penaltı kaçırmış Asamoah Gyan gibi bir ruh haline büründüm hala çözemedim. Demek ki su çiçeği misali kurtuluşu olmayan bir durum bu ergenlik depresyonu.

Asıl konuya dönecek olursak epeydir blogda bir inceleme yazısı yazmıyordum. Zaten "epeydir bu konu hakkında yazmıyordum" kalıbının artık slogan haline geldiği bir blog olma yolunda da adım adım ilerliyoruz.

HBBA : Epeydir Yazmayan Blog

Bu inceleme yazısındaki konumuz ise şu depresif hallerime adeta bir ilaç etkisi yaratıp beni gol kaçırmış Güiza'dan beleşten hat-trick yapmış Inzaghi gibi bir ruh haline sokan bir videonun ardından ortaya çıktı.

Baktım ki; bu kadar gündemde olmasına ve kimsenin dilinden düşmemesine rağmen hiç bir blog "Apaçi" diye tabir edilen gençlerle ilgili detaylı bir inceleme yazısı yazmamış. Ben de daha önce yaptığım "EMO İncelemesi" nin bir benzerini yapmayı kutsal bir görev sayarak Apaçilerle ilgili bir yazı yazmaya karar verdim.

Nihat Doğan Soruyor



Peki Nihat Doğan'ın da en içten en samimi şekilde ifade ettiği üzere :

Apaçi ne demek ?

Aslında apaçi diyince aklıma iki şey geliyordu bundan bir kaç yıl öncesine kadar.

İlki zamanında beyaz adama en büyük direnişi gösteren, Geronimo gibi bir efsanenin de mensubu olduğu, bugün ortalıkta dolaşan pek çok ünlü vecizenin sahibi olan Amerika'nın güneybatısında konuşlanmış olan bir kızılderili kavmiydi.

Çocukluğumuzun kovboy filmlerinde, çizgi romanlarında kızılderili lafından çok bu Apaçi tabiri geçer, Apaçilik gözümüzde direnişin sembolü, oturaklı sağlam ağbiler olarak canlanırdı. O çizgi romanlarda, filmlerde Apaçilerin liderleri Ramiz Dayı karizmasında adamlar olup yukarıda da belirttiğim Geronimo gibi ettikleri her laf saniyesinde atasözüne dönüşürdü.

Apaçi diyince aklıma gelen bir diğer şeyse Körfez Savaşı esnasında adını sıkça duyduğumuz ve savaşın simgelerinden olan Apache AH-64 Helikopter idi.

E peki bir kızılderili kavmi ve bir helikopterin; saçlarını acayip şekillere sokan, acayip şarkılar dinleyen, köprü, sokak, mağaza vs. mekan farketmeksizin inanılmaz dans figürleri ortaya koyabilen bir gençlik akımıyla ne alakası vardı da onlara bu isim verilmişti?

Açıkçası yaptığım yoğun araştırmalar (bi arkadaşa sordum "bilmiyom" dedi)sonucunda bununla ilgili detaylı bir bilgiye ulaşamadım. Ama yine de burda hakkı yenen Apaçi halkından bu vesile ile özür diliyorum.

Ronaldo Effect

Gerçek Apaçi'leri bir kenara bırakır da bizdeki Apaçi kavramına gelirsek aslında her şey Spice Girls grubundan Victoria Adams'ın Manchester United'ın genç yıldızı David Beckham'ı tavlaması ve nikahı bastırtması ile başladı. David Beckham, Victoria'nın kocası olduktan sonra adeta kendini karısının eline bıraktı. Victoria da futbolcu kimliği ile öne çıkan kocasını adeta bir ikona dönüştürdü. David artık sahanın dışında sahanın içinden daha çok iş yapar hale geldi. 2003 yılında da Real Madrid, David'deki bu potansiyeli sadece sağ kanata takviye için değil aynı zamanda ekonomik olarak da ondan yararlanmak adına transfer etti.


Peki ülkemizdeki Apaçi Akımı ile David Beckham'ın kariyer planlamasının ne alakası var ?

Alakası şudur ki; David Beckham Real Madrid'e transfer olunca Manchester menajeri Sir Alex Ferguson onun boşluğunu Sporting Lizbon'un genç yeteneği Cristiano Ronaldo ile doldurdu.


Bu transfer, Manchester Unidted'da David Beckham'ın boşluğunu fazlasıyla dolduracaktı ama; sağ kanattaki boşluğu doldurmaktan çok daha farklı etkileri de olacaktı. Zira Ronaldo, üstün yeteneklerinin yanında karakter olarak Voodoo Girl'ün tabiriyle "Ticaret Lisesi Ülkücü Reisi" kafasında bir yapıya sahipti.

Ve Ronaldo Reis birden dünyanın en önemli futbol figürlerinden biri haline geldi.

Bundan en çok etkilenense karakteri koyacak yer arayan gençlerimiz oldu. Hepsi birer birer Cristiano Ronaldo olmaya başladılar.

Şimdi konuyla ilgili bir görüntümüz var onu izleyelim :



Aslında Ronaldo'dan daha da öncesine de gitmek lazım. Zira Almanya'daki vatandaşlarımızın çocuklarının da bu Apaçi Akımı'ndaki katkıları yadsınamaz.

Yozgat'ın köyünden çıkıp Berlin'in göbeğine sert bir geçiş yapan yurttaşlarımızın çocukları, evlerindeki Anadolu havası ve dışardaki düzen arasında sıkışıp ortaya İsmail YK, Cankan olarak çıktılar. Bir de bu isimler anavatanda da popülerleştikçe, tüm bunlara ek olarak ülkemizde Rap ve Elektronik Müziğin hayli yanlış anlaşılması; arabeskin de bu çorbaya eklenmesiyle ortaya garip sonuçlar çıkmaya başladı:



Yukarıdaki videoyu alkışlarlayaşıyorum'a ekleyen tapir adlı kullanıcının yorumunu da eklemek istiyorum izninizle :

Gurbetçi kardeşlerime açık mektubumdur, Güzel kardeşlerim, aslan parçaları; Ünlü, Cartel, Karakan bunlar güzel birer rüzgardı geldi geçti. Yapmayın, etmeyin. Bize İsmail YK'yı Cankan'ı aratmayın. Marangozluk yapın,mühendislik yapın, jonklörlük yapın, kozmonotluk yapın ama müzisyenlik yapmayın lütfen.

Dipnot: "Yaşayayamam" ne lan?

Beni böyle bir inceleme yazısı yazmaya iten video ise İzmir'de askere gidecek arkadaşlarını uğurlamak amacıyla bir araya gelmiş gençlerin şu eğlencesi oldu efendim :



Her şeyden önce ister alay edin, ister aşağılayın ama bu adamların rahatlıkları, kendilerine olan özgüvenleri, hayatlarından gayet memnun olmaları bence büyük bir takdiri hak ediyor.

Ayrıca 3 gündür aralıksız şu yukarıdaki videoyu izleyip kendi kendime coşuyorum.

Bana çok iyi geldiler.

                            * Cristiano Ronaldo - ortadakini tanıyamadım - Ricardo Quaresma

İçimdeki Apaçiye engel olamıyorum.

Geronimo Reis adına :

Çatlaaa patlaaaaaa !!!!


Çatlaaa patlaaaa !!!!


Dıdıdıdıdıdııdıdıd diiii ceeeeeyyyyy!!!!


Her Boku Bilen Sıtayla


İki Bin Ooonnnn !!!!

*Fotoğraf için Barbarossa'dan Oğuz'a teşekkürler.

Sitiv Cabs Kim ?

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 19:50

25

Ayfon 4 diye çalkalanıyor sosyal medya
Bana da fikirlerimi soruyorlar bu konuda
Nokya 3310'um çalıyor bu esnada
Bu Sitiv Cabs denen herif kim la ?

Ayfon 4'ü sol elle tutarsan çekmezmiş
Çekmese bile yine de milyarlar verirlermiş
Benim telefon duvara atmamdan bile etkilenmemiş
Zaten full çekse de "mesajsa turkcell, çalarsa annemmiş"


Hayatımda hiç aypodum olmadı benim
Piranha marka empeüçümden vazgeçemedim
Aypod alsam ona nasıl CanKan yüklerim
Sitiv Cabs şu gözlüklü herif mi la hele bi diyin.


"Bildiğiniz MAC servisi var mı" diye tivit yazıyolar
Benim hala XP kullandığımı bilmiyorlar
Bizim aşağıdaki cafede 15 liraya format atıyorlar
"Sitiv Cabs kim ?" desen "bakkala sor" der postalarlar


Hiç Apple ürünü kullanmadan adımı duyurdum sosyal medyada
Ayfonun hassasslığı zerre değil umrumda
Benim teknolojiden anladığım XP-Piranha-Nokya
Onu bunu bırakın da bu Sitiv Cabs kim la?

Wavin' Flag

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 22:05

5

Malumunuz 1 aydır "47 ayın sultanı" diye tabir edilen Dünya Kupası müsebbibi ile her yerimiz futbol. Ha bazılarımızın zaten tüm hayatı futbol ama; onlar için bile Dünya Kupası bambaşka bir tat bambaşka bir boyut.

Hayatının önemli bir bölümü futbol olanlardan olan bendeniz için de Dünya Kupası apayrı bir yerde. Zira daha okumayı yeni sökmüş bir çocukken ilk okuduğum kitaplardan biri; şimdi hangi gazete olduğunu hatırlayamadığım bir gazetenin verdiği; sarı kapağından hatırladığım ve dönemin ünlü dizilerinden Charles İş Başında'daki Charles'ın yaşlanmış haline benzeyen bir adamın yazdığı Dünya Kupaları Ansiklopedisi idi.

Futbolun sadece izleyip de "vur lan vur" dediğimiz bir şeyden ibaret olmadığını ilk kez o kitabı okurken anlamıştım. Her Dünya Kupası'nın, her takımın, her oyuncunun, her taraftarın, her stadın içinde apayrı hikayeler barındırdığını; hani artık atasözü haline gelen "Futbol asla sadece futbol değildir" lafını da yavaştan da olsa idrak etmeye başlamamın sebeblerindendir Dünya Kupası.

Haftanın Şarkısı için fazla romantik bir yazı olmaya başladı bu. Asıl konuya ve şarkıya döneyim ben daha fazla coşmadan.

Efendim malumunuz artık her büyük organizasyon için bir de şarkı yapılıyor. Aslında bu da "artık" denecek kadar yeni bir hadise de değil. Hatta İtalya 90'ın unutulmaz şarkısı "Un Estate Italiana" hala hatrımdadır.

Bu dünya kupası için de 2 şarkı ön plana çıktı. Biri Shakira'nın Waka Waka'sı, diğeri de K'naan'ın Wavin' Flag adlı şarkısı.

Ben açıkçası Shakira'nın şarkısını çok da sevmedim ki zaten böyle organizasyonlar için çok ünlü isimler tarafından yapılan şarkılar istisnalar hariç "ısmarlama" gibi duruyor. Ama K'naan'ın şarkısında "Afrika, özgürlük, futbol" öğelerinin hepsi o kadar güzel bir şekilde bir araya gelmiş ki; son yıllarda bir futbol organizasyonu için kullanılan en harika şarkılardan biri olmuş.

Kupa hakkında da bi kaç kelam etmek gerekirse; her turnuvada İtalya'yı tutan ben bu turnuvada Hollanda-İspanya finali istiyordum. Bunu istememdeki neden de çok önemli iki futbol ülkesi olan ama bugüne kadar Dünya Kupası sevinci yaşayamamış ama bunu çoktan hak eden bu iki ülkeden birinin kupayı almış olmasını istememden ileri geliyordu. Birazcık "ihtiyacı olan alsın yavruummm" diyen yaşlı teyze mantığıyla yaklaştığımı kabul ediyorum olaya ama; kupanın gidişatı da beni pek yanıltmadı şimdiye kadar.

Ayrıca bundan neredeyse 1 buçuk ay önce; henüz daha kupa başlamamış ve herkes ortalıkta "Brezilya, Arjantin" diye dolanırken Ortega'nın friendfeed sayfasında yapmış olduğum ve resimde görebileceğiniz kehanetimin tutmasına da sevinmedim dersen yalan söylemiş olurum.

Bu arada Hollanda- İspanya diyorum ama bu kupayı Almanya sonuna kadar hak ediyor.

Şarkıya geçelim :




Give me freedom, give me fire
Give me reason, take me higher
See the champions, take the field now
Unify us, make us feel proud

In the streets, our hands are lifting
As we lose our inhibition
Celebration, its around us
Every nation, all around us

Sing forever young,
Singing songs underneath the sun
Let's rejoice in the beautiful game
And together, every end of the day

We all say
When i get older, i will be stronger
They'll call me freedom, just like a wavin flag
And then it goes back, and then it goes back
And then it goes back , and then it goes ...

When i get older, i will be stronger
They'll call me freedom, just like a wavin flag
And then it goes back, and then it goes back
And then it goes back , and then it goes ...

Oh oh oh oh oh...

And everybody will be singing it ....
And we all will be singing it ...

When i get older, i will be stronger
They'll call me freedom, just like a wavin flag
And then it goes back, and then it goes back
And then it goes back , and then it goes ...


* Dünya Kupası yazıp da Vuvuzela ve Ömer Üründül'den bahsetmedim. Şukumu verin.

Kendime Diss

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 17:36

33

Bir aydan biraz daha fazla bir süre önce "son kitabımı yazmak için sizlere kısa bir veda ediyorum" tadında bir yazı yazarak ara vermiştim bloga.

"Bloga ara verip kitaba yoğunlaşayım" ayağına kendimi bir elimde kadeh, diğerinde purom, kapandığım dağ evinde şöminenin önünde, klasik müzik eşliğinde daktilomda yazılarımı yazarken bulacağımı mı sandım bilmiyorum ama; bir elimde gofret, önümde televizyon, dünya kupası maçlarını izleyip vuvuzela sesi kulağımda öter halde buldum kendimi.

Hele bir de benimle röportajlar yapılır, her taraftan "bugünlere nasıl geldiniz, kitabınızda neler anlatıyorsunuz, gençlere ne tavsiye edersiniz" diye sorular sorulur, formspringde on dakikada bir "benimle evlenir misin?" diyen kızlara klorak lekeli şortumla esprili yanıtlar verirken bugün milliyette çıkan röportajımla dank etti kafama bir şeyler.

Ne yapıyorum ulan ben ?

Daha çıkmamış kitabımın artisliği, twitter ünlüsü yaftası, gazeteden röportajlar, önüme gelen herkese her şeye gerekli gereksiz sallamalar..kalp kırmalar falan..

Tamam ruh halim çok da iyi değil son bir kaç aydır ama bu kadar da kendimi kaybetmemiş olmam gerekmiyor muydu benim ?

Hadi desem "e ufak da olsa bir şöhret var tabi onun etkisi" e o da yok ki ?

Öyle olsa biraz heyecan duyarım ama zerre heyecan da yok bende.

E o zaman nedir bu saçmalamalarımın nedeni ?

İnanın hala bilmiyorum.

Son 1 ayda bana "neyin var" diye soran herkese farklı cevaplar verdim. O an sıralamada hangisi varsa o idi cevabım. Ama hiç biri de asıl nedeni değildi.

Hala da bilmiyorum asıl neden ne ama ben bloga geri dönmek istiyorum şu an. Kitabın da canı cehenneme (aslında böyle demeyecektim burda ama; tv açık ve adamın biri aynen bu cümleyi söyledi)

Bu yazıyı da kendime haddimi bildirmek için yazıyorum.

* Bu arada bahsi geçen röportajda aslında 2 saati aşkın konuştuk. Ama malumunuz bir röportajda söylediğiniz şeyler yazıya dökülünce eksik kalabiliyor. Bunda da röportajı yapan Ceren'i kastetmiyorum. Hatta tam aksine gayet samimi ve güzel bir otam sağladı bize. Bahsetmeye çalıştığım bazen insan içinde bulunduğu ruh halinin de etkisiyle fazla coşabiliyor. O gün de öyle bir ruh hali içinde idim. Misal spor bloglarının her maça ayrı yazı yazması ile kastetmeye çalıştığım "fotomaç benzeri şekilde her maça yazılar yazan sığ bakış açısındaki blogların artması" iken orda sadece "spor blogları her maça yazı yazıyor" gibi yansımış. Keza aynı şekilde Serdar Kuzuloğlu hakkında "internet ekipler amiriyim diye geçiniyor ama nick kullananlara karşıyım diye dolanıyor" gibi bir üslupta değildi anlatmaya çalıştığım şey. O çıkışına hala karşıyım ama bu kadar sığ bir şekilde ifade etmek istememiştim.

* Bu açıklamaları da kıvırmak ya da herkese mavi boncuk dağıtmak amacıyla değil; en sevmediğim şey olan yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için yapıyorum. Ayrıca eğer bir gün götüm kalkarsa onu da kendim indiririm gördüğünüz gibi.