Posted by
her boku bilen adam
| Posted in
haftanın şarkısı
| Posted on
01:20
Uzun uzun bir şeyler yazasım vardı ama şu Blogger'a erişimin engellenmesi tüm keyfimi kaçırdı bu akşam. Üzerine yeni bir şeyler söyleyecek değilim. Bir kaç ay önce şu yazıda yazdıklarım hala geçerli malesef ve geçerli olmaya da devam edecek gibi.
Neyse efendim. Bu haftanın şarkısı Adele'den Rolling in the Deep.
Açıkçası Adele'den bihaberdim ben. Twitter'dan takip eden ErkalDemir kullanıcı adlı biri yolladı sağolsun ve bir haftadır adeta kilitlenmiş durumdayım hem bu şarkıya hem de diğer şarkılarına Adele'nin.
Sözü fazla uzatmadan sizi Rolling in the Deep'i dinlemeye davet ederken, bu şarkıyla yetinmeyin iki albümünü de bir an önce edinin diyor; ErkalDemir'e de beni bu sesle tanıştırdığı için teşekkür ediyorum.
Adele - Rolling in the Deep
There's a fire starting in my heart
Reaching a fever pitch, it's bringing me out the dark
Finally I can see you crystal clear
Go head and sell me out and I'll lay your shit bare
See how I leave with every piece of you
Don't underestimate the things that I will do
There's a fire starting in my heart
Reaching a fever pitch
And its bring me out the dark
The scars of your love remind me of us
They keep me thinking that we almost had it all
The scars of your love they leave me breathless
I can't help feeling
We could have had it all
Rolling in the deep
You had my heart inside your hands
And you played it
To the beat
Baby I have no story to be told
But I've heard one of you
And I'm gonna make your head burn
Think of me in the depths of your despair
Making a home down there
It Reminds you of the home we shared
The scars of your love remind me of us
They keep me thinking that we almost had it all
The scars of your love they leave me breathless
I can't help feeling
We could have had it all
Rolling in the deep
You had my heart inside your hands
And you played it
To the beat
Throw your soul through every open door
Count your blessings to find what you look for
Turned my sorrow into treasured gold
You pay me back in kind and reap just what you sow
We could have had it all
We could have had it all
It all, it all it all,
We could have had it all
Rolling in the deep
You had my heart inside your hands
And you played it
To the beat.
Posted by
her boku bilen adam
| Posted in
gündem
,
kişisel
,
politik
| Posted on
19:20
17 Nisan 1993 sabah saat 09:00
Ben o zaman anneannemlerle birlikte yaşıyorum. Nedenini sormayın, uzun hikaye. Kardeşimi ise sabahları annem getirip bize bırakıyor.
Bir cumartesi sabahı o sabah ve kardeşimle erkenden kalkmış önce çizgi filmleri seyrediyor ardından da bahçeli evdeki ağaçlardan birine amaçsız bir şekilde çıkmaya çalışıyoruz. Derken dedem evden mandalin bahçesini sulamak için çıkıyor ve yanımızdan geçiyor. Ben hemen sabah haberlerinde çizgi filmleri kesip verdikleri flaş haberi dedeme yetiştiriyorum acar muhabir edasıyla :
Dede, Özal'ı hastaneye kaldırmışlar.
Dedemin cevap net :
Gebersin pezevenk!
Ben aslında tahmin ettiğim cevabı duyduğum için sırıtıyorum. Sonra eve dönüyoruz kardeşimle. Televizyonu açıyoruz yine. Tüm kanallarda aynı haber : Özal hayatını kaybetti.
Ben önce şok oluyorum sonra da "Dedem duymaz da ilk ben haber veririm umarım" diye geçiriyorum içimden. Niyeyse çocukken böyle bir flaş haber verme isteği vardı bende.
Neyse dedem geliyor öğlen. İçeri girer girmez hemen atlıyorum :
Dede, Özal ölmüş!
Dedem önce bir duraksıyor, sonra hüzün çöken bir ifadeyle şöyle diyor :
Yapma bee...Gençti la yazıg olmuş..
Posted by
her boku bilen adam
| Posted in
haftanın şarkısı
| Posted on
22:27
Valla bu haftaki "Haftanın Şarkısı" için öyle uzun uzun bir şeyler yazasım yok. Kafanız bozuksa, kendinizi kötü hissediyorsanız, kronik bir depresyon haliniz varsa açın şu klibi izleyin efendim. Her derde deva..
Sözlerini de yazayım :
Woowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoow
Oowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowoowo
Owoowoowoowoowoo
Barbra Streisand!
Şaka len şaka bunun sözü mü olur. Herifler vuuu vuuuu üstüne Barbra Streisand diyor işte. Ama ne eğleniyorsun şarkıyı dinlerken.
Doğru mu?
Ahhh sivirim bin sizi....
Posted by
her boku bilen adam
| Posted in
demiş ki
| Posted on
23:42
Biz bu adamı sadece her maç asist yapması, goller atması, istatistikleri alt üst etmesi yüzünden değil; geceye damga vurduğu, hat-trick yaptığı bir derbi maçının akşamında, bizim bile aklımızda değilken, şu cümleyi yazabildiği için bu kadar çok seviyoruz.
Posted by
her boku bilen adam
| Posted in
kısa kısa
| Posted on
01:13
Tecavüz eden kadar dekolte giyenin de suçu olduğunu belirten bir açıklama yaptı İlahiyat Profesörü Orhan Çeker malumunuz. Sonunda da kıyamet koptu tabi. Ama bunda koparılacak bir kıyamet göremiyorum ben şahsen. Eşeğe bile tecavüz edilmesinin espri konusu olduğu, "Fatmagül'ün Suçu Ne?" geyiklerinin(!) aylarca yüzleri güldürdüğü, Barış Gelini'nin beyaz gelinliğinin kana bulandığı, futbolda bile alınan galibiyetlerin "Tecavüz" diye kutlandığı yerde bu dekolte açıklamasının bu kadar tepki alması idi beni asıl şaşırtan. Şaşırdığımız kadar samimi miyiz acaba?
***
Diana Taurasi rezaletine sadece Fenerbahçeliler değil "Ben sporseverim" diyebilen herkes tepki vermeli üzerindeki formayı çıkarıp. Sadece Fenerbahçe'nin olası bir Avrupa şampiyonluğu değil aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük kadın basketbolculardan birinin kariyeri tehlikeye atılmıştır bu skandalla. Kaldı ki bu akşam Orhan Şam da aklandı ve bu rezaletin sadece Taurasi ile kalmadığı ortada.
Olayın ne olduğunu bilmeyenler Papazın Çayırı Blogu'ndaki şu yazıya göz atabilirler.
***
Fenerbahçe'nin kadın voleybol maçını izliyorsun diyelim; ya da erkek basket takımı zorlu bir deplasmanda destansı bir galibiyet almış, sen de buna sevindiğini belirten bir şey yazıyorsun. Sen bunu yazınca "İnönü'de koyacaz size, Young Boys nasıl koydu size, 2-2 mi 2-2 mi ehehehe" yazan insanlar var ciddi ciddi. Ha bu modellerin "6-0 koyduk 6 tane 6 muahahah" diyen modelleri de bizim tarafta mevcut. Yani gerçekten de bu nasıl bir kafa, bu nasıl bir taraftarlık anlayışı ben kavrayamıyorum.
***
Karşıtı olduğun birini, bir tarafı, görüşü eleştirince kendi tarafından da bir şeyleri örnek vermek zorunda olmaktan nefret ediyorum. Ama malesef bizde böyle bir durum var ve bu refleksimiz olmuş. Mesela ben Quaresma'nın tekmesini eleştireceksem cümleme mutlaka Emre Belözoğlu'nun da ne kadar çirkef bir adam olduğunu söyleyerek başlamak; Ankara'yı eleştireceksem "İzmir'de de şunlar var" diye hemen araya sıkıştırmak zorundayım. Yoksa samimiyetim sorgulanır, yoksa o eleştirdiğim şeyi eleştirme hakkını bulamam. Yani illa önce "ne ayak" olduğumu belirtmem lazım.
***
Papağan Reyiz ve Baykuş Reyiz flashları her derde deva. Tavsiye ediyorum.
***
Geçen cuma akşamı eve giderken sokağın başında toplanmış bir grup ergen tarafından yumurtalı saldırıya uğradım. Yumurtayı atıp kahkahalar eşliğinde kaçtılar. "Ne oluyor lan" diye bağırsam da pek bi işe yaramadı bu serzeniş. Zaten korumalarım da izindeydi o gün. Bu arada kendimi çok önemli hissettim. Ayrıca Egemen Bağış ve Burhan Kuzu'ya da aşk olsun. O kadar da kötü bir şey değilmiş.
***

Behzat Ç. Türk televizyonlarının gördüğü gelmiş geçmiş en muazzam antikahraman, dizi ise sadece son yıllarda değil tüm zamanlarda yapılmış en iyi 4-5 diziden biridir bana göre. Önyargıyla yaklaşıp 3 haftada tüm bölümlerini izlemiş biri olarak söylüyorum bunu. Kitabını okumadığım yazarlardan biriydi Emrah Serbes. Dizisi böyleyse kitapları nasıldır bu hikayenin diyerek okumaya başlıyorum onları da.
***
Gerrain , 5posta , Ogamiitto , Delininbiri Arthur Cravan , Siminya , Cheja , PVH , Immanuel Tolstoyevski , Aethewulf , Ankaragazozu bir araya gelmiş ve
Zararlı Cemiyet adında bir blog kurmuşlar efendim. Kadro süper, yazılar daha süper. Tavsiyem mutlaka bir göz atmanız. Link
burada.
***
Kendisine inanmamayı bırak; taşlayanlara bile dokunmayan bir peygamberin dininden olduğunu söyleyenler sünnet diye sakal bırakacaklarına önce bu hoşgörüyü hatmetsinler. Yüzdeki kılı değil, kalbin içindekini örnek alsınlar.