Efendim malumunuz Başbakanımız durmadan açılımlar yapmakta; Türk, Kürt, Roman demeden her kesime hitap edip; şarkıcı, türkücü, aktör, aktrist ve Nihat Doğan demeden Türkiye’nin tüm meşhurlarını bir bir makamına çağırıp kahvaltılar vermekte.
Kürt Açılımı ile başlayan ve temelinde birlik beraberlik, barış ve kardeşliğin olduğu ama özünde daha çok "
her kesime şirin görünme” çakallığının yattığının
Ermeni vatandaşlarla ilgili söylemler sonucu iyice açığa çıktığı bu açılımlardan yola çıkarak Başbakan’ın artık görmezden gelemeyeceği Sosyal Medya’ya da el atacağını ve yakında
Sosyal Medya’nın en büyük simgeleri olan
Blog Yazarları’nı bir kahvaltıya, akşam yemeğine, olmadı bir kokoreççiye çağıracağını düşünmekteyim.
Peki bu görüşme nasıl geçer ?
“
Köşe yazarları ne kadar az yazarsa ülkede o kadar huzur olur” diyen Başbakan’ın köşe yazarlarından çok daha sivri dilli blog yazarlarına neler söyleyebilir ?
İşte
HBBA olarak bu görüşmenin olası perde arkasını sizler için araştırdım.
Pucca
Başbakan’ın
Pucca ile birebir muhattap olacağını pek düşünmüyorum açıkçası. Ama genel konuşmasını yaparken şöyle şeyler söyleyip dokundurabilir kendisine :
Bazı hanımlar var ki sabah sevgilisiyle kavga ediyor, akşamına yazısında; akşam adamda kalıyor sabaha blogunda… ne var ne yok anlatıyor.. Olmaaaaz!!! Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz. Sen namahreminle yaşadığını dört duvar arasından dışarı çıkarmayacaksın.
Başbakan’ın bu dokundurmalarından sonra, toplantının sonunda
Emine Erdoğan, Pucca’yı kenara çeker ve kulağına “her gün yeni yazı var mı diye bakıyorum.” der ve durumu toparlar.
Flying Dutchman
Bazılarınız var ki blog yazarı değil maşallah Pekin metrosunda bilet gişesi memuru. İki dakika boş durmuyor yav.. Blogu bi açıyorsun “En İyi 10 Al Da At Dercesine Pas”, 10 dakika geçiyor bi bakıyorsun “Singapur Ligi İncelemesi”, aradan 1 saat geçmiyor “Iron Maiden Budapeşte Konseri”, yorum yapayım diyorsun o arada site güncelleniyor bi bakıyorsun “ Mick McCarthy Senden Nefret Ediyorum” başlıklı bir başka yazı… Hangi arada kendi işlerini yapıyorsun sen. Ne bu hırs, ne bu trafik… Bi soluklanın bi kendinize gelin yahu !!!
5Posta
Zamanında en az üç çocuk yapın dedik ama aranızda bu söylemimizi farklı yerlere çekip bu işin yol haritasını çıkartanlar var? Daha sayfaya girmenle “Günün Gacısı” olarak karşına çekik gözlü çıplak bir kadın çıkıyor. Her şeyden önce Gacı lafı Romanlara özgü bi laftır ve ben Roman vatandaşlarımı rencide ettirmem arkadaş. Tamam en iyi meyve koyu olan, en iyi hatun da bodur olandır ama sen benim hem Roman vatandaşımı hem de Eskişehirli Tatar vatandaşlarımı balık halindeki levrek gibi sergilersen kusura bakma ama ben bu oyunu bozarım arkadaş !!!
Herkes haddini bilsin !!!
Voodoo Girl
Bir kız var; öğretmenim diyor. Ama bakıyorsun yazdıklarına ; yok şu bara gittik yok şöyle eğlendik. Bi kere Ankara’da hangi okulda hocasın bakayım sen ? Ankara gibi yerde nasıl oluyor bu gece hayatı ? Hem blog yazarı hem öğretmen olunmaz !!! Ya öğretmen olacaksın ya blogger. ikisi bir arada olduğu zaman ters mıknatıslanma yapar.
Edward Ander
Askerlik yan gelip yatma yeri değildir dedik. Ama aranızdan bazı yazar arkadaşlar askerde yan gelip yatmamayı, orda da yazı yazma olarak algıladı. Yav kardeşim, askerdesin.
Yat, sürün, koş….
Ne diye her çarşı izninde blog yazısı yazıyorsun sen ?
Sen bu kafayla gidersen "ben bu yaz nerdeydim?" sorunun cevabı "askerdeydim" olmaya devam eder.
Oz-T
İşte hem partimiz hem de hükümet olarak anlatmaya çalıştığımız; açılımlarla desteklediğimiz mesaj bu : Hepimiz Aynı Mahallenin Çocuklarıyız !!!
Her ne kadar hanım kızımız bizim örfümüze, kültürümüze hiç yakışmayacak şekilde bazı söylemlerde bulunup bir şeyler yazıyor olsa da biz onu da kucaklıyoruz. Zaten taa Amerikalar’dan atıp tutmak kolay. Gelsene buraya. Gelip burda elini taşın altına koysana…
Ama olsun biz yine de onu da kucaklıyoruz.
Sami Hazinses
Efendim biz ne dedik. “blog bizim için amaç değil araçtır”. İşte aranızda bu söylevi tamı tamına uygulayan bi arkadaş var. Amma velakin amaç var, amaç var… Biz hangi amaçlarla kullanıyoruz, bu arkadaş hangi amaçlarla kullanıyor…
Yok efendim neymiş börek severmiş de, ailesiyle yaşarmış da…
Sevsinler seni…
Kerizella
Bakın benim 3 çocuk lafımla zamanında dalga geçenler olmuştu. ama ne oldu. Biriniz çıktı bu çocuk işini fırsata çevirdi. Böylece ne kriz kaldı ne işsizlik. Hepiniz Alev’i örnek alsın.
Serdar Kuzuloğlu
Özel olarak yanına çeker ve “Öyle sahte isimler ardına saklanıp ona buna sallamasın kimse. Senin de bu konuyla ilgili FriendFeed’de yaptığın çıkışı çok beğendim. Senden İnternet Ekipler Amiri olarak bu bu tip çıkışlar ve denetlemelerin devamını bekliyorum. Haydi layklarını da al git.”
Her Boku Bilen Adam
Hele bazılarınız var ki her şeyin en iyisini en doğrusunu o biliyor. Her şeyi eleştiriyor. Yav kardeşim ben göreve geldiğimde emekli maaşı 150 TL iken şimdi 600 TL.. Bunu niye yazmıyorsun ? Anca oturduğun yerden her yere laf yetiştir. Madem sen biliyorsun en iyisini en doğrusunu; kurarsın bir parti, girersin seçime, benim halkım seni seçerse gelirsin oturursun seni de görürürüz ne yapıyorsun ne yapamıyorsun….
Ben yarın bırakıyorum koltuğu gel otur haydi hodri meydan !!!
Ama bunlar bilmezler, bunlar anca oturdukları yerden……
ve Başbakan coşar…
Davetin sonunda her birimiz “
O kadar da kötü değilmiş adam, Sonuçta bizi yemeğe çağırdı. Kim çağırdı ki bizleri şimdiye kadar böyle bir makama, Bak eleştirdi falan ama o kadar birebir muhattap oldu, Bu da bi gelişme …” gibi saçma bir iyimserlikle ordan çıkar; bir süre afyonlanmış halde hayatımıza devam eder, sonra değişmediğini gördüğümüz ilk saçmalıkta da koca bir “
haaaaaaa….şimdi anladım” diyip uyanırdık mevzuya.
Ama olsun Sayın Başbakanım. Size yine de çağırabilirsiniz bizi yemeğe…
…kahvaltı da olur…
…bi pizza söyleyin bari…
…gofret ?