Ben Yandım Siz De Yanın

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 23:51

17

Bloga üç haftadır yazı yazamamamın nedeni.

video

Amansız Olacağına Önce Adam Ol

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 04:54

6


Kendimi bildim bileli(bu da nasıl bir ifadeyse) Fenerbahçeliyim;hem de sıkı diye tabir edilen taraftar tipindeyim diyebilirim.Henüz 4-5 yaşında 103 golle rekor kırdığımız sezonla başlamıştı bende taraftar olma bilinci.Teyzemin ordan burdan bulup getirdiği Schumacher,Rıdvan,hatta Müjdat posterlerini odama onunla beraber astığımız günlerde bir tutkuya dönüşmeye başlamıştı bu bilinç.

O dönemden aklımda en çok kalan anılardan biri,pek çok Fenerlinin de aklında kalmış olan efsanevi 4-3'lük biten Galatasaray maçıydı.3-0 geride kapattığımız ilk yarının sonunda benimle uğraşmayı seven ve sırf laz arkadaşlarına yaranma amacıyla Trabzonspor'u tutan dayımın beni kızdırma girişimleri,o zamanlar ota boka ağlayan bir çocuk olan benim gözlerimin yaşarmasına sebep olmuştu.İkinci yarıyı izlemek yerine evin bahçesinde volta attığımı da hatırlıyorum.


Sonrasında ise şampiyonluklar,galibiyetler,bazen de hezimetlerle dolu her biri ayrı hatıraya dönüşen yüzlerce maç.

Aralarında bazıları farklı yerde durur bu maçların.


Mesela Galatasaray'ın UEFA kupasını aldığı sene Ali Sami Yen'de oynanan derbiyi hatırlarım.O zaman yerlerde sürünen Fenerbahçe,Avrupa'da önüne geleni yenen Galatasaray karşısında "acaba kaç fark yer" diye tahminlerin yürütüldüğü bir maça çıkıyordu.Benim doğumgünüme denk gelmişti o maç ve en yakın arkadaşım Erdem ile beraber sadece Galatasaraylıların olduğu ücra bir kaaave'de izlemiştik o maçı.Kaave dememdeki sebep ise oraya Kahvehane ya da Kıraathane gibi sözcüklerin gerçekten de hafif kalacağındandır.

Ve o Kaave'de tam da ortasına oturmuştuk GS'lilerin.Malum o dönem hiç bir Fenerlinin bu hezimeti izlemeye yüzü yoktu pek.Maç boyu çevreden gelen alaylar,dalga geçmeler Johnson'ın saçma sapan frikiğinin Emre'nin götüne çarpmasıyla gol olmasıyla sessizliğe dönüşmüş ve koskoca kaavede maç boyu belli etmemeye çalıştığımız Fenerli kimliğimiz havaya sıçramamızla bakışların bize dönmesini sağlamıştı.Golün sevinciyle Erdem'in,daha sonra kendisinin de anlam veremediği ama tahminimce dudağımı golü atan Johnson'ınkine benzetme amacıyla attığı yumrukla iki hafta boyunca Arap Bacı olarak gezmiştim.


Daha nice Galatasaray maçı geliyor aklıma yazı konusu olabilecek.Tüm bu maçların ortak noktası ise pek çoğunu Galatasaraylı dostlarla birlikte yan yana,bazen dalga geçerek,bazen birbirimizi kızdırarak,yeri gelince fanatikliğin verdiği duyguyla saçmasapan tartışmalara girerek geçirmemizdi.En güzel tarafı ise bu maçlardan oldukça keyif almamız,hatta yenildiğimiz maçları bile komik anlarıyla anmamızdı.

Ta ki dünkü maça gelene kadar..

Aslında Emre Belözoğlu transferinden sonra yemin etmiştim bir daha Fenerbahçe maçı izlemeyeceğime dair.Uche'nin,Ümit Özat'ın 5 numaralı formasını hem de milyon dolarlar harcayarak adı her türlü ahlaksızlıkla anılan Emre Belözoğlu'na giydiren,yıllarca tüm Galatasaray taraftarları tarafından yüzümüze vurulan Avrupa rezaletlerine son veren ve bize Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynatan Zico gibi bir adamı kapının önüne koyup,daha bir yıl önce Feldkamp'la alay ederken Aragones'i takımın başına getiren,Aurelio gibi bir adamı takımdan uzaklaştıran ve tüm bunları yaptıktan sonra taraftarı hala müşteri olarak gören yönetime bir tepkiydi bu benim için.


Kesinlikle bir Galatasaraylı olduğu için değildi Emre transferine olan tepkim de.Tıpkı Fatih Akyel'i kabul etmediğim hatta Volkan Demirel'i hiç bir zaman kabul edemeyeceğim gibisinden bir histi bu.

Adı ırkçılıkla anılan,yenildiği maçın ardından rakiplerini dövmeye kalkan,galip gelinen maçtan sonra tribünlere kolum girsin hareketi yapan ve yıllarca yurtdışında futbol oynadığı halde futbolunun üzerine hiç bir şey koyamayan Emre'nin dünkü "yalancı hırsı" da yanıltmadı beni.

En usta KolBastıcı

Tıpkı Emre'nin yalancı hırsına,yeteneksizlik lafının karşılığı olan Sabri'nin sırf GS taraftarının Emre'ye tepkisine ortak olmak ve aklınca onların adamı olduğunu kanıtlama çabasıyla saldırmasına şaşırmadığım gibi.

Rakibine pandik atan,(pandik hafif kalır o hareket karşısında) rakibini ısıran ,küfreden Emre Aşık'ın mazlumu oynadığı bir maç izledik dün.Maç öncesi kırmızı kart görmesinin bahis oranı 1.02 olan Lugano ise yine yanıltmadı beni.Birbirlerine "Semih Ağbi,Arda kardeş" diyenlerin binlerce insanın önünde tekme tokat kavga ettiği,

Schumacher'den,Engin'den,Rüştü'den aldığı formasının hakkını hiç bir zaman vermeyen kaleci(!) Volkan'ın rakip tribünlere eliyle beyninin(!) olduğu bölgeyi sallaması,maç sonrası normalde konuşmaları yasak olan futbolcu müsvettelerinin ardı ardına demeçlerle birbirlerine tehditler savurması,kendilerine Başkan(!) diyen ama imam olup osurmaktan başka bir boka yaramayan tiplerin maçta olanları konuşmak ve futbolcularına ve sorumululara ceza vermek yerine,neredeyse maçın en düzgün adamı olan hakeme saydırmaları....


Daha uzatayım mı bilmiyorum..

Benim için zaten bitik olan Türk Futbolu Pazar gecesi itibariyle tamamen tükenmiştir.Bundan sonra ne bir derbi(!) izlerim ne de maçları takip ederim.

Çünkü ben futbolseverim.Eğer çirkeflik izlemek istersem "Yemekteyiz" bana yetiyor zaten.Kavga dövüşse mevzubahis olan onu da zaten sabah programlarından alıyorum.

Emre : Lugano'nun eti çok sert,damak tadıma uymadı


Ben sadece futbol izlemek istiyorum.Dahası tuttuğum takımın maçını izlemek istiyorum.Ben yıllarca yan yana maç izlediğim Galatasaraylı dostlarımla her Fener golünde dalga geçmek istiyorum.

Dünkü maçta Roberto Carlos'un frikiği girseydi inanın üzülürdüm.Çünkü ben bu Fenerbahçe'nin bu Galatasaray'ı yenmesini istemiyorum.Tıpkı hala insan olan GS'li dostların bu Fener'i yenmek istememesi gibi..


R.Carlos : Dünyayı dolaştım böyle mal bir topluluk gömedim Cassio
Lincoln
: Oğlum bizim paramızı eksiksiz versinler de gerisini siktir et.


Ben artık Türkiye Ligi'nden herhangi bir maç izlemeyeceğim..Ben artık kendi takımımın da herhangi bir maçını izlemeyeceğim.

İnsandan çok orangutan eğitimine sahip olan Volkan Demirel bu takımdan gitmediği ,yıllardır futboluna bir bok koymadan oynayan(!),üstüne üstlük maç boyu onlarca pas hatası yapıp bir de kırmızı kart görmek üzere iken oyundan çıkarılınca direğe tekme atan Selçuk o formayı giymeye devam ettiği ,"zekilik çeviklik ve ahlakla" uzaktan yakından alaksı olmayan Emre Belözoğlu o armayı taşıdığı sürece,ve tüm bunlara tepki koymak Fenerbahçeye Fenerbahçeliliğe yakışanı yapmak yerine ona buna sataşan bir yönetim olduğu sürece ben kendi takımımın taraftarlığından istifa ediyorum.

ve ben Galatasaray maçlarını da izlemeyeceğim.

Metin Oktay'ın,Cüneyt Tanman'ın,Ergün Penbe'nin formasını Sabri gibi ne idüğü belirsiz bir yaratık giydiği,Emre Aşık gibi işi tahrikten,çirkeflikten,sapıklıktan başka bir şey olmayan adam sahada olduğu ,yetenekleri en üst düzeyde olan ama dışarıda ağbi dediği adama saha içinde tekme tokat dalan ve akabinde yaptığını savunup bir de tehditler savuran Arda gibi şımarık adamlar olduğu sürece,ben çok zevk aldığım Galatasaray-Fenerbahçe maçlarını da izlemeyeceğim.
Metin Oktay & Can Bartu - Arda ve Semih bunu yapabilir mi ?

Dün rezalet çıkardıkları stada ismini veren Ali Sami Yen'in bir zamanlar GS başkanı iken aynı otelde kamp yaptıkları ve ertesi gün maç yapacakları Fenerbahçeli futbolcuları gece kağıt oynarken yakaladığında "Yarın bizimle maçınız var,bu saatte burda işiniz ne,yarın maç olduğu için bunu yönetiminize bildirmeyeceğim,en kısa zamanda kendinize çeki düzen verin" dediğini biliyorlar mı acaba o formayı giyen arkadaşlar ?

Ya da bilseler ne değişirdi ? Bence hiç bir şey...

Ama bildiğim bir şey var ki 2-3 gün içinde bir araya gelip yalandan bir basın toplantısı yapar,bir kokoreççi açılışında el ele kol kola gözükür,yanlarına bu zihniyetin asıl çıkış noktası olan Fatih Hoca'larını alıp "bizde küslük olmaz,ben onun ağbisiyim,o benim kardeşim" gibisinden açıklamalar yapacaklar.Kanmayın...Ben kanmayacağım hiç bir zaman kanmadığım gibi.

Ders alma tamam;ama allahaşkına ders de verme.Bi çek git o maaşını yine denkleştirip verelim sana

İşte bu zihniyet yüzünden milli takımı da tutmuyorum yıllardır.Sevinmiyorum da hiç bir başarısına.Çünkü biliyorum ki bu başarıyı kazananlar en kısa zamanda o başarının yüzlerce kat üzerinde bir utanç yaratacaklar.Ve işte yıllardır da yanılmıyorum bu tezimde.

Futbolu,sporu sadece kazanmak olarak gören,yenildiğinde rakibine tekme tokat dalan,AMANSIZ OLacam diye ADAMSIZ KALAN zihniyetin ürünlerinin aldığı kupaları da istemiyorum,derbi galibiyetlerini,şampiyonlukları da..

Obama'ya Mesaj

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 14:00

5

Obama,Türkiye'ye daha gelmeden aylar öncesinden medyamız kaymağını yemeye başlamıştı.Kaldığı iki günde de 1000 haberlik malzeme çıkarmayı başardılar.Yok top patlayınca titredi,yok arada Türk atasözleri kullandı,yok akşam yemeğinde vişneli yaprak sarması yedi (vişneli yaprak sarması ne lan),yok efendim şöyle yaptı böyle yaptı derken "işimiz Obama gücümüz Obama" oldu.Hatta Bez Bebek TV'nin Fox Haber diye bir programında,adamın Anıtkabir'de ziyaretçi defterine yazdığı yazıyı alıp Grafolog bir ablaya incelettiler.O abla da bizim Grafolog Esra gibi "Q'ları aşağı doğru yapmış,demek ki geçmişiyle barışık kendine güveni tam" gibisinden yorumlar yaptı.



"Neden geldim İstanbul'a"
Arada da yapılan ABD ve Obama karşıtı eylemler gösterildi.Ki özellikle bunlara anlam veremiyorum ben.Sonuçta bu adam kendi ülkesinde çevreciler,eşcinseller,zenciler,müslümanlar,savaş karşıtları tarafından desteklenen bir adamdı.Vaatleri de ayrımcılığa ve savaşa son vermek,küresel ısınma ve iklim sorunlarına çözüm bulmaktı.Yani bu adam aslında pek çok kişinin hayalindeki başkandı.E daha bir yanlışını da görmedik bu öfke niye.Tamam çok da iyimser olmamak lazım ama bir durun ya.Kötünün iyisi deyip CHP'ye oy verenlerin Bush'un yanında William Wallace olan Obama'ya bu kadar tepkisini anlamıyorum.

Neyse efendim asıl konumuza dönmek gerekirse,medyamızda yer alan onca Obama Sömürüsü arasında benim dikkatimi en çok çeken ise her zaman olduğu gibi Flash TV'den geldi.


Yaptığı programlarla Türkiye'nin açık ara en iyi kanalı olan Flash TV'nin acar Enkırmeni,Enkır Gökhan yine yapacağını yaptı.Daha önce canlı yayında haber sunarken türban takan,düdük çalan ve pek çok ilginçliğe imza atan Enkır Gökhan bakın Obama'ya nasıl mesaj verdi.

video

Haftanın Yazıları 3

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 21:41

4


Haftanın Yazıları
serisi son derece disiplinsiz bir şekilde devam ediyor sevgili izleyenler.Aranızda blogumu yeni açanlar olabilir o yüzden,bu "disiplinsiz" kavramına da açıklık getireyim.
Efendim şöyle ki , her hafta okuduğum bloglardaki beğendiğim yazıları tespit edip blogumda paylaşmak ve bu amaçla blog yazarlarını onore etmek ya da blog alemindeki diliyle mimlemek amacıyla yola çıktığım bu yazı dizisini güya her Pazar günü yapacaktım,ama gelin görün ki ha bugün ha yarın derken bir türlü fırsat olmadı.Ben de artık bu diziyi kafam ne zaman eserse o zaman yapmaya karar verdim.

Lafı daha da fazla uzatmadan geçelim bu haftanın talihlilerine.Efendim bu hafta gözüme takılan 9 adet yazıyı paylaşmak istiyorum.

9 - Tozlanmış hazinelerin mabetleri: Istanbul sahafları - 1 - Sinematik

Efendim internet çağı,bilgi deryası,sonsuz imkan derken kitaplarımızı iyice unutur olduk.Hala var olan kitapçılar da artık kitapçıdan çok sosyetelerin buluşma yerlerine döndü.Artık insanlar kitap almak için değil buluşup iki capuccino içmek ve arada Ebru Şallı ile Pilates,Pınar Altuğ ile Çocuk Bakımı gibi kitapları karıştırır oldular kitapçılarda.


Günümüzde ise kitap kültürünün gerçek temsilcileri adeta hayatta kalma savaşı veren Sahaflar.İşte Sinematik de bu sahaflarda yaptığı bir turu derlemiş yazısında.İstanbul'da yaşayan ve hala gerçekten kitap kültürüne sahip olanlar bir baksın derim.

8 - Kamera Arkasında Zeki Demirkubuz - Sigara Yanıkları


Zeki Demirkubuz deyince akan sular duruyor.Onun hakkında herhangi bir video,makale,inceleme ne görürsem ilgimi çeker.Sigara Yanıkları Ekibi de Demirkubuz'un kamera arkası hakkında bir yazı yazmış.Demirkubuz hayranları girsin baksın.Ayrıca Sigara Yanıkları'nı keşfetmiş olun bu sayede..

*Bir şey değil Çubuk Makarna bir şey değil..

7 - Ferzan Özpetek Filmleri ve Müzikleri - Sigara Yanıkları

Sigara Yanıkları'ndan oyuna girer girmez ikinci gol..Bu sefer ekibin misafir yazarı CAPOUPASCAP'dan geliyor.


Soundtrackler artık neredeyse filmlerin en önemli parçalarından biri haline geldi.Hele film Ferzan Özpetek filmiyse şarkılar bazen filmden bile öne çıkmakta.İşte Capupascap da Özpetek filmlerinin müziklerini incelemiş yazısında.

Sigara Yanıkları'ndan önümüzdeki haftalarda da bu tip incelemeler bekliyorum.

6 - Zorba - Eksensiz

Hande...Arjantin Hande...Hatta Eksensiz Hande.

Evet efendim Hande Hanım yeni bir yazıyla daha listemizde.


Film yazısı yazmak zordur..Kitap yazısı yazmak daha zordur.Ama filme çekilmiş bir kitabı yazmak en zorudur.İşte Eksensiz Hande,Kazancakis'in beyazperdede Anthony Quinn'in muhteşem oyunuyla can bulmuş dünyaca ünlü romanı Zorba'yı tanıtmış yazısında.Filmi ve kitabı henüz keşfetmemiş olanlar için iyi bir fırsat bu yazı.Eksensiz'in dünyasına giriş için de iyi bir önizleme.

5 - The Wrestler - Sineofrenik

Haftalar geçiyor,günler geçiyor,filmler vizyondan gelip geçiyor;ama sineofrenikler hiç bir filmi boş geçmiyor sevgili izleyenler.

Aranofsky'nin Fountain faciasından sonra bana göre harika bir dönüş yaptığı ve dönerken de yanında Mickey Rourke efsanesini de yanında getirdiği bu yılın en önemli filmlerinden biri The Wrestler'i incelemiş Müge Dudu.Daha önce ben de bir yazı yazmıştım film hakkında.
"Şimdi allahaşkına önce bir benim yazımı okuyun sonra gidin Sineofrenikleri okuyun.Ne eksiğim var Allahaşkına" derdim kıskanç bir insan olsam ama ben yine fair-play'i elden bırakmayarak kendilerinin yazısının yanında benimkinin sönük kaldığının farkındayım.Farklı düşünenler become a fan of HBBA olabilirler.

4 - Sabah:Kibrit Kutusu Büyüklüğünde Kafein/ Öğlen:Laf salatası/ Akşam:Fırında Mercimek - Rezerve Edilmiştir

Efendim bu hafta listemize 4 numaradan giren yazı,aslında yazarın ve blogunun ilk yazısı olma özellğini de taşımakta.Peki daha ilk yazısında "Haftanın Yazıları" gibi ince eleyip sık dokuyan akademi üyeleri tarafından seçilen bu zorlu listeye girmeyi başaran bu gizemli kişilik kim ?


Efendim kendisi Amelie tadında bir kişilik olan Paynar'dan başkası değil.Peki "orjinali Pınar olan adını Paynar olarak değiştirerek sevimlilik numaraları yapan ama tatlı suratının arkasında Palyaço hüznü taşıdığını hepimizin bildiği" gibisinden saçmasapan cümleler kurmamı sağlayan Paynar'ın blog açmasına ve bu yazıyı yazmasına sebep olan şey ne ?

Yazıyı da okuyunca anlıyoruz ki Paynar benim aylar önce öngördüğüm üzere,ki kendisine tam tarih bile vermiştim, yine başarısız bir ilişki yaşamış ve giden sevgilinin ardından içine düştüğü ruh halini gayet güzel bir biçimde ifade etmiş yazısında.Hem bir ilk yazı olması bakımından gayet başarılı,hem de dili bakımından gayet keyifli bir ilk yazı.

Ayrıca "normal olmayan tek arkadaşı" olarak da bana soktuğu "benimle görüşmedi" lafını katiyyen kabul etmiyorum.Bi kere ben telefonu unuttum,bir de şarjım bitti,bi de kontörüm yok ki benim..

3 - Söylediklerimin yarısı beş para etmez; ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir diye konuşuyorum - Kırmızı Balık

Hande bu hafta "Yeni Başlayanlar İçin Halil Cibran" tadında bir yazı yazmış.

Halil cibran benim de hayatımda çok önemli bir yere sahip bir yazar.Kendisinin yazdıklarını okumak hayat için bir rehber okumak gibi bir şey.Cibran'ın kelimeleri,öğütleri,cümleleri sanki gerçekten de bir Ermiş'in ağzından dökülmüş gibi gelir bana ve onu sevenlere.

Hayatın bütün sırlarını çözdüğün vakit, ölümü hatırlarsın Çünkü o da hayatın sırlarından biridir.


Onu okuduktan sonra hayatta hiç bir şeye aynı bakamıyorsunuz açıkçası.

Hande'yi de o kadar ısrarıma rağmen hala keşfetmemiş olanlara da artık "yeter kendinize gelin" diyor ve kendisine üç hafta üst üste listeme girdiği için Msn'den titreşim yolluyorum.


2 - Pink Friday Top 10 - Flying Dutchman

İnsanlar bazen öyle ruh halleri içine girer,öyle bunalır,öyle kötü hissederler ki kendilerini;ne birilerini görmek ne bir şeylere tahammül etmek ne bir şeyle uğraşmak isterler.İşte öyle anlarda benim de yaptığım ve eminim benim gibi pek çok kişin yaptığı şey "Kendini İyi Hisset" tadında filmler izlemektir.


İşte Dutchman de kendi listesini yapmış,üstüne bir de tam tersi olarak "karamsar 10 film"i konduruvermiş.Hemen hemen yakın tercihlerimiz olduğunu görüp ayrıca sevindim ve listede Little Miss Sunshine ve Tosunpaşa'yı da görmek istediğimi belirtmeyi uygun gördüm.


...ve bu haftanın 1 Numarası :

1 - Top 10 İğrenç Türk Clubber Klişesi - Flying Dutchman

Ve işte haftalardır beklenen gün geldi ve Flying Dutchman,HBBA oscarlarında ilk Duble'sini yaptı.

Yani şu Top 10 listelerine zaten bayılıyordum ama bu sonuncusuna o kadar güldüm ve eğlendim ki anlatamam.

Efendim Uçan Hollandalı 2000'lerin başından itibaren türeyen ve ne idüğü belirsiz bir tarza ve duruşa sahip;kendilerine "clubber,tikky.." gibi isimler takan ve tek yaptıkları robot gibi ellerini ileri geri sallamak olan şu iğrenç adamların klişeleri üzerine bir tespit yazısı yazmış.


Şimdi adını hatırlamadığım bir ağbim şöyle demişti bir sohbet esnasında "ulan 80'lerde adamlar bir leyler yaparlardı,vatkalar falan vardı ama yine iyi kötü duruşları vardı,90'larda biz Rock müziği keşfettik,bir felsefemiz bir duruşumuz vardı.2000ler geldi kendilerine kılabır diyen züppeler türedi.Ulan ne düşündüğünüz şey belli,ne amacınız,hap alıp elini ileri geri sallayan adama ne saygı duyacam lan ben".

Dutchman'e ödülünü vermeden önce "havalanma iki ödül birden verdik diye,akıllı ol" diyorum.

*Kız arkadaşım ikide bir "senin yazılar iyi de Dutchman'i okuyorum ben" deyip duruyor.Öfkem bundandır sevgili izleyenler.


Bir sonraki "Haftanın Yazıları"nda görüşmek üzere tüm bloggerlara selamlarımı yolluyorum.Esen kalın efendim.

Bundesliga&Wolfsburg

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 02:10

0


Ne Premiership,ne La Liga ne de Serie A..Bu sene bir futbolsever olarak izlemekten en zevk aldığım lig Bundesliga.

Sezon başında güçlü kadrosuyla Bayern'in kesin favori olduğu,hatta daha ligin ortasında kopup gideceği öngörülürken,ikinci ligden bu sene gelen Hoffenhaim'in ilk yarıdaki mükemmel performansı,Hamburg ve Hertha'nın harika bir sezon geçirmeleri ve Wolfsburg'un sessiz ve derinden gelen çıkışı sayesinde hem çekişmeli hem de futbol kalitesi ve heyecanı bakımından en üst düzeyde bir lig izliyoruz.



Harika geçen maçların en sonuncusu da geçen Cumartesiydi.Wolfsburg kendi evinde yıldızlar topluluğu Bayern'e 5 gol birden atıp liderlik koltuğuna oturdu.Takımının 2 golünü atan Grafite ise sezonun ilk yarısından sonra sakatlanan ama buna rağmen hala gol krallığında lider olan Ibiseviç'i geçerek 20 gole ulaştı.Grafite'nin ikinci golü ise son yıllarda gördüğüm en muhteşem gollerden birisi oldu.Deivid'in Chelsea'ye attığı golden beri bir gole "Abdürrahim Albayrak Reaksiyonu" verdiğimi hatırlamıyorum.Ama bu gol bana bunu yaşattı.

Buyrun izleyin.

video

Adeta halısahada son 20 dakikada dağılan rakibe karşı şov yapan gıcık adamlar gibi..Bu kadar rahat geçtiği ve topuğuyla köşeye bıraktığı takımın Bayern olduğunu da tekrar hatırlatırım.

Wolfsburg,Felix Magath önderliğinde gerçekten harika işler çıkarıyor bu sene.Özellikle golü atan Grafite ve forvetteki partneri Bosnalı Dzeko gerçekten harika golcüler.Yine Bosnalı Misimoviç'i de unutmamak lazım.Bu sene Bundesliga'da sürprizi onlar yaparsa ben şahsen şaşırmayacağım.

Dzeko : Bosna'nın ve Wolfsburg'un golcüsü,
"Ders almam ders veririm" diyenler Bosna deplasmanında bu adamı nasıl tutacak merak ediyorum.

Özetle hem Wolfsburg'u hem de diğer Bundesliga takımlarını takibe almanızı tavsiye ederim.Dolu tribünler,heyecan dolu maçlar,çekişme,rekabet,kaliteli futbol,ne ararsanız Bundesliga'da var.

Belirtmeden geçmeyeyim maçları Türkiye'de yayınlayan Kanal 24'ün spikerleri de gerçekten çok iyi iş çıkarıyorlar.Yerinde yorumlar,seyirciyi yormayan ve sıkmayan bir anlatım,ayrıca aynı saatte yayınlanan maçlarda da dönüşümlü yayın yapıyorlar.

Son olarak da Bundesliga'yı okumak için : Borges

Karakter Tahlili

Posted by her boku bilen adam | Posted on 17:56

4

*Hıdır "hangi takımı tutuyorsunuz" testini çözdü ve sonucunda Fenerbahçeli çıktı...
*Hıdır "hangi şehirde yaşamak istersiniz" testini çözdü ve İstanbul çıktı.
*Hıdır "adınız nedir" testini çözdü ve adı HIDIR çıktı....


E iyi de bu zaten bizim,İstanbul Kadıköy'de yaşayan hasta Fenerli Hıdır değil mi ?

Kendinden emin değil de sağlamasını mı yapıyor acaba? Haydi Hıdır'ı geçtim de altına yorum yapanlara ne demeli.



-Helal kardeşime..

-Sana da bu yakışırdı dostum..


-Canım arkadaşım tebrik ederim,görüşelim bi an önce..
(bu genelde fotoların altında oluyor ama)


..gibisinden yalakalıkları anlamıyorum hiç.Kıllanan Adam ağzıyla konuşmak gerekirse "ulan annen baban seni Aya giden ilk Türk olur belki diye yetiştirmemiş miydi,sen oturmuş Hıdır'ın adı Hıdır çıktı diye alkış tutuyorsun.Elveda ay elveda feza.." demek geliyor içimden.

Efendim daha fazla numara yapmadan direk konuya geçeyim.Shift-Delete'nin yazarı,çok da sevmediğim,ama bir şekilde tanıştığım için hayatımda olan arkadaşım Esra bir süredir Grafoloji(el yazısından karakter tahlili) ile ilgileniyor.Hatta bu ilgilenme onu "El Yazısındaki Sır" adlı kitabın yazarları arasına da katmış durumda.İzmir-İstanbul ve Ankara 'da verdikleri seminerlerin dışında diğer şehirlere de gidiyorlar.Sıradaki durakları ise Kayseri.



Grafoloji inanın ki Facebook'daki karakter tahlillerinden çok daha sağlıklı sonuçar veriyor.Kayseri'deki,karakter analizi meraklılarına duyurulur.Ayrıca diğer şehirlerde verdikleri seminerler hakkında bilgi almak için Shift-Delete blogunu ziyaret edip kendisiyle temasa geçebilirsiniz.

Yine Aşk Var

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 01:07

6




Zuhal Olcay'ın Aşkın Halleri albümünün bana göre en güzel şarkısı " Yine Aşk Var".Klibi bir kaç aydır dönüyormuş televizyonda.Ben daha yeni keşfettim.

Son yıllarda gördüğüm en sade ve en güzel klip olmuş.Şarkıyla da harika uyum sağlanmış.Zuhal Olcay'a zaten söylenecek fazla laf yok.Yetenek,ses,yorum,güzellik,zerafet..hepsine sahip..
Ayrıca 52 yaşında bir kadın nasıl hala bu kadar güzel ve genç kalabilir orası da ayrı..Benjamin Button mısın be kadın..