Çocuk İşte...

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 03:10

18


3 yaşındayken anneannem ve dedemle pazara gitmişim. Daha doğrusu onlar benim elimden tutup pazara götürmüş. Sonra ellerini bırakıp "çeyilin ben nendim diderim" gibisinden bir şeyler söyleyerek kalabalığı yarmaya başlamışım. Eve geldiğimizde ise tezgahlardan birinden aşırdığım bir fındığı anneanneme vermişim. Bu hikaye ne zaman benim bebekliğimden konu açılsa annem tarafından anlatılır.

6 yaşındayken kardeşim nerden bulduğunu bilmediğim bir jileti almış bana gösteriyordu. Ben de , niyeyse , "bana ver onu" diye bağırmaya , elinden jileti almaya çalıştım. Derken o vermedikçe ben zorlamaya başladım. Sonra elinden hızla çekip aldığımı hatırlıyorum. Sonrasında da onun ellerinden akan oluk oluk kan ve bağırtılar..

7 yaşındayken anneannemin kucağında , bir açılışta kurdele kesmeye gelen Süleyman Demirel'in konuşmasını en önde izlediğimi hatırlıyorum. Hatta Demirel'in bana gülümsediğini ve anneannemin bunu o dönem önüne gelen herkese anlattığını da. 12 yaşındayken de okul müsameresinde Demirel taklidi yaptığımı ve izleyen herkesin gülmekten yerlere yattığını da çok iyi hatırlıyorum.

9 yaşındayken okula gelen müfettişin sorduğu " 7. Cumhurbaşkanımız kimdi?" sorusuna tek el kaldıran öğrenci olarak verdiğim "Kenan Evren" cevabı karşısında tüm sınıfın gurur kaynağı olduğumu ve o günden sonra Kenan Evren'e ne kadar sempati beslediğimi hatırlıyorum.


16 yaşında lisedeyken bir arkadaşımla onun Ahmet Kaya'yı dinlemesi konusunda hararetli bir tartışmaya girdiğimi hatırlıyorum. Ahmet Kaya'yı dinlemenin PKK'ya destek olmaktan farkı olmadığını söylediğimi, arkadaşımın da "ben adamın müziğini seviyorum,bana ne siyasi görüşünden" gibisinden laflar ettiğini anımsıyorum.

18 yaşındayken sırf arkadaşlarımdan ve çok sevdiğim okulumdan ayrılmamak için bölüm değiştirip başka bir okula gitmediğimi ve bu yüzden istemediğim bir bölümde liseyi bitirip katsayı farkı nedeniyle de istemediğim bir üniversitede istemediğim bir bölümde okumak zorunda kaldığımı da hatırlıyorum.


Peki hayatımın tüm bu saçmasapan detaylarını niye anlattım şimdi ?

Bir zamanlar ben de bebektim "çeyilin çeyilin" diye konuşurdum deyip blogu okuyan kızları etkilemek ; "kardeşimin bileğini kestim oğlum" deyip ufaklıktan saykolaştığımı vurgulamak için mi ?

"Sınıfta tek akıllı bendim ilkokuldan beri her boku ben bilirdim" diye böbürlenmek ; "bende vatanseverlik müzik zevkinden başlardı" diye gururlanmak(!) için mi ?

Hiç biri değil...

Bunları anlatmaktaki amacım bu yaşadıklarımla övünmek değil..

Şu an çocukların bırakın kesici aletlerle, oyuncak tabancalarla bile oynamasını yanlış buluyorum. Hatta çocukların tabanca alan birkaç ebeveynle de sıkı tartışmalara girdim bu yüzden. Ayrıca kardeşime zarar gelmesi dünyada isteyeceğim en son şeylerden biri.

"Gülünün Solduğu Akşam"ın son sayfasını da okuyup kitabı bitirdiğim o uykusuz geceden beri "Onlardan 3 bizlerden 3" diyerek o kararın altına imza koyan ve anneannemi bile bir şekilde kandırmış olan o adamdan nefret ediyorum.

Bana koca bir aferin aldıran ve okuduğum ilkokula "12 Eylül" adını veren o adamın da aslında kim olduğunu öğrendiğimden beri onunla aynı ülkede yaşadığım için utanıyorum.

Şu an bu satırları yazarken hala istemediği bir bölümden mezun olma çabası içinde işsiz bir adamım ve Ahmet Kaya'dan "Şiire Gazele" türküsünü dinliyorum.



Peki niye anlatıyorum yukarıdaki hikayeleri ?


Çünkü ben de çocuktum bi zamanlar ve şimdi olduğum adam olma yolunda ilerlerken aslında olmak istemediğim adam gibi davranmıştım...Hayır bu yanlış bir ifade..ben çocuktum...ben bir adam gibi davranamazdım ki..

Olmak istemediğim adam olamazdım zaten; adam değil , çocukken...

Peki "olmak istediğim adam" olma yolunu açan şeylerden mahrum kalsaydım nasıl biri olacaktım?



İzmir yerine Siirt'de doğsaydım mesela...

Fındık çalmak yerine polise taş atsaydım mesela ?

Gülerek yaptığım hırsızlığı anlatan annem yerine, avukat avukat dolaşıp beni hapisten kurtarmaya çalışan babam olsaydı mesela ?

Mesela bu saatte laptopta bu yazıyı yazarken çalışan klimadan rahatsız olmak yerine, hapisteki ranzamda yukarıda yatanın horlamasından rahatsız olsaydım nasıl olurdu kim bilir ?

Acaba yine aynı "adam olma yoluna" ilerler miydim ?


Polise taş atan çocuklara 30 yıl hapis vermek yerine onları adam etmeye çalışsak da "kendi adam olma yollarında" ilerleyebilseler nasıl olurdu acaba ?

Télépopmusik - Breathe

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 23:40

2

video

İnsanlar "ne tür müzik dinlersin" diye sorduklarında cevabım "güzel müzik dinlerim" olur. Belirli bir tarza bağlı kalmam o yüzden. Güzel müzik güzel müziktir. Üstteki şarkı da hiç hazzetmediğim elektronik müziğin benim hoşuma giden nadir eserlerinden.

Fransız elektronik müzik grubu Telepopmusik'in Breathe adlı şarkısı.

Blogun hemen hemen başından beri "HBBA FM" başlığı ile yan tarafa koyduğum ve haftada bir değişen şarkıları artık her hafta detaylandırarak buraya da koyayım diyorum.Klibi varsa klibi ile yoksa da bir kaç bilgi eşliğinde ufak bir yazı ile.Bu da başlangıç olsun.

*"Haftanın Şarkısı" etiketiyle de yan tarafa yaftaladım.Eski şarkılara da oradan ulaşabilirsiniz.

Akşama Tecavüz Var

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 15:22

6


Bazı kelimeler bir kaç harfle bir araya gelmez sadece. İfade ettikleri anlam bakımından bu kelimeler insanın bazen içini ısıtır, bazen canını yakar bazen de kanını dondurur. Yine bu anlamlar bakımından da bu kelimelerin dokunulmazlığı vardır. Siz o kelimeleri alıp espri,gırgır,şamata ya da aşağılama amaçlı kullanamazsınız. Daha doğru bir ifade ile kullanmamanız gerekir.

Son dönemde oldukça rahatsız olduğum bir durum var bu konuyla ilgili.

Gerek internette gerekse günlük hayattaki bazı konuşmalarda "tecavüz"kelimesi çok fazla kullanılır oldu. Hem de çok "garip" anlamlarla.

Özellikle futbol maçlarında çok zayıf bir rakip ile oynayacak bir takım için o takımın gücünü vurgulamak amacıyla "bu akşam x , y'ye tecavüz eder" gibi bir kalıp kullanılıyor.

Beşiktaş , Liverpool'dan 8 yiyor; ekşisözlük'e hemen bir cümle ekliyor akıllının biri "dostum futbol demişsin ama bu resmen tecavüz"...

Fenerbahçe Galatasaray ile oynuyor, günün lafı : "akşama tecavüz var"..

"Oğlum tecavüzcüleri hapishanede hemen şişliyorlarmış, helal olsun ordaki elemanlara" diye cümleler kurup bu durumla övünen adamlar, "tecavüz " sözcüğünü espri haline getiriyor.

Bu insanlar ya tecavüz kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar ya da artık ahlaki değerlerin, insanlığın, her şeyin sonuna geldik.

Anne kutsaldır deyip iki lafından biri "ananı s....." olan bir kitle için çok da üzerinde durulmaması gereken bir durum bu belki ama ben yine de rahatsızlığımı belirtmek istiyorum.


Okuduğum üniversitede oldukça samimi arkadaşlardan kurulu bir grup birbirine aynen şu şekilde hitap ediyordu.

-Lan O.Ç niye gelmedin dün
-S..r lan y...k s.....m ananı

.....ve ardından gülüşmeler

..15 dakika sonra el ele kol kola bir profesörün verdiği derse girilir....

O tiplere bakınca ben nerede yaşıyorum der, sonra da "bunlar türlerinin tek örnekleridir herhalde" diye düşünürdüm .

Ama şimdi insanların birbirleriyle küfürleşerek konuşması adeta bir modaya dönüştü. 7-8 yaşındaki çocukların bile ağızlarından küfür eksik olmuyor. Tüm bu küfürlü konuşma modasının yanında da kullandıkları kelimelerin ne anlama geldiğini bilmeden ağızlarından çıkan cümleler çok daha can acıtır hale geldi. Tıpkı "tecavüz" örneğinde olduğu gibi.

Bunu yapan sadece toplum da değil. Hatırlarsanız İtalyan Pippa Bacca çıktığı Barış Yolculuğu esnasında bizim topraklarımızdan geçerken tecavüze uğramış , haberi yayınlayan FOX TV ise haberi "Arabesk" filmindeki "gösterelim anam" sahnesi eşliğinde izleyicilerine sunmuştu. Bırakın Barış Yolculuğu'nu, bırakın yabancı birinin o kadar ülkeden geçip bizim ülkemizde başına böyle bir şey gelmesini, bırakın bir kadını,bırakın her şeyi; ortada bir tecavüz vakası var ve siz olayı arka fonda bir komedi filmi eşliğinde sunuyorsunuz tüm ülkeye.

Tecavüz zanlısının da olay televizyonda verildiği esnada yanındakilere "vay şerefsizler" dediği ortaya çıkmıştı daha sonra yapılan soruşturmada.



Tecavüz haberini komedi filmi eşliğinde veren kanalları izliyor, "anne kutsaldır " deyip annelere küfrediyor, farklı skorlar kazandığınız bir maçın ardından "tecavüz ettik lan" diyen bir topluma dönüşüyoruz.

Savunduğumuz değerlerle,gurur duyduğumuz ananelerimizle, övündüğümüz kutsallıklarla; ağzımızdan çıkan sözler, yaptığımız eylemler bu kadar farklı olmak zorunda mı ?

*Yazıyı yazdıktan sonra imla hatalarını düzeltirken farkettim ki yazı boyunca toplam 12 defa "tecavüz" sözcüğünü kullanmışım. Düzeltme için okurken sırf bu tekrarlardan bile rahatsız oldum. Ben mi anormalim yoksa normal olan anormallik mi oldu artık ?

*Çıkış noktası için Müge Cerman'a teşekkürler.

*Konuyla ilgili bir başka yazı için Tecavüz Üzerine - Kadınlar Yazıyor

Previously on Herbalife

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 14:54

49



Blogun ilk dönemlerinde yazdığım ve başımdan geçen %100 gerçek bir olayı anlattığım "Herbalife ile Beynimi Aşağı Kontrol Ettim" yazısının ardından Herbalife'ı tanımayanlar yazıda anlattıklarıma şaşmış hatta benim abarttığımı düşünmüşler ; Herbalife'ın çalışanları ise benim hayal bile edemeyeceğim imkanlara sahip olduklarını, şirketleri sayesinde dünyayı gezip tonla para kazandıklarını ve benim onları çekemediğim için çamur attığımı söylemişlerdi.

Oysa benim hem "Herbalife ile Beynimi Aşağı Kontrol Ettim" hem de " Beynini Kontrol Et Yolunu Benden Öğren" yazılarında asıl bahsetmek istediğim , bu insanların gerçekten bu imkanlara ve paralara sahip olmadıkları değil, o imkanlara ve paralara sahip olurken başvurdukları yolun ve o yol ile elde ettikleri para ve imkanlarla aslında sırtlarından para kazandıkları insanları aptal yerine koymalarındaki gerçeklerdi.


O yazılarda da bahsettiğim üzere Herbalife Şirketi , "saadet zinciri" mantığı ile hareket eden, iş görüşmelerinde asla isimlerini zikretmeyen ve en üstteki çalışanları bu işin kaymağını yerken en altta kalanlar ise ellerinde kalan saçmasapan ürünler ve harcadıkları paralarla enayi yerine konan insanlarla işleyişini sürdüren bir şirket. Geçen yazılarda ve yorumlarda bu şirketten ve işleyişinden yeterli derecede bahsetmiştim.


Bu sefer anlatmak , daha doğrusu göstermek istediğim ise Facebook'da gezinirken tesadüfen gördüğüm bir video. Bu öyle bir video ki bende Lost Flashbacki etkisi yaratan, beynimin en uzak bölgesine yolladığım o acayip Pazar gününü bana tekrar yaşatan bir video.

Buyrun izleyin efendim...


video

Hani ilk Herbıl yazısında şöyle bir bölümden bahsetmiştim :

"Hıdır bilmem neeee diye bağırınca Hıdır ayağa kalkıyor ve şu cümleleri kuruyordu : Adım Hıdır bilmem ne Herbıllayf ailesine geçen sene katıldım,bu süre içerisinde kilomu 10 kilo aşağı kontrol ettim ve bu harika firma sayesinde toplam 850 ytl kazandım.......... ...ve Hıdır bunu söyler söylemez alkış,kıyamet,Shakira,Beyonce çalmaya başlıyor sanki Nobel almış da "Hıdır'ın Babasının Bavulu" konuşmasını yapmış gibi alkışlar kopuyordu.Akabinde Titan saadet zinciri modunda "hey hey hey" sesleriyle sıradaki morgöze geçiyordu."

Evet işte aynen yukarıdaki videoda yaşananlar bunlardı.

Hatta inanmayabilirsiniz ama yazıdan geçen iki adet Osman'ı da bu videoda tekrar görme şerefine erişmenin şaşkınlığı içindeyim şu an. Mercedes sahibi Osman ve Kayserili Osman'ı sevgiyle selamlıyorum burdan.


Umarım videoyu izleyince Herbalife'ın sadece benim üzerine geyik yazılar yazdığımdan ve Herbılcıların tabiriyle "popülerliğimi artırmak için kullandığım masum bir şirketten" çok daha acayip bir "ŞEY" olduğunu ve önceki yazılarda aslında neleri anlatmak istediğimi anlayabilmişsinizdir. Zira videoda izlediğiniz insanları bizzat canlı izleyen biri olarak orada göründüklerinden çok daha garip hallerde olduklarınının garantisini verebilirim.


Bu insanlar içtikleri o renkli sıvılardan dolayı sık sık tuvalete gitmek zorunda kalıp ordaki kokuların etkisiyle mi , yoksa parayı vurmanın sarhoşluğu ile aldıkları üstü açık spor araba ile gezerken maruz kaldıkları rüzgarın etkisiyle mi bu hale geliyor bilemiyorum.Tek bildiğim Herbalife'dan uzak durmanın "spor arabam ve harika bir banka hesabım var" diye cümle kurabilmekten daha mutlu edici olduğu.


Siz siz olun yakasında rozetle bağıra bağıra "aylık 10bin Lira kazanıyorum sen de bize katıl" diye bağıran bir adama sakın güvenmeyin.

Wired Pitt

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 13:11

10

Brad Pitt , "Wired" adlı dergiye pek bir acayip pozlar vermiş.

Genelde bu tip adamlar biz erkeklerin sinirini bozar; kıskanırız içten içe. Ama Brad Pitt için bu da mevcut değil. Tyler Durden etkisinden mi bilmem ama ben Brad Pitt'den nefret eden bir adam göremedim daha.

Dergiye verdiği pozlara gelince kimin aklından çıktıysa bu fikir , tebrik ediyorum kendisini. Zira Guitar Hero oynayan bir Brad Pitt'den sonra kendimi artık o kadar da "NERD" hissetmeyeceğim.

o da insan o da işiyor

Kesin "Ruby"i çalıyor.

Emeğe Saygı + REP

Brad Pitt'in son filmi (kamera çekimi yalnız) - Linkleri görmek için üye olmanız gerekmektedir


Tuvalet ve Korsan temalı fotolara DiziGünlükleri/BilirKişi kızacak belki ama, adam ne yapsa yakışıyor kardeşim.

Yalnız Jennifer Aniston,Angelina Jolie'den daha güzel iddiam hala sürüyor.Bir onu yakıştıramadım kendisine.

Fark Var !!!

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 14:13

7

Dahi anlamındaki de-da'yı ayıramayan; bir de övünülecek bir şeymiş gibi "aman ne varya takılmayın böylere şeylereya,TürkDil kurumu mu burası yeaa" diyenler için aradaki farka yönelik uygulamalı iki cümle :

Başıma bu da mı gelecekti....



Başıma Buda mı gelecekti....


Gördüğünüz gibi o kadar önemsiz bir fark yok arada.

Kendi konuştuğu dili yanlış konuşup , yanlış yazıp ; bir de bununla övünen kaç millet var ki diyerek Levent Kırca tarzı son cümle ile bitiriyorum.

Ha unutmadan bir de "Başıma budamı gelecekti" yazanlar var ki onlara uygun örnek henüz elimize ulaşmadı..

What if..

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 12:56

1

The Lord of the Rings by Emir Kusturica


Titanic by Lars Von Trier


Basic Instinct by Pedro Almodovar



* Romanya'nın film festivali Dakino'nun 2006 yılındaki tanıtım afişleri.

Flüt is Shining

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 21:21

3



İbraam,

Oğlum sen manyak mısın ortalığı yakıp yıkıyorsun "oğlumun flütü yok" diye. Flüt kadar beyin yoran bir sese sahip başka bir enstruman var mı ki.Bizim eski evde alt kattaki manyak kız günde 15 saat flüt çalardı ordan biliyorum.

Baksana oğlun okula giderken çıkan seslere.Ayrıca o nasıl bir okula gidiş nasıl bir ağlayış.Çocuk da manyak olmuş flüt sevgisinden.Mazallah sen o çocuğa bu saatten sonra flüt alsan, lama çalmış gibi olur alet kullanılmaktan.Hem nafakayı flüte yatırmak ne demek İbo.Kaç paralık şey lan bir flüt? Onu bunu bırak da "nafakayı flüde mi yedireceğim" deyip meyhanede niye sabahlıyorsun sen basiretsiz herif. Az önce kırdığın şişeden daha ucuzdur bir flüt; hatta yanında Selçuk Yıldırım-Besim Akkuş ikilisinin Türk gençliğin üzerine karabulut gibi çöken Blokflüt Metodu adlı lanetli kitabını bile alırsın o şişenin parasına.Bunu akıl edemiyorsan ben de adam demem sana İbo.

Ha eğer mevzubahis yan flütse o zaman işler değişir.O zaman ben de tüm bu lafları yutarım.Bir yan flüt nerden baksan 800 TL çünkü.


Tüm bunları bir yana bırakırsak Kubrick şu performansı, şu çıldırışı görse Shining için Jack Nicholson'ı değil seni tercih ederdi İbo.Bir flüt için böyle çıldıran adam o otelde kimbilir neler yapardı.

Barış Manço..ve..........Kurtalan Ekspres

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , , | Posted on 02:41

4


Sahnenin ön kısmında değil de geri planında kalmak büyük sanatçılar için genelde hazmedemedikleri bir şeydir.Bu yüzdendir ki, pek çok grup ya da evrensel tabirle "Band" daha ikinci çalışmalarında kopuşlar yaşar,çoğu zaman da dağılır.O yüzden ön plandaki adamların ,ki bunlar genelde vokallerdir,liderlik vasıflarının yanında, geri planda kalan bateristlerin,gitaristlerin,basçıların egolarını bir kenara bırakıp ekip için bazı hazlardan taviz vermeleri gerekir.Örneklemek gerekirse ; en son alkışlanmak,mikrofonun ilk kendine uzatılması,sahneye son çıkan olmak gibi hazlardır bunlar .

Brian May,Keith Richards,George Harrison gibi adamlar da bunu becerince ortaya Rolling Stones,Beatles,Queen çıkar.

İşte Barış Manço'nun da arkasında adlarını bile Barış Ağbimizin altına yazdıracak kadar mütevazi bir Kurtalan Ekspres vardı.

Barış Ağbimiz bizimle sahnede,televizyonda,konserde rahatça konuşurken arkasında onun sözlerini tamamlamaya, sözlerini, bestelerini şarkılaştırmaya, esprilerine tıpkı sahnenin önündeki seyirci gibi en içten duygularla gülmeye hazır Bahadır Akkuzu, Ahmet Güvenç vardı.

Kurtalan Ekspres vardı

Barış Manço ve Kurtalan Ekspres'ti onlar.

Televizyonda onları izlerken ; beraber güldüklerini, beraber ağlayıp, beraber yol aldıklarını ve beraber yaşlandıklarını hissettirirlerdi bizlere.

Barış Ağbimiz gitti sonra bizi bırakıp. Artık büyümüş "adam olmuştuk" ne de olsa.


Şimdi de bizim kuşağın Barış'la Büyümesini sağlayan, o sevimli, o sakallı adamı;Bahadır Akkuzu'yu kaybettik.

Çocukken elimizden tutan adamın,arkasına dönüp 10 puanımızı onaylattığı o tatlı adam da göçtü gitti bu dünyadan.

...ve yine mütevazılığını göstererek ; önce Barış Ağbinin sahneyi terketmesini bekleyerek..

Barış Manço ve Kurtalan Ekspres - Eğri Eğri Doğru Doğru

video

Sevdiğini al diyorlar
Alsan bile yar yeter mi

Var yoluna git diyorlar
Bir yol ile iş biter mi

Bir karış da toprak gerek
Üstüne ev kurulmalı
Yar içinde oturmalı

Barış demek toprak demek
Ben kendimi verir miyim
Eğri büğrü ama yine de doğru

Filmation's Ghostbusters

Posted by her boku bilen adam | Posted on 19:37

2



Ben bu elemanları çok severdim.Show Tv verirdi sabahları."80'lerin sonu,90'ların başında çocuk olmak" geyiklerinde de hiç rastlamamıştım.Aklıma geldi bugün.

İnternet güzel bir şey hakikaten

video

Gelin Başı

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 12:58

9


Bir arkadaşımın İnternet Cafe'sindeyiz.Ben bakıyorum o gün cafeye.Bi kaç arkadaş daha var türlü geyikler dönüyor malum cafe ortamı.Derken daha önce kendisine Roman Polansky'nin Macbeth'ini kopyaladığım bir kız geliyor.Konservatuar sınavlarına hazırlanacak ordaki sahnelerle.Benden bu sefer ÖSS çıktısı almamı istiyor.

Tam o esnada dışardan büyük bir gürültü geliyor.

Tüm cafe dışarı çıkıyoruz.Dükkanın çaprazında 10 - 15 metre ötedeki kuaförün öndünde bir gelin arabası,etrafı ana baba günü olmuş.Bir adam çıldırmış vaziyette,5 kişi zaptedemiyor.Küfürler havada uçuşuyor.En az 50-60 kişi seyrediyor olayları.Kimisi gülüyor,kimisi şok olmuş,bir kısmı korkak bir ifadeyle olayları izliyor.

Derken adam iyice zıvanadan çıkıyor.Kuaförün camına bildiğiniz uçan tekme sallıyor.Yanındakiler durduramıyor adamı,iki tane yumruk daha vuruyor kuaförün camına.Gelin arabasından gelin çıkıyor dışarı adamın yanına o gidiyor ama adam geline de bir tane geçiriyor.Adamı tutmaya çalışanlardan biri küfürle karışık durmasını istiyor ona da bir yumruk.Herif durmuyor.

Adamda öyle bir öfke var ki tabirimi mazur görün ama sanki karısına,kızına,annesine tecavüz etmişler ve tecavüzcü de kuaförün olduğu binaya saklanmış.Öyle bir öfke..

Şoku atlatıp birilerinin polisi aramasını istiyor biri.Aklıma bende cep telefonu olan polis ağbilerden biri geliyor. Arıyorum.

"Ağbi bizim cafenin orda kavga çıktı acil gelin" diyorum.

"Geliyoruz zaten oraya" diyor.

Adam hala zaptedilemiyor.Kuaförün camına yumruklar tekmeler,geline ve diğer adama yumruklar devam.Etraftan tahminler yürütülmeye başlanıyor :

-herhalde geline biri bir laf etti

-gelinin belalısı dükkanı bastı babası da çıldırdı

-damat geline bir laf etmiş babası da çıldırmış

-yok efendim görümcesi şey demiş
....


Derken polisler olay yerine varıyor.Adamı tutmaya çalışırken pat!!!

Polisin omzuna da bir yumruk vuruyor adam..

Aha diyoruz şimdi sıçtın.

Yumruğu yiyen polis tek eliyle kavrıyor zaptedilemeyen dayıyı.Bağırtılar eşliğinde adamı olay yerinden uzaklaştırıyor.

Bizim bulunduğumuz tarafa doğru adamı zapdetmiş halde ekip otosuna doğru götürmeye başlıyor.Biz hala olayın aslı neydi diye düşünürken,tam bizim önümüzden geçtikleri esnada adamın ağzından şu laflar dökülüyor : Bir gelin Başı 250 Milyon olur mu komserim..



Sanki hafiften bir rüzgar esiyor da herkesin suratına yumruk etkisi yapıyor o rüzgar bir anda.Herkes şok olmuş halde birbirine bakıyor.."Bu yüzden miydi lan" diye düşünme balonu oluşuyor milletin kafasında..

Konservatuara hazırlanan kıza dönüyorum : Sen de Macbeth çalış burda..

Kamuflaj

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , , | Posted on 11:49

3


"11 yaşındaki Ruşen Kasım ve kocası 55 yaşındaki Said Mohammed. 2007'de evlendirilen küçük kız, kocasının ilk eşi, 4 oğulları, 2 kızları ile birlikte yaşıyor. Nikah günü çok utanmıştı. Ama ondan başka utanan olmadı."

"Gülhan Hayder de 11 yaşında. Kocası Faiz Mohammed 40 yaşında. Küçük kız öğretmen olmayı hayal etmişti. Ama artık bir adamın üçüncü eşi. "


Haberler Hürriyet'ten.Arada "Seksi fotoğraflar için tıklayın" dışında da bir şeyler yapıyorlar.Gerçi büyük ihtimalle yabancı bir ajanstan arakladılar ama olsun.Buna da şükür.

Konuya dönecek olursak da "aslında çok da söylenecek bir şey yok" kalıbına h
iç de uymayan bir durum.Söylenecek o kadar çok şey var ki.Hangi birinden başlayalım.

2001'de Afganistan'a kurşunsuz ve süper bir demokrasi amacıyla giden Amerika'nın başarısından mı bahsedelim.

Taliban'ın ve Afgan halkının İslam anlayışından mı..

Biz tüm bunları tartışırken,üzerine yazılar yazarken orada ufacık kızların koca koca adamlarla(adam dediysem lafın gelişi) evlendirilip hayatlarının tamamına yansıyan travmalar geçirip,işkencelerle çürüyüp gitmelerine mi değinelim yoksa..

Bilmiyorum ne yapalım ne edelim..


Dinlerin çıkış noktası insanları bir arada tutmak,onları ahlaki açıdan düzeltmek,kötüden,şerden ayırıp iyiye doğruya getirmek değil midir ?

Neden İslam dini Arap toplumuna indi ?


Tüm İslam kültürü Ramazanlarda yayınlanan "Çağrı" filminden ibaret olanlar bile bu soruya mantıklı açıklamalar getirebilir.Çünkü Arap halkı yoldan çıkmıştı.Kendi yaptıkları putlara tapar,küçük kız çocuklarını diri diri gömer,her türlü sapkınlığa bağımlı durumdalardı.

Peki Hz.Muhammet'den yüzlerce yıl sonra ne durumdalar ?

Şu yukarıdaki fotoğraftaki insanlar İslam'a körü körüne bağlı olduklarını iddia ediyorlar.11 yaşındaki kız çocuğu ile evlenmek,erkeklerin sakalsız dolaşmasına izin vermemek,kadınların gülmelerini bile yasaklamak onlara göre İslam'ın anlamı..

Pek Mevlana'nın okuyup yorumladığı kitap hangi kitaptı ? O din hangi dindi ?

Mevlana'dan daha mı zeki bu yukarıdaki dangalaklar ?



Sorsan neden böyle diye mutlaka mantıklı(!) bir açıklama da yaparlar.Hatta örnek de verelim.Üsttekilerin takım elbiseli versiyonu Halis Toprak ya da nam-ı diğer Halis Ağa geçenlerde 17 yaşında liseli bir kızla evlendi. Bakın müstakbel kayınpederi 71 yaşındaki Halis Toprak ile evlenen 17 yaşındaki kızı için ne diyor :

Muhabir : Kızınızın Halis Toprak ile 6 ay flört ettiği söyleniyor.Buna ne diyeceksiniz ?

BABA : Hayır öyle bir şey mümkün değil.Benim kızım çocuk ya !!!



Hangi dinden olurlarsa olsunlar günümüzde insanlar inandıkları şeyi ya anlamıyorlar,ya da o dine, inanışa sığınarak sapkınlıklarını gizlemeye çalışıyolar.Vatana ihanet eden milliyetçiler,küçük kızlarla ilişkiye giren müslümanlar,oğlancılık yapan rahipler,iki jipli sosyalistlerle dolu yeni bir dünya düzeninde yaşıyoruz.

John Lennon'ı saygıyla anıyorum burdan.

Dipnot

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 19:12

4

Blogu takip eden bir arkadaş mail atmış iki gün önce.Ben de ancak bugün görüp cevaplayabildim.Mailinin ana konusu geçenlerde yazdığım bir yazıya gelen garip(!) yorumların bir anda ortadan kaybolması..


Hangi yazıdan bahsettiğine ve kimin yorumlarının ortadan kaybolduğuna dair detaya girmek istemiyorum.Zira o şahıs ve ekibi hakkında daha da fazla çene yormanın anlamsız olduğunu düşünüyorum.Bahsetmek istediğim nokta ise arkadaşın bir nevi sitem ettiği yorumların ortadan kaybolması mevzusu.Kendisi sitemle karışık bana konduramamış yorumların silinmesini.Kendisine de belirttim burda da bu konuya açıklık getirmek istiyorum yoksa içimde kalacak.Efendim o şahsın ya da herhangi birilerinin yorumlarını ben silmedim.Sanırım benimle daha fazla muhattap olmak istemediği ve değerli fikirlerini paylaşma gereği görmediği için bizzat kendisi ortadan kaldırmış yorumları.

Hep söylediğim gibi ben de "destur var sansür yok" efendim.İsteyen istediği gibi ifade edebilir kendini.Yeri gelir Youtube video yorumlarına da dönüştürürler burayı kendi bilecekleri iş.Kelime dağarcığı küfür ve boş laflardan ibaret olan adamlara sansür koymak yerine onları sergilemenin daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.Zaten iki laftan sonrasını da getiremiyorlar.Bırakın takılsınlar.

Bu açıklamayı da yapmadan geçemedim.