Edep Yahu!

Posted by Her Boku Bilen Adam | Posted in , | Posted on 16:47

9

Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet skandalının ortaya çıkarılmasının üzerinden tamı tamına 1 hafta geçti.
Dünyanın herhangi bir ülkesinde adı geçen mevki sahipleri, masum bile olsalar, en azından soruşturmanın daha sağlıklı yürümesi bakımından 1 gün içinde görevlerini bırakacakken, AK Parti hükümetinde ise istifa etmek, bakanları görevden almayı bir kenara bırakın;

Hemen tüm soruşturmayı yürüten polisler görevden alındı,

Yetmedi Gezi zamanı "Destan yazdılar" denilen, uğruna pankartlar asıp gurur duyduklarını ilan ettikleri tüm Emniyet Müdürleri'ni azlettiler,

Hemen yandaş 2 savcı soruşturmaya atandı,

Yayın yapan, haber veren tüm gazeteler, gazeteciler, destek vermeyen herkes hain ilan edildi,

Daha gözaltına alındıkları gün "suçlu, darbeci, hain, çapulcu, ayyaş, şikeci" ilan edilen onlarca insanda işlemeyen "Masumiyet Karinesi"nin eksikliğinden dem vurulmaya başlandı,

Yalakalara "Bu iş İsrail'in, Faiz Lobisi'nin, dış güçlerin işi" diye kofti analizler yaptırıldı,

Başbakan'ın Başdanışmanı gibi bir ünvana sahip, kamuoyunda "Jöleli" olarak bilinen zat-ı muhterem televizyona çıkıp "Yolsuzluk varsa kul ile Allah arasındadır" dedi,



Evinde 4,5 Milyon $ bulunan HalkBank Genel Müdürü "O paralar ile İmam Hatip Lisesi yaptıracaktık" savunması ile milleti iyice gerizekalı yerine koydu,

Bir Bakan'ın oğlunun evinin neredeyse tamamı içi para dolu kasalarla dolmuşken "Para sayma makinesini polis yanında getirmiş" diye savunma yapıldı,

Şike davasında, Ergenekon'da, Balyoz'da telefon görüşmeleri, kayıtları çarşaf çarşaf yayınlanırken gıkı çıkmayan hükümet; rüşvet dolu, yolsuzluk dolu kayıtlar ortaya çıkınca "Özel hayata böyle müdahele edilebilir mi, özel konuşmalar böyle yayınlanabilir mi?" diye isyan etti, 

Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılınca asgari ücretin 800 TL olduğu ülkede üzerindeki 5000 TL'lik montla utanmadan "Biz imanlı insanlarız" diye açıklama yapan Bakan oğlu omuzlara alındı,

Oğlu tutuklanan İçişleri Bakanı tüm emniyeti baştan aşağı değiştirdikten, hukukun tüm kanallarına sirayet edildikten tam 5 gün sonra ilk açıklamasını yaparak "Oğluma güveniyorum, öyle şeyler yapmaz" dedi,

Her seferinde sonsuz saygı duyulan, Türkçe Olimpiyatları'nda en ön safta yer aldıkları, bugünkü iktidarları için minnet duydukları Fethullah Gülen'i nankör, hain, kalleş ilan ettiler,

"Dokunan Yanar" diyen Nedim Şener ve Ahmet Şık için kılları kıpırdamayanlar, cemaat ile papaz olunca birden bu iki isimle röportaj yapmaya, yazılarını paylaşmaya başladı, 

İnsanlar sabahın köründe evlerinden, iş yerlerinden aldırılırken "Yargıya müdahele edemeyiz" derken, aynısı evlatlarına, yandaşlarına olunca "Çağırsalar gelirler, o saatte insan mı alınır" diye açıklama yaptılar,

...ve daha üzerinden 1 hafta bile geçmemişken, oğlu yargılanmak üzere serbest bırakılan Bakan Bayraktar, 

Ali Ağaoğlu ile "Sen bildiğin gibi yap, biz hallederiz" diye kanunsuz yapılaşmaya izin veren Bakan Bayraktar,

Kendisinden tedavisi için yardım isteyen kanser hastası bir genç kıza kameraların önünde utanmadan sadaka veren Bakan Bayraktar,

Trabzon'da kendisini karşılamaya gelen AK Gençlik'in avuçlarına yine alenen sadaka sıkıştırdı. O gençlik de 50 TL için birbirini ezdi, yalvardı.


Hah ne diyordum... İstifa diyordum. Evet istifa.

Bırakın istifayı, bırakın gururu, bırakın adaleti, bırakın etiği, kanunu, hukuku,

Yine mağdur oldular,

Yine dış güçlerin oyunu dediler,

Yine Geziciler'in işi ilan ettiler.

Hep kızardım "AKP'ye oy veren salaktır, yok göbeğini kaşıyandır, yok şöyledir, böyledir" diye kendini elit konumlayan ulusalcı, Kemalist kesime. Hep bu kibir yüzünden AKP'ye mahkum olduğumuzu söylerdim.

Ama yok. İnanın gözümüzün önünde bunlar olurken hala bu adamları sırtında taşıyan,

Kendisi ay sonunu zor getirirken 6 aylık maaşını üzerinde mont diye taşıyan adamlarla gurur duyan,

Kanserli kıza bile sadaka verirken, 50 TL için üç takla atan, 



30 korumayla gezip de hala "Biz halkımızın sevgilisiyiz" diyen, hatta Kabe'yi bile korumalarıyla tavaf eden bu adamları inandıkları dinin peygamberiyle, halifesiyle eş görmeye başlayan bu insanlara az bile demişler.

Size son olarak kendi sözünüzle seslenmek istiyorum : EDEP YAHU!






Benim Ülkemiz

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 15:57

2

Son günlerde yaşananlar malumunuz. Başbakan'ın "Kızlı erkekli aynı evde kalınmaz" cümlesi, onu toparlamaya çalışan ve "Asparagas" diyen Bülent Arınç ve daha üzerinden 24 saat bile geçmeden Başbakan'ın "Farklı kız ve farklı erkeğin aynı evde kalması doğru mudur? Siz kızınız bir erkekle aynı evde kalsın isterseniz size hayırlı olsun" diyerek hem kendi Başbakan Yardımcısı'nı hem de bir gazeteciyi küçük düşürmesi.  

Aslında bakarsanız Başbakan'ın gazeteci azarlamasına alışmıştık ama kendi yardımcısına bile posta koyacak hale gelmesi işi başka bir boyuta taşıdı. Gerçi kulislerde söylenenlere göre Başbakan; bırakın yardımcısını basının önünde yalancı çıkarmayı, Bakanlar'a küfürler ediyor, hatta Suat Kılıç'a tokat bile atabiliyordu.

Tüm bu durum içerisinde Başbakan'ın "Kızlı erkekli" çıkışı hiç de şaşırtacak cinsten değil aslında. 

Genç olmanın, öğrenci olmanın, hele hele kadın olmanın yeterince zor olduğu ülkemizde bir lider bu mahalle baskısını ortadan kaldırmak ve gençlerin daha özgürce kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmak yerine, tam da meraklı komşuların, aileye kiraya verdiği dairesini öğrenciye 2 katına kiraya vermeye çalışan hacı ev sahibinin, mahalleye Anadolu'dan okumak için gelen genç kıza orospu gözüyle bakıp laf atan ama kendi kızkardeşinin sevgilisi olduğunu öğrenince evin kapısını üstüne kilitleyen bıçkın "delikanlı"nın sırtını sıvazlamayı tercih etti. Bir de üstüne adeta "Vurun Kahpeye" romanındaki köy halkına gaz veren dedikoducu fitneciler gibi "Gereken neyse yapılır, Valiler, emniyet üstüne çalışır" demeyi de ihmal etmedi.

Neden mi? 

Çünkü Başbakan için tüm ülke sadece kendisinden ibaret.

Ona göre kendi hayatında olmayan şeyler başkalarının da hayatında olmamalı.

Eğer kendisi içki-sigara içmiyorsa kimse içememeli,

Eğer kendisi gençliğinde bir kızla el ele tutuşmamışsa, flört etmemişse, öpüşmemişse, hatta aşık olmamışsa şimdiki gençler de bu duyguları tatmamalı.

Bunu yapabilen kızlar da alenen "orospu" kendisinin gözünde. Gazeteciye "Size hayırlı olsun" demesi de zaten bu manaya geliyor.

Lafta "Kimsenin özel hayatına müdahele etmeyen" Tayyip Erdoğan Hükümeti de aslında tamamen Başbakan'ın hayatı ve görüşleri üzerine kurulu. O yüzden aslında gerçekten de kimsenin hayatına müdahele falan edildiği yok çünkü artık bizlerin hayatı tamamen onun hayatının kopyası olmak zorunda, olmazsa da bedelini işinizden, eşinizden, sevgilinizden, okulunuzdan, hatta sağlığınızdan hatta ve hatta hayatınızdan bedel ödeyerek vermek zorundasınız.

Çünkü biz artık biz değil, "O" olduk.

Bu ülke artık sadece onun ülkesi ve evet onun ülkesinin kuralları içinde onun hayatında yaşıyoruz.

O yüzdendir ki "Affedersiniz ne Rumluğumuz ne Ermeniliğimiz kaldı" diyebiliyor, çünkü onun ortamında Ermeni, Rum hakaret olarak kullanılıyor,

O yüzdendir ki "52 Sünni vatandaşımız katledildi" diye ölü bedenleri bile mezheplerine göre ayırabiliyor, çünkü onun hiç aynı sofrada oturduğu Alevi arkadaşı olmamış,

O yüzdendir ki "Bizim kültürümüzde yok" dediğinin ertesi günü "Onun" kültüründe olmayan ne varsa yanındaki dalkavukları tarafından yasaklanıveriyor.

Hepsinden ironik olanı da Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki "Tek Adam" Cumhuriyeti'ni eleştirip kendi "Tek Adam" hatta "Tek düşünce, tek yaşam tarzı, tek din" dünyasını yaratmak. Pardon dayatmak.

Komik olan bir taraf da çok değil 3-4 yıl önce "İran oluyoruz, Şeriat geliyor" diyen ulusalcılarla dalga geçerken kendimizi bu cenderenin içinde bulmamız. Hatta İran olmak şöyle dursun artık İran gençliğine imrenir halde RTE Cumhuriyeti'nde yaşamak. 

Evet hepimiz artık "Bizim Ülkemiz"de değil Tayyip Erdoğan'ın ülkesinde yaşıyoruz.

"Biz yeterince karşı çıkıyoruz" diyenlerin büyük bir çoğunluğunun da savunmayı "Ama biz sevişmiyoruz ki" üzerinden yapması da gösteriyor ki "Sevişirim, sevişmem sana ne!" diyemeyecek duruma getirmiş adam bizi.

Hakikaten hepimize "Hayırlı Olsun".

Bazıları Çok Aşırı

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 13:38

10

Geçen gece televizyona baktım,
Huzur Sokağı var diye ATV'yi açtım,
Huzurdan eser yok, memeler kaplamış ekranı,
Kimseye karışmayız ama bazıları çok aşırı.

"Tövbe tövbe" diyip çevirdim başımı
"Bu ne edepsizlik yahu" diye aradım kanalı
Ar namus kalmadı evde çabuk gönderin bu kadını,
Kimseye karışmayız ama bazıları çok aşırı.


Her kesime eşit mesafedeyiz, biliriz dışlanmayı,
Lakin haddini bilecek herkes, aşmayacak sınırları,
Memeler de meme olsa bari sanki sörf tahtası
Kimseye karışmayız ama bazıları çok aşırı

Dekolte mesele değil, yakışmamış o kıyafet,
Modayı da biz biliriz, işimiz her alanda hizmet
Beğenmeyen Paris'e gider, açtık duble yolları
Kimseye karışmayız ama bazıları çok aşırı

Hüseyin Çelik der ki "Çapulcular! Karıştırmayın ortalığı"
Akıllı olun salarım üstünüze Melih Başgan'ı,
Artık ben olmalıyım Başbakan'ın veliahtı,
Kimseye karışmayız ama bazıları çok aşırı.


Olimpiyat Ruhu ve Türkiye

Posted by Her Boku Bilen Adam | Posted in , | Posted on 13:56

20

Selamlar herkese,

Malumunuz olduğu üzere dün akşam 2020 Olimpiyatı'na ev sahipliği yapacak ülkenin belirlenmesi için IOC kurulu Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te toplandı. Biz de Tokyo ve Madrid ile birlikte finale kalan 3 aday şehirden biriydik.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki iktidara muhalif biri de olsam konu Olimpiyat olduğu için bir sporsever olarak bu süreci destekleyenlerdendim.

Zira 1992 Barcelona'dan beri TV karşısında da olsa tüm Olimpiyat Oyunları'nı takip eden, sporun sadece futboldan ibaret olmadığını yıllarca etrafındakilere anlatmaya çalışan, Universiade da olsa bir Olimpiyat'ta yer almanın tadını almış bir birey olarak gerçek Olimpiyat'ın, yani sporun kalbinin, kendi ülkemde, hem de yaşadığım şehirde atacak olma hayali beni gerçekten de heyecanlandırmadı değil. Bu yüzden de başta da dediğim gibi iktidarın başının "Çapulcu" diye aşağıladığı bir güruhtan da olsam bu süreci destekledim ve dün de bu oylamayı her ne kadar umutsuzca da olsa heyecanla izledim.

Umutsuzdum çünkü ülkemin Olimpiyat gibi bir duyguya ev sahipliği yapacak kapasitede olmadığını herkes gibi ben de biliyordum. Burda bahsettiğim organizasyonu yapacak olmaktan kastım tesisleşme, altyapı, ulaşım vb. şeyler değildi. Zaten ayrılan bütçelere bakıldığında İstanbul'un, Madrid'in 5, Tokyo'nun ise 2 katı bütçe ayırması ile bu sorunların 7 yılda tamamen çözülebilecek olduğu da aşikardı. Ama çözülmesi çok daha zor sorunlar vardı.

Bir kere her şeyden önce bizim ülkemizde "Sporsever" insanın eksikliğiydi en büyük sorun. Bizim insanımız için spor demek "Futbol" demekti. Ama bu söylediğimden de sakın insanımızın "Futbolsever" olduğu sonucu da çıkmasın çünkü biz "Futbolsever" de değiliz.

Bizim taraftarımız futbolu yani oyunu değil sadece "Kazanmayı" sever. Aksini iddia edene daha 2 ay önce ülkemizde düzenlenen U20 Dünya Kupası'nın ortalama seyirci sayısının turnuva tarihinin en düşüğü olan 4500'lerde kalmasını gösterebilirim. Final maçı bile boş tribünlere oynanmıştı hatırlarsanız.

Sporculara gelirsek Allahaşkına size soruyorum, sizce bizim ülkemizde "Sportmen" sporcu var mı?

Onu da geçtim, "sporu seven" sporcu var mı?

Sporun, hele hele Olimpiyat'ın ırk, ülke, bayrak, dil, cinsiyetten bağımsız birleştiriciliğinden haberdar sporcu var mı?

Bizim ükemizde Ermeni lafını hakaret olarak kullanan Rıza Kayaalp gibi bir sporcuya(!) bırakın ceza vermeyi, 3 gün sonra bayrağımız taşıttırılarak ödül veriliyor, Spor Bakanı "Rıza'yı yedirmeyiz" diyerek açıklama yapıyor.


Kafamda bunlarla ilk tur oylamasını izledim ve güç bela Madrid'i geride bıraktık. Kendi kendime dedim ki "Alalım şu Olimpiyat'ı da en azından sporsever bir nesil yetişir, 7 yılda ne çok değişir neler olur".

Derken bu ülkenin bakanının şu aşağıdaki tweetini gördüm.



Olimpiyat Ruhu, Olimpiyat'ın dil, din, ırk gözetmeksizin tek bayrak altındaki birleştiriciliği diyorduk değil mi?

Peki böyle bir açıklamada bunun esamesine rastlanıyor mu sizce?

Sonuçlar açıklandı Olimpiyat Tokyo'ya gitti. Peki ne oldu?

Biz ırkçılık, doping, gaflar, rezil açıklamalar dolu bakanlığına rağmen yukarıda da bahsettiğim gibi en azından "Olimpiyat"ın ülkemizde düzenlenme olasılığı için desteklediğimiz sürecin sonunda Sayın Bakan'dan şöyle bir açıklama gördük.



Şaşırdık mı?

Şaşırmadık.

Zira Olimpiyat sunumu esnasında "Nüfusumuzun yarısı genç" denilerek komitenin gözünü boyadıkları genç nüfustan kendi taraflarında olmayanları "Çapulcu" diye aşağılayan, "Bunlaaar" diyip ötekileştirip her fırsatta azarladığı gençlerin yaşam tarzına neredeyse tüm tanıtımlarında yer veren ama köprüyü geçemeyince ilk fırsatta suçu o gençlere yükleyen bir siyasi iktidardan bahsediyoruz.

Zaten bu Spor Bakanı olan zat en alakasız bir Spor organizasyonunda dahi spor lafını bile ağzına almadan önce Başbakan'a övgüler dizmeye başlıyor, muhalif görüşlü bir Basketbolcu (Cenk Akyol) kariyerinin zirvesinde sırf bu muhalif söylemleri yüzünden Milli Takım'a alınmıyor, Hidayet ise Başbakan'ı anlatan balgeselde yer buluyor ve en formsuz döneminde milli takımla sahaya kaptan olarak çıkıyor. Tepki verenler aforoz edilirken, biat edenler alıp başını yürüyor.

Olimpiyat'tan organizasyon olarak değil de "Olimpiyat Duygusu" diye bahsetmemin sebebi de bu.

Sizin ülkenizde Sporseverler yerine Biat edenler, yalakalar varsa;

Sporcularınız sporu, oyunu değil sadece kazanmayı, sadece şanı, şöhreti parayı önemsiyorsa,

Sizin bakanlarınız halka yakın olmayı "Götünüze kına yakın" seviyesine inmek zannediyorsa,

Sizin tesisleşmeden, gençliğe yatırımdan tek anladığınız TOKİ'nin betonları, o tesislerin başına diktiğiniz "Yassah hemşerim"ciler ise;

Siz en Doğu'nun kazandığı oylamadan sonra bile hala "Batı bizi sevmiyor" diyerek suçu hep başkalarında arıyorsanız;

Size Olimpiyat gibi bir ayrıcalığı, bir ruhu, biz güzelliği çok görmelerine de sesinizi çıkarmamanız gerekir.

Bir gün gerçekten Olimpiyat ruhu ile dolu bir nesilin içinde yaşamak dileğiyle.

Sevgiler.

Mesela Yani

Posted by Her Boku Bilen Adam | Posted in , | Posted on 15:54

3

Efendim selamlar hepinize.

Biliyorum çok uzun zaman oldu yazmayalı. "Bloglar da öldü" diyorlar hem artık. Bilmiyorum artık öldü mü ama en azından kendi blogumu canlandırmaya and içtim bu sefer (766. defa).

"Ben bloga geri dönüyorum artık daha sık yazacağım" diye söz verdim kendime ve bloga geri dönmenin en iyi yolu da, konu HBBA Blog ise, her zaman olduğu gibi "Haftanın Şarkısı"ndan geçer tabi ki.

Daha önce "Alt Geçit" ile "Haftanın Şarkısı" olan Farazi ve Kayra'nın Kayra'sından geliyor... Kendisi Korkusuz Korkak filminin karakteri Bombacı Mülayim'in unutulmaz repliği "Mesela Yani"den öyle güzel bir parça çıkarmış ki "Raple işim olmaz" diyenler bile defalarca dinleyebilir.

Farazi ve Kayra ikilisinin diğer işleri için kendilerinin SoundCloud hesabını da sizlere tavsiye ediyorum.

Bu arada ben de hiçbir şeyden eksik kalmayayım diye SoundCloud hesabı açtım efendim. Beklerim hepinizi. Bu da profilim.
(Dinleyiciyim sadece; üretici değil)




Dibin tutarsa bak telaşe,böyle zulme gülme,dinamit elde gidene dek bir bekle,mesela yani,yarına yeni bir tövbe gelse,keşke yirmi ton jöleyle beni de güldürenler olsa,mesela yani

verse 1

sefer taslı katil,ben mülayim sert'im ,ayakkabında taş misali ızdırabın emmi,yüzünden elli kez tren kazası geldi geçti,yirmi bin franga söyle kimde kral dairesi,ser bir paspas,kazma olsanız kazılmaz,ıslatıp kemerle dövseniz de bende tek silahgelir limon yerim masanda islah etsin,kan kusarken ıstakayla mıhlayın beni,bak yedirdim,meselayı yani,o gafti erkek ağzı burada anca(anca) sinek pisliği, ağzının tavanlarında kursalar salıncak sallanıp da kendi pisler,gider sifon çeker,hele bir destur aslanım,o bohça dörde katlanır,reste rest,benim elimde hacı bekir lokumları,sipariş ettim ölümü kendime gecikmesin diye,mermiler temiz mi? mesala yani..

nakarat

dibin tutarsa bak telaşe,böyle zulme gülme,dinamit elde gidene dek bir bekle,mesela yani,yarına yeni bir tövbe gelse,keşke yirmi ton jöleyle beni de güldürenler olsa,mesela yani

verse 2

amorti kazım elde son biletle yolumu kessin,kenefe talip olma şansı sade bana nasip,tepem atarsa tek bir an,uçan kafayla son sözüm amigo orhan,ölümü zorladın dün akşam,gözleriyle kan çeken bir evde şimdi gölgen,ızdırabı jaws olup da güçle dişleyen,hele bir bak ne diyecem;lüzumsuz öfkelerle beslenirken orada kibre saplanıp da ölmesen,son üçlük ve jordan,full dopingle armstrong,uche kırık bacakla zıplasın rüyana paydos,kalbi son vapurda şöyle martılara da fırlat,yeraltında kara kuşakla korkusuz bu korkak,çek kopar,kürsülerde bol kesimli martaval,istesen de gizlemez vebali hiçbir leş fular,full zarar,tek bir hamle dakikasında voltran,şimdi şarkı ismi belli;mesela yani..

nakarat

dibin tutarsa bak telaşe,böyle zulme gülme,dinamit elde gidene dek bir bekle,mesela yani,yarına yeni bir tövbe gelse,keşke yirmi ton jöleyle beni de güldürenler olsa,mesela yani

Master Yalaka

Posted by Her Boku Bilen Adam | Posted in | Posted on 10:15

8

Gün geçmiyor ki ülkemizdeki "Yalakalık" seviyesinin sınırları zorlanmasın. "Daha fazlası olamaz herhalde" dediğimizde ise şaşırmaya devam ediyoruz.

Ertem Şener yalakalıktaki çıtayı adeta sırıktaki Sergei Bubka, pistteki Usain Bolt seviyesine çıkardı.

Kendisini tebrik ediyoruz.

Her Zararlı Şeyi Yasaklayacaksak...

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 15:21

12

Madem hükümetimiz bizleri çok düşünüyor, bize zararlı olduğunu düşündüğü pek çok şeyi bir bir yasaklıyor; o zaman bazı önerilerim var;








Ne dersiniz? 

Bana Mutluluğun Resmini Yapabilir Misin Tayyip?

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 01:12

10

Çok değil 1 ay kadar önce Boston Maratonu'nda yaşanan terör saldırısı sonrası 3 Amerikan vatandaşı hayatını kaybetti, 200'den fazla insan yaralandı.

Patlama yaşanır yaşanmaz, olay yerinden tüm Amerikan Basını canlı yayına geçti, olay tüm detaylarıyla araştırılarak bilgiler tüm dünyaya aktarıldı.

Sosyal Medya aracılığı ile neredeyse yaşanan her şey tüm Amerikan Halkı tarafından paylaşıldı.

Her şeyden önemlisi ABD Hükümeti "Ulusal Yas" ilan etti.

Bize dönelim.

Sadece 6 gün önce Reyhanlı'da resmi sayılara göre 51, ortalıkta dolaşan spekülasyonlara göre ise 150'den fazla vatandaşımız hayatını kaybetti.

Orada neler olduğunu öğrenmek için televizyonları açtığımızda ise karşımıza eğlence programları, yarışmalar, futbol programları çıkıyordu.

Gazetelere bakalım dedik, ufak dipnotlar, belirsiz yazılar vardı sadece.

Yayın yasağı kondu,  kimseden gık çıkmadı.

Oysa Facebook'ta dolanan videolarda gördüğümüz, Hatay'daki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilerde Reyhanlı'da olanların tam anlamıyla bir katliam olduğu anlaşılıyordu.

Sustuk, susturulduk.

Olaydan 1 gün önce ilçedeki 73 mobese kamerasının arızalandığı haberi çıktı sonra.

"Yav nerdeyiz, neler oluyor" dedik.

Ama yoktu ses mes.

Dün ağzının içine baktığımı Başbakanımız yanında Bakan'ları ve 60 küsur şirketin CEO'su ile ABD'ye gitti. Bugün de aşağıda kurmayları ile birlikte karşısına çıktığı Obama, Biden ve Kerry ile şu gülümseyen pozu verdi.


Tamam ulusal yas ilan etmediniz, yayın yasağı koydunuz, 3 maymunu oynadınız da bu gülümseme niye?

Şimdi mutlaka "Ak Gençlik"ten falan çıkıp "Ne var öyle gülümserken çekmişler, Reyhanlı'yla neden bağlantı kuruyorsun, gülemez mi Başbakan?" diyecekler olacaktır.

Gülemez efendim kusura bakmayın.

Tarihinin en büyük saldırılarından birine uğramış ve onlarca vatandaşını kaybetmiş bir ülkenin Başbakanı, Bakanları daha bu saldırının üzerinden 1 hafta bile geçmemişken her ne olursa olsun sırıtarak poz veremez.

Daha Reyhanlı'ya gitmeden soluğu ABD'de alamaz.

Mavi Marmara'da ölen vatandaşları için ortalığı ayağa kaldırmakla övünürken ki doğrusu budur, Reyhanlı'da ölenler için sus pus olamaz.

Seçim sloganı bile "Aynı yoldan geçmişiz biz, Bir Allah'ın kuluyuz biz" olan bir partinin lideri Reyhanlı için eylem yapan vatandaşlarına biber gazı sıktırtamaz.

Ama boş lakırdı işte bizimki.

Hikaye.

Ortadoğu'nun lideriyiz, tüm dünya ürküyor bizden, Esad bile nasıl tırsıyordur şimdi bu tabloyu görünce.

Heyt be!

Dünya gücüyüz oğlum.

Hadi siz de asmayın suratınızı 150 insanımız öldü diye.

Hadi gülümseyin ya.

Hayat çok güzel, bombalar falan...



Gekas Marşı

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 11:16

2

Bu yıl Avrupa'da gelen başarılara rağmen, son yaşanan derbi ile birlikte artık ne kadar çürüdüğü ortaya çıkmış Türk Futbolu adına bence bu yılın en güzel hikayesi Akhisar ve Gekas oldu.

Akhisar'ın Akigoları da Gekas için güzel bir marş yapmış.

Ne Zeus ne Perseus
Asıl tanrı bu deyyus
Ne Sow ne Burak Yılmaz
Theofanis Gekas...

Hayallerde Yaşıyor Bazı...

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 10:39

3

Götüm Residence,
Sikko World
MyWhoreWorldİstanbul

ve daha niceleri....

Yeter lan yeter şerefsizler.

Beton yığınına çevirdiniz güzelim şehri.

Yeşil Öfke, Ayşe Arman'lı residence reklamı nezdinde, alayına güzel bir gol atmış.


Yeşil Öfke

Web :  www.yesilofke.com
Facebook : www.facebook.com/y.ofke
Twitter : www.twitter.com/Yesil_Ofke

Reyhanlı ve Biat Halifeliği

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 01:54

4

Son bir buçuk ay içinde 2 kez Başbakan'ın bulunduğu ortamlarda bulundum. Her ikisinde de ortamda Türkiye'nin en saygın iş adamları, üst düzey yöneticileri, Bakanları da bulunmaktaydı. Başbakan'ın bırakın etrafta olmasını, gelmesinin duyurulmasından itibaren sadece çalışanlarda değil; bu saydığım önemli isimlerde bile inanılmaz bir telaş gözlemledim.

Başbakan'ın salona girmesine saatler varken bile konuşmasının 10 dakikasını kendisine övgü olarak dizen "kodaman" diye tabir edeceğimiz önemli isimler,  teknoloji hakkında bir oturumdaki en alakasız konuyu bile "Sayın Başbakanımız'ın da izniyle" diye bağlayan Bakan'lar, hatta bilim adamları ile dolu birkaç gün geçirdim ve uzaktan yansımasını gördüğümüz biat kültürünün ne boyutta yaşandığını gözlemleme şansını yakaladım.

Ben Tayyip Erdoğan'ın yarattığı biat etkisinin Türkiye tarihinde eşine benzerine rastlanmayan ve bir daha da kolay kolay rastlanmayacak, hatta daha da abartayım Osmanlı dönemindeki padişahlık kurumuyla birebir aynı olduğunu düşünüyorum en basit şekilde ifade etmem gerekirse.

Şimdi diyeceksiniz ki "E zaten bunu bilmeyen mi var, her şey ortada".

Evet aynen öyle zaten. Amerika'yı yeniden keşfediyor değilim. Son 10 yılda sıra ile tasfiye edilen kurumlar ve her şeyin tek bir adamın ağzının içine bakar hale geldiği, hatta bunu iktidarın önemli bir vekilinin de "Boşuna oturuyoruz o koltuklarda" diyerek kabul ettiği bir sisteme geldik.

Başbakan ne isterse o oluyor.

Konu fark etmiyor. Siyaset olsun, spor, teknoloji her ne olursa olsun o ne derse, neyin yapılmasını emrederse o oluyor, ne hoşuna gitmezse o yasaklanıyor.

Sigarayı, içkiyle arası yok, hoop kanunlar, yasaklar...

Yarın öbür gün yediği balıktan zehirlense, olta satışının yasaklanacağı bir sisteme doğru gidiyoruz.

Böylece vatandaş olarak yaşamanın zaten zor olduğu ülkede, "AKP'li olmayan vatandaş" olarak yaşayabilmenin neredeyse imkansız hale geldiği bir ortam başarıyla yaratıldı.

Ama en tehlikelisi, bu iktidar gücü, bu biat kültürü, bu dalkavukluk artık kesmiyor onu.

O en başından beri aklında olan daha fazlasını, yani tüm Ortadoğu'nun, tüm müslümanların siyasi halifesi olma derdinde.

Bunun için de artık tamamen "Dark Side"a geçmiş durumda.




Artık kendi vatandaşı, kendi halkı, vicdanı, aklıselimi tamamen yitip gitmiş durumda ki aslında zerresi bile olduğundan şüpheliyim.
 
Sonu nereye kadar gidecek diyorsanız; güce tapan, zalimi sırtında taşımayı, alkışlamayı, uğradığı zulmü sineye çekmeyi benimsemiş bir toplumda oyunu kuralına göre oynayan bu adamın daha da ilerleyeceği ve artık freni patlamış kamyon hızıyla gideceği kanaatindeyim. Daha çok kurban var elimizde.

Artık daha çok öleceğiz.

Hopa'lar, Uludere'ler, Reyhanlı'lar daha da çoğalacak ve "Koyun" olmaktan "3 Maymun" olmaya terfi edeceğiz.

Biz Niye Böyleyiz?

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 02:53

5

Bir derbi maçını daha geride bıraktık bu akşam.

Adı derbiydi ama sadece birbirini ve taraftarlarını tahrik etmekten başka amaçları olmayan iki takım oyuncuları vardı sahada ve oyun olarak da daha az kötü olan kazandı işte. Burası önemli değil şu saatten sonra da.

Size bir şey söyleyeyim mi;

Ben bu akşam bana maç izlemeye gelen Fenerbahçe formalı arkadaşımın üzerine bir şeyler vererek evden gönderdim yolda başına bir şey gelmesin diye.

Az önce de 20 yaşında bir gencin ölüm haberi geldi.

Bu ölüm üzerine de önce "Fenerli mi öldürmüş Cimbomlu mu?", "Fenerli mi ölmüş, Cimbomlu mu?" diye soranlar, 

Öldürülen Fenerbahçeli genç için "Ölüsünü de dirisini de..." diyen Galatasaraylı, "Saha ortasında sevindiniz, katil sizsiniz" diyen Fenerliler ve daha bir sürü şey.

Daha dün çok sevdiği takımının stadındaki son maçına 5-6 yaşındaki küçük oğlunu götüren kadına bile biber gazı sıkabilen polisin vicdanını sorgularken bugün yaşananlar ve daha neler neler.


Ben artık birbirini öldürmek için bu kadar bahane üretebilen bir toplumda huzurla uyuyabilecek ve sabah erkenden kalkıp güleryüzle yaşamını sürdürecek motivasyona sahip değilim.

Biz niye böyleyiz ki?

Keşke böyle olmasak. 

Ama Öldü...

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 23:38

15

Anlamıyorum... Anlayamıyorum.

Gerçekten artık benim kafam, algılarım, beynim işlemiyor.

Empati de yapamıyorum artık.

Bir çocuğun ölümüne sevinen birinin yerine kendimi koyamıyorum. Olmuyor.

Boston'da bomba patlıyor, masum insanlar ölüyor. Üzüntünü dile getiriyorsun. Gelen ilk tepki "Beter olsun şerefsiz Amerikalılar".

Boston'da yitip giden 8 yaşındaki Martin

"Irak'ta binlerce insan ölüyor her gün onlara üzülüyor musun şerefsiz!!!" dökülüyor ağızdan hemen.

Ama'lar bitmiyor.

Bir Kürt çocuğunun kafasına bomba iniyor,

- Ama teröristti o çocuk,

- E değilmiş,

- Ama babası teröristti,

- E değilmiş,

- Yanlışlıkla olmuş,

- E tamam yazık, günah, çocuk o!

- Ama sen üzülüyor musun şehitlerimize?

Hay Ama'larınız batsın e mi.

Ölmüş diyorum ölmüş.

Bir insanın hayatını sona erdirmişler. Kimin hakkı bir insanın hayatını elinden almak?

Sen kimsin, biz kimiz, onlar kim ki bir çocuğu öldürebiliyorlar?

Sen kimsin ki buna bahaneler uydurabiliyorsun? 

Amerika ne, Kürt olmak ne, Müslümanlık ne ki bir çocuğun hayatının yanında?

Ölü bir çocuk bedeni görünce "Ulan nereliymiş bu" diye düşünüp öyle üzülecek kadar mı yitip gitti sizin duygularınız, vicdanınız?

"Büyüyünce terörist/Amerikalı/Kürt/Faşist/Ermeni olacaktı" diye katliamları haklı çıkaracak kadar mı insan değiliz artık?

Ne olduk biz böyle?

En güzel "Ama" yı Ruşen Çakır söylemişti :



Ama öldü efendim...

En gerçekçi ve olayı en iyi özetleyen cevabı da o almıştı ya aslında...

"Ben bilmem"

İyi de bilinmez ki zaten. Bilinmez ki üzülmek. Öğrenilmez ki. Vicdan nasıl öğrenilir ki? 8 yaşında bir çocuğun ölümüne üzülmeyi mi çalışırsın ayna karşısında?

Herkes insan doğar aslında. Herkes vicdanlı doğar. Öğrenilen değil ama kaybedilen de vicdandır galiba. Yitip gider günden güne öfke dolu şu boktan yaşamlarımızda.

Aynı sırayı paylaştığın arkadaşın "Götüne girsin Amerika" yazabiliyor mesela. Barış Manço öldüğünde beraberce ağlamıştı oysa seninle o çocuk.

"Gebersin Kürt piçleri" diyor Zeki Müren öldüğünde ağlayan arkadaşın.

"Hepimiz Ermeniyiz diyen piçler nerde şimdi?" diyor, 99 depreminde hiç tanımadığı insanların yitişine hüngür hüngür ağlayan dostun.

En yakın arkadaşını kaybettiğinde günlerce evinden çıkamayan çocuk "Götüne girsin Amerika" yazıyor şimdi Facebook'unda. 

Ne oldu lan bize?

Ne oluyor oğlum?

Siz kimsiniz?

Biz neredeyiz?

Ne oluyor ya?

Ama...

Ama deme gözünü seveyim.

Oh Be!

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 00:56

5

Şu 2 senede çektiklerimizden sonra bugünleri hak etmiştik. Neyse daha bitmedi. Bu işin Roma'sı da var. Oradan dönüşte konuşuruz. Şimdilik derin bir "oh" çekelim de...

Dünya Karılar Günü

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 10:26

22

Selam herkese, özellikle de bayanlara. Çünkü bugün onların günü. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.

Gerçi orijinali Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ymüş ama siktir et. Bize ters o işler. Kadın dediğin çalışmaz bizde.

Bizim kadınımız fedakardır hem öyle benzemez dünya kadınlarına. Sırtında bebesi,  8 aylık gebe haliyle gider tarlaya çalışır da hık demez aslan analarımız. Cepheye de top tüfek taşımıştı zamanında o haliyle. Hey yavrum hey.

Ama dedim ya biz kadını çalıştırmayız. Bize ters.

Çalışan kadın da yolludur zaten.

Geçen ofiste oturuyoruz karşımdaki hatunun gömleğinin iki düğmesi açık. İş atıyor bana işte. Bir de Beyli falan konuşmaz mı ya yavrum bırak bu ayakları biliyoruz biz seni. Daha geçen gün önce işveli bir "Günaydın" diyip sonra asansörde yalnız kaldık da öyle kulaklıkta son ses o manalı şarkıyı dinlemedin mi?

Neyse ne diyorduk. Hah kadınlar.

Şimdi tabi ki biz Türk erkeği olarak kadına karşı şiddete karşıyız tabi. Kadın dövülmez kardeşim. Niye dövüyorsun sen kadını. Ayıptır .mına koyim.

Ha bazı Kezbanlar var ayrı konu. Hiç bulaşmayacan zaten onlara da.

Zaten bakire olmayan karıyla işin olmayacak hacı. Bak benim eski hatun vardı bir tane. Yatıp kalkıyoruz güzel güzel. Tutturdu bu evlencez. Nereye evleniyon .mına koyim. Sen daha nikah olmadan benimle yat kalk sonra da evlencez yürü git kevaşe. Ayrıldık tabi. 6 ay sonra zaten başka bir herifle gördüm. Bilmem mi ben malımı.

Bir de bu kadına şiddeti abartıyolar hacı. Devlet elinden geleni yapıyor işte. Panik Butonu diye bir şey çıkarmışlar misal. Karı kocasından dayak yerse basıyor o düğmeye polis geliyor. Hatta bizim Nezahat Abla'ya vermişler de geçen gün basmış bu da. Bunun kocası biraz içkicidir anlıyon mu:) Polis gelmiş, sağ olsun babacan da bir komiser ağbimizmiş, barıştırmış bunları. Ben de dedim zaten Nezahat Abla 15 yaşında evlenmişin kaç yıl geçmiş aradan bu saatten sonra daha iyisini mi bulacan. Ortada kalırsın mazallah.

Bak hem sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Hayrünisa Hanım da tıpkı senin gibi 15'inde varmış nerelere gelmişler beraber. Biraz alttan alacan.



Geçen Hürriyet mi Milliyet mi ne seksi fotoğraflar için tıklamışken yanda Rihanna'yı gördüm. O bile dayak yemiş ya sevgilisinden. Ulan o karı dövülür mü be. Ne ayılar var.

Bu arada o seksi fotoğraf galerisine de tesadüfen girdim. Yoksa işim olmaz. Zaten ben bir tek, o da futbol için, AMK gazetesi okuyorum.

Neyse lafı daha fazla uzatmayalım. Tüm bayanların Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun .mına koyim.



Kahin Tayyar

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 10:51

10

Efendim uzun bir aradan sonra yeni bir "Yorum Farkı" ile daha karşınızdayım.

Malumunuz geçtiğimiz hafta en çok konuşulan konulardan biri cinsiyet değiştiren oyuncu Nil Erkoçlar ya da yeni ismiyle Rüzgar Erkoçlar oldu.

Kişinin kendi hayatı, kendi tercihi diyenler de oldu konuyu iyice sulandıranlar da. Tabi ki herkesin kendi hayatı bize bir şey söylemek düşmez ama sabah sabah incisözlük'te gördüğüm aşağıdaki görseli de  paylaşmadan edemedim.

Sanıyorum Nil Erkoçlar hayranı bir genç, kızın görüntülerinden oluşan kalpli çiçekli böcekli şu videoyu hazırlamış. Videoda Nil Erkoçlar'ın genç kız hali ile çektirdiği gayet feminen duran fotoğraflara Tayyar Ayar adlı Nostradamus kırması arkadaşımız ise şu yorumu yapmış;

Altına gelen yorumlar da dün itibariyle coşmuş tabi ki.

Tayyar'ın başka bir videoya yaptığı bir diğer yorum ise çok daha fena...


Hakikaten saygılar Tayyar Reyiz!