Empati

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 03:39

2


Geçen hafta oynanan Galatasaray - Tobol maçında GS'li taraftarların açtığı Borat pankartına dair bir yazı yazmış; ancak bizzat pankartı hazırlayanlar tarafından Trevanian ile birlikte kabahatli ilan edilip epey de bir azar işitmiştik.

Bu akşam Sivasspor,Belçika'da oynadığı maçta Anderlecht'ten 5 gol yedi.Şimdi soruyorum rövanş maçı Belçika'da olsaydı ve tribünlerde şöyle bir pankart hazırlansaydı tepkimiz ne olurdu ?

Bu konu hakkında başka da bir yorum yapmayacağım.Biliyorum ki ne demek istediğim yine anlaşılmayacak,yine laf ebelikleri yapılacak falan filan.Ben yine de söylemeden geçemedim.

Bu arada Sivasspor ile dalga geçenler Sivasspor'un daha 5 sene öncesine kadar TSL'ye yeni çıkmış ve bu kadar kısa süre içerisinde Şampiyonlar Ligi'nde ön eleme oynayacak seviyeye gelmiş bir takım olmasını görmek yerine ;Bülent Uygun'a laf sallayıp Sivas ile dalga geçebilirler.Bu arkadaşlar bir zahmet yine ufak bir empati kurup kendi takımlarının hangi kulvarlardan geçip de Avrupa'da bir yerlere geldiğini (ya da hala gelemediğini) gözden geçirsinler.

Ha Bülent Uygun'a ben de gıcığım.Ama Bülent Uygun'a gıcık olup onun kendisine model aldığı Fatih Terim ile de övünmüyorum.

Şimdiden "sıkıysa gel yüzümüze söyle,sen ne anlarsın ki tribünden , klavye delikanlısı seni" diyecek olan arkadaşlara sayglarımı sunar,beni kendi halime bırakmalarını rica ederim.

Bilir Kişi Raporu

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 16:37

6

Blog yazmak enteresan bir deneyim.İnsanın hiç tanımadığı kişiler tarafından okunması, fikirlerine yorumlar yapılması, hatta zaman zaman aliyavuz örneğinde olduğu gibi küfürler yemesi hayata ilginçlikler katabiliyor.

Bu sayede hiç görmediğiniz insanlarla bir bağ kuruyorsunuz. (aliyavuz ve hörbılcıları kastetmiyorum tabi ki )

Bu blog sayesinde hayatımda hiç görmediğim ve belki de hiç görmeyeceğim PopülerYorum,Eksensiz,Trevanian gibi "Blog Dostlarına" sahip oldum. İşte DiziGünlükleri de onlardan biri. Kendisinin ne gerçek ismini ne cismini ne de suretini bilirim; tek bildiğim daha bloglarımız emekleme evresindeyken yaptığı olumlu yorumlarla verdiği destektir.Hatta bir dönem Popüler Yorum - Dizi Günlükleri - HBBA troykasını oluşturmuş "körler sağırlar birbirini ağırlar" hallerinde birbirimizin yazılarına yorum yapar dururduk.(Tabi daha sonra HBBA kalitesiye onların aralarından sıyrılıp milyonlara ulaşmaya başladı.)



Şaka bir yana Günlük gerçekten de çağımızın belki de en acayip bağımlılıklarından olan Dizileri kendi penceresinden,çok kaliteli bir biçimde irdeliyor, analiz ediyor, yeni bir bakış açısı sağlıyor. İşte şimdi o Günlük yeni bir blog vasıtasıyla sadece dizilerle sınırlı kalmayan bir bakış açısı sunuyor.Adını ilk duyduğunuz anda bile anlayabileceğiniz gibi tamamen benim blogumun konseptinden arak olan "Bilir Kişi Raporu" yayın hayatına bilirkisiraporu.blogspot.com adresinde başladı.

İşte o Blog : İlk izleyen siz olun
*Bu kalıba da takıldım iyice

Kendisine bu yeni blogunda başarılar dilerken, en baştan beri verdiği destek için teşekkür ediyorum.Bunun yanı sıra konseptimi arakladığını itiraf etmesi için de 3 gün süre veriyorum.Yoksa 3 gün sonra burda ilk izleyen siz olun yerine "Seksi fotoğraflar için tıklayın" linki yer alır...

Materazzi Yerini Buldu

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 12:45

1

Çocukluğumdan beri İtalya futbolu ve İtalyan oyun sistemi sıcak gelmiştir bana , bunda en büyük etken olarak da İtalya 90 Dünya Kupasını gösterebilirim.
İtalyanlar'ın Catenaccio yani halk arasındaki basit tabirle öncelikle gol yememeye dayalı olan bu oyun tarzı bilindiği üzere sağlam defans oyuncularından kurulu bir temele dayanır.
Benim için (halısahada hatta PlayStation'da bile) çizgiden çıkarılan bir top çok şık bir gol kadar değerli olduğu için defans oyuncularına, Catenaccio'dan dolayı da özellike İtalyan defans oyuncularına ayrı bir hayranlık söz konusudur.

İtalya 90'dan bu yana Bergomi, Baresi , Maldini, Costacurta, Cannavaro, Nesta , Chiellini , Barzagli , Zaccardo gibi pek çok yetenekli ve defansı seyredilebilir kılan defans oyuncusu çıktı İtalya'dan. Ama bunların arasında bir Materazzi var ki yıllardır İnter'de İtalya Milli Takımı'nda nasıl oynuyor, nasıl tahammül ediliyor , nasıl bu kadar seviliyor anlayabilmiş değilim. Tamam bir Çirkef Oyuncu Ekolü vardır futbolun içinde ; yeri geldiğinde rakibine tüküren , formasından çeken, kalleşçe tekme atan (Bülent Korkmaz,Lugano vb..), ama bu adamlarda defansif bir yetenek de söz konusudur. Yeri gelir hiç bir çirkeflik yapmadan maç da kazandırırlar, çizgiden top da çıkarırlar, dünyanın en büyük yıldızlarına adım da attırmazlar..Peki ya Materazzi..Onda bu var mı ? Bence yok ve hiç bir zaman da olmadı.


Kendisi İnter'in A.B.D'de yaptığı hazırlık kampı esnasında Amerikan Futbolu'na merak salmış ve bir takım pozlar vermiş.İnter de bunu resmi sitesine koymuş. Sanırım İnter yönetimi de bir nevi zarf atıyor NFL takımlarına."Bunca yıldır oynuyor bizde değeri bilinmiyor gelin alın hemen koyun defans takımına " demeye getiriyorlar.

Vallahi kanımca böyle bir olay gerçekleşirse hem İtalya için , hem İnter için hem de Materazzi'nin kendisi için en hayırlısı olur.Hiç de yadırgamaz yerini.Catenaccio sistemi de böyle adamlarla anılmamış olur.

In Our Country We Don't Know Nothing

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 18:57

15


Yukarıdaki pankart Galatasaray taraftarı tarafından dün gece Kazakistan takımı Tobol ile oynadıkları maç esnasında açılmış.İlk başta komik,esprili ya da yaratıcı (!) gelebilir ; ama biraz mantıklı bakınca ciddi boyutta bir terbiyesizlik söz konusu.

Sacha Baron Cohen'in Borat karakterinin kullanıldığı ve onun ağzından "in our country we don't know how to play football" yani "bizim ülkemizde futbol nasıl oynanır anlamayız" anlamına gelen bu pankart hem Galatasaray Kulübüne hem de her fırsatta sahip çıkıp kuru milliyetçilik yaptığımız Türk Duruşu'na yakışmadı kanımca.Zira Borat karakteri, her ne kadar Sacha Baron Cohen aslında İngiliz ve Amerikalılarla dalga geçmek maksadı ile ortaya çıkardığını söylese de, Kazak halkını ve o halk aracılığı ile de Türk,Rumen,Arnavut uluslarını ciddi biçimde 5.Dünya ülkesi vatandaşları gibi gösteren ve tam anlamıyla mizahtan yoksun olan bir karakterdir.


Ama diyelim ki Cohen gerçekten de Borat aracılığı ile Amerikan ve İngiliz Halklarının cahilliğine gönderme yapıyor.Bu doğru olsa bile dün akşamki pankartı haklı çıkarmaz;zira pankartta direkt olarak Borat yolu ile Kazak takımını ve ulusunu aşağılama söz konusu.Neymiş "biz ülke olarak futboldan anlamıyoruz"...

Eeee...komik mi şimdi bu..

Kazak futbolu ile dalga geçmenin neresi eğlenceli gerçekten kafam almıyor.Hem de iki laflarından biri "Biz Avrupa Fatihiyiz,Biz Uefa ve Süper Kupa Şampiyonuyuz" olan koskoca Galatasaraylılar Kazaklarla dalga geçmekten zevk alır hale mi geldi ? Bu kadar mı küçüldü Galatasaray'ın vizyonu.

Gerçi bu mizah anlayışı bize pek de yabancı değil.Hatırlarsanız geçen yıl Avusturya ve İsviçre'de düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda milli takım Çeyrek Finalde Hırvatistan karşısında destansı bir galibiyet alınca Türkiye'nin en önemli araştırmacı gazetecilerinden(!) Uğur Dündar'ın başında bulunduğu Star Haber,Hırvatistan galibiyetini "Sen ağlama Hırdavat" diyerek duyurmuş ve şen kahkahalara sebep olmuştu.


Peki bu zihniyet değil midir yıllarca yurtdışında "barbar" olarak anılmaktan "hindi" olarak resmedilmekten muzdarip olan...

Peki biz ne yapıyoruz..

Hırvatistan'a Hırdavat diyen televizyon haberleri, Milan galibiyeti sonrası "Yendik MiLan" başlığı atan futbol gazeteleri, sahada kaybettiği İsviçre maçı sonrası rakibini tekme tokat döven futbolculardan kurulu bir milli takım..

Bir şeylerden şikayet etmeden önce dönüp kendimize bakmamız gerekiyor biz doğrusunu mu yapıyoruz diye.

*Bu gözler "Rıza Efendi İki Ekmek Bir Süt" pankartlarını da gördü, "Beşiktaşlı olmayanlar o.ospu çocuğudur " sloganlarını da duydu diyerek diğer takımlardan da örnekler vereyim ki başıma bir iş gelmesin.

**Ayrıca başıma bir iş gelmeyecekse sadece GS değil Türkiye'deki tüm taraftar gruplarının boş olduğunu düşünüyorum.

HBBA'da Gelecek Program

Posted by her boku bilen adam | Posted on 18:05

2


Uzun zamandır blogla şöyle adamakıllı ilgilenemiyorum.Ama ben ilgilenmesem de blogu izleyenler, ziyaret edenler her gün daha da çoğalıyor. Aylar öncesinde yazdığım yazılara bile hala yorumlar geliyor. Sözlerimin su üzerine yazılmadığını hissettiriyor bu durum bana.

Bu durum üzerine daha önce kurduğum bir cümleyi yine tekrarlayacağım; bu kadar büyük bir kalabalığın içinde birileri tarafından kaale alınıp, fikirlerine değer veriliyor olmak; her boku bildiğini iddia eden bir adam için bile gerçekten gurur verici. Özellikle de sadece 7 - 8 aydır bu dünyanın içinde olan biri için.

Her ne kadar şu anki ruh halim Esra Ceyhan'ın programındaki uçan adam Sabri gibi, topaç misali dönüp "ALLAAAAAAAHHHHHHHHHHHHHH!!!" diye bağırma ihtiyacı hisseder bir vaziyette olsa da; hem gösterilen bu ilgiye biraz saygı, hem de bu blog sayesinde bir nebze de olsa hafiflettiğim kişisel sorunlardan yola çıkarak bu ay bloga biraz ağırlık vermek istiyorum.



Bu amaçla bu ay yazmayı planladığım bazı yazı dizilerini paylaşmak istiyorum.Bundaki amacım buraya başlıkları koyup sonradan eşşeklik edip boşvermenin önüne geçmektir.

İşte bu ay HBBA'da başlayacak-devam edecek olup blog dünyasında bir devri kapatıp bir devri açacak ya da hiç bir etki yapmayacak olan yazı dizileri :

İçine Sıçılan Şarkılar Albümü : Efendim daha önce Uzay Heparı Sonsuza adlı albüm için yaptığım albüm incelemesinde ortaya çıkan bir cümle ile karar verdim bu seriye.Adından da anlaşılacağı üzere başkaları tarafından söylenip içine sıçılan şarkılardan oluşan bir albüm olacak. A1'den başlayıp B5'de sona erecek.Seçilen şarkılar için "En kötü Cover" sözü hafif kaçacağından bu ismi seçtim.

80'lerin En İyi Türk Filmleri : Blogun başlarında yaptığım ve olumlu tepkilerin geldiği ; hatta pek çok insanın bloga ilgi göstermesini sağlayan "90'ların En İyi Türk Filmleri" serisinden sonra aynı temada başka bir seri; ki o dönem bu incelemeyi yapacağımı vaadetmiştim zaten. Bu seri de diğer seri gibi benim kişisel listemden oluşacak olup tamamen öznel bir bakış açısı içerecek.



Ayın Yazıları : Daha önce başladığım ve tembelliğim sonucu bir türlü her haftaya yayamadığım "Haftanın Yazıları" serisini artık Ayın Yazıları yaparak hem biraz şu işi hafifletmek hem de her hafta onlarca blogda güzel yazı arama zahmetinden kurtulmayı ümit ediyorum.Zaten özellikle bu aylarda Flying Dutchman dışındaki bloglarda pek hareket yok.
İşin özü HBBA Oscarları kaldığı yerden devam edecek..


NYOA : Sanat , spor siyaset ve diğer kulvarlarda yıllarca adını duyduğumuz yüzüne aşina olduğumuz,her zaman bir şekilde bir yerlerden çıkan,küllerinden doğup tekrar küle dönüşen ama bir türlü yok olmayan adamların hikayesi : Ne Yapsa Olmayan Adamlar

Jenerikler : Daha önce başladığım jenerikler serisine devam ediyorum. Şimdi sakın konu sıkıntısı çekti de eskiye dönüyor demeyin. Ben o seriyi sonlandırdığımı söylememiştim. Bir de sanırım artık " Bakın sakın ...... demeyin" kalıbındaki cümleleri daha az kullanmalıyım.

Webcam Top 5 : Yurdum insanının kamera ile imtihanına şöyle bir göz gezdireceğimiz sosyolojik olarak çok önemli detaylar içerecek olan bir seri. Eminim ki bu yazı dizisinin ardından pek çok insan Freud, Nietchze kitaplarının içine gömülecek.


Şimdilik vaat ettiklerim bunlar efendim. Yazmazsam hakkınızı arayın , Rahmetli Michael ağbimin dediği gibi kick me , hate me , sue me , do me.

Olur Mu Hiç Elf Kulak ?

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 13:14

3

Gördüğüm ilk an "odunla döverim" dedim, sonra "ulan hoş da olmuş hani" diye düşünmeye başladım.Sonra ne edeyim bilemedim.Nasıl olmuş ki bu acep ?

Seksi fotoğraflar için tıklayın

İlk yorumlayan siz olun*Bu arada elfkız aynı That' 70 Show'un Donna'sı Laura Prepon'a benzemiyor mu ?

Türk Rambo Serdar

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 12:02

2


"1980'lerde İzmir Karşıyaka'da işlettiğimiz ofis / video klübün yanında bir spor salonu vardı, salonun işletmecisi Serdar'ın bizim klüpten kaset almaya gelişiyle sohbetimiz başlamış oldu. Bir süre sonra beni salonuna davet etti ve biraz geç kalarak salona gitmem daha sonra yeni arayışlarıma cevap olacak bir sürprize de vesile oldu.

Ben biraz geç kaldığım için antreman yapmaya başlamış olan Serdar'ın çalışmasının bitiş saatlerinde salona girdim ve onu atletle gördüğümde aklımdan iki cümle geçti. Birincisi "Vay be herifteki vücuda bak!" ve ikincisi "Stalloneyi bulduk!""


Çetin İnanç - Yönetmen


Filmle ilgili daha detaylı bilgiler ve başroldeki Serdar Kebabçılar ile yapılmış bir röportaj için :
Turkish Stallone SERDAR - Sinematik

Okuyom Ben Yaa !!!

Posted by her boku bilen adam | Posted in | Posted on 20:09

7

Facebook'da her gün onlarca video paylaşıyor millet.Hemen hemen hepsinin de altına üstüne "kopacaksın..acccaaip komik...baba koptum yaaa.." gibi gudik mesajlar iliştiriyorlar.

Ama hiç biri,bir kaç ay öncesinde alkışlarlayaşıyorum'da gördüğüm şu video kadar neşelendiremiyor beni.

Olay şu : Narkotik ekipleri ihbar üzerine İstanbul'da bir apartmanı basmaya gidiyor.İçeri girmeye çalıştıklarında kapı duvar.Derken kahramanımız ortaya çıkıyor ve aslında olaylarla hiç ilgisi olmadığını bakın nasıl ispat etmeye çalışıyor

*magazin programlarında sunuculuk yapan güzel bacaklı,yamuk ağızlı kızlar gibi cümle kurdum,hemen yanlış kameraya bakıp sırıtıyorum



Bu kadar naif bir savunma görmemiştir Türk Polisi.

"Okuyom ben yaaa" diye bağırırken kanıt için elde sallanan karne,ardından kostümle tamamlanan harika bir savunma..

Daha önce yapılan baskında da tahmin ettiğim kadarıyla arkadaşın ağbisi olan şahıs "sen yetkili birine benziyorsun" cümlesi ile tüm çevik kuvveti başarıyla etkisiz hale getirmeyi başarmış.

Yani Aykut Apartmanı sakinleri çevik kuvvete karşı nasıl savunma yapılacağını çoktan öğrenmiş.

Olayın geçtiği apartmanın adının da Aykut olması bambaşka bir güzellik..

Burdan, 1 Mayıslarda,YÖK protestolarında polisten dayak yiyen tüm arkadaşlara şu kardeşimizi örnek almalarını ve "Kahrooolsunnn Ameeeeriikan Emperyaaalizmi,Eğitim Hakkııımız Söökee Söökee Alırız" gibi artık yavanlaşan sloganlar yerine topluca " Okuyom ben yaaaa" diye bağırmalarını tavsiye edip toplumsal mesajımı da vermiş olmanın huzuruyla aranızdan ayrılıyorum.