Blog Ödülleri Üzerine Uzun ve Sıkıcı Bir Yazı

Posted by her boku bilen adam | Posted in , | Posted on 02:57

Bi kaç gündür bir çok yerden "Blog Ödülleri'ne aday mısınız, sizi göremedik" gibisinden sorular geliyor. Hem bu sorulara yanıt vermek hem de bu aralar tüm blogların gündeminde olan hakkında bir şeyler yazayım istedim.

Efendim,

Blog yazmaya başladığım ilk dönemlerde beni okuyan kitlenin çoğunluğunu tanıdığım insanlar oluşturuyordu. Dolayısıyla da yazdığım yazılarda anlatmaya çalıştığım şeylerin çoğunu birebir de dile getirmiş olduğum için ne demek istediğimi anlar ve beni açıklama yapmak zorunda bırakmazlardı.

Daha sonra FriendFeed, Twitter gibi sosyal medya mecralarını kullanmaya başlamam ve daha fazla okuyucu ve takipçiye ulaşmam sonucunda yazılarımın ve fikirlerimin karşılığında da yazılara gelen tepkilerin çeşitliği doğal olarak artmaya başladı. Bu çeşitlilik de her zaman olumlu sonuçlar doğurmadı. Hatta çoğu zaman bende stres yarattı diyebilirim. Zira hayattaki en sinir olduğum durumlardan biri olan "anlaşılmama" haliyle sık sık karşılaşır oldum. Bu anlaşılmama haline günlük hayatta "sınırlı sayıda insana fikirlerimi sunmak" gibi bir çözüm bulsam da blog ve diğer sosyal medya araçlarında böyle bir çözüm yolu izleyemiyorsunuz çünkü kapı herkese açık.

Başlarda, yazdığım 50 paragraflık yazıdan 2 cümleyi seçip koca bir bütünde anlatmak istediğim şeyin tam aksine bir sonuç çıkartabilen bu bakış açılarına bile açıklama yapma zahmetine girdim. Ama bu; durmadan "kendini anlatma" kısır döngüsüne dönüştü bi yerden sonra. "Ya aslında şunu anlatmaya çalıştım, ben şunu demek istedim" diye diye durmadan zaten söylediklerimi bir de açıklamak salaklığını yaptım uzun süre.

Hatta formspring'den gelen en salak soruya bile uzun uzun cevaplar yazdım o dönemler.

Sonra artık iyice yorucu bir süreç olmaya başladı bu.

Çünkü ben zaten yazılarda açık açık ifade etmeye çalıştığım şeyi bir de Türkçe kitaplarındaki gibi "okuduğumuzu anlayalım" biçiminde açıklamalar yapmaktan öteye gidemiyordum ve anlamayan da yine anlamama istikrarını sürdürüyordu. Sonra bunun önüne geçemeyeceğimi anladım ve sadece yazdım. Anlamak isteyen anladı, anlayamayan anlayamadığını kabullenemediği ya da anlayacak durumda olmadığı zaman karşı çıktı, küfretti ya da bi şekilde sabote etti.

Açıklama alamayan insanlar bu sefer de "götü kalkık" dediler ama cidden umursamadım.

Hala da umursamıyorum.

Çünkü blog yazma amacım birilerinin hayatlarında bi değişiklik yaratmak, insanlara hayatın sırrını vermek ya da şöhret, para kazanmak gibi şeyler değil. Öyle bi kaygım olmadığı için de rahatım. Şu başlardaki “yanlış anlaşılma” kompleksimi de cidden yendim artık. Bunun da nedeni günden güne “beni anlayabilen” ve açıklama yapmama gerek kalmayan bir kitlemin oluşmuş olması. Bu da büyük bir nimet.

Bizim memlekette “anlaşılabilmek” kadar büyük bir haz yok çünkü. Zira parayı, şanı şöhreti bir şekilde bulmak kolay. Ama “anlaşılabilmek” çok ama çok zor.

Bazen bunu başarabildiğimi düşünüyorum. Böyle düşünmemi sağlayan bir okuyucu kitlemin olduğunu görüyorum çünkü. O kitle beni cidden çok mutlu ediyor. Bu mutluluk da her dediğimi onaylama, her fikrimi paylaşma gibi bir durum değil sadece. Hatta asıl mutlu olduğum zamanlar demek istediğimi gerçekten anlayıp da muhalefet ettikleri ve kendi fikirlerini de gayet üsturuplu bir şekilde dile getirip karşı çıktıkları zamanlar.

Ben en başından beri bu kitleyi kazanmak adına çırpınmadım. Ben yazdım gelip buldu birileri. Hani Cem Yılmaz’ın “ben para için bi şey yapmadım; bi şeyler yaptım para etti”" lafı gibisinden bir şey bu.

İşte bu yüzden blog yazmaktan “anlaşılmak” dışında bir çıkarım yok.

İşte bu yüzden de

Niye reklam alayım,

Niye ona buna yalakalık yapayım,

Niye Blog Ödülleri'ne aday olayım ki ?

Bunları yapanlara da bi şey demiyorum. Herkesin bir yoğurt yeme şekli var.

Geçen gün Blog Ödülleri ile ilgili benim fikrimi almak istedi Blog Dergisi. Ben de açık açık düşüncemi söyledim ve desteklemediğimi anlattım. Sağolsun onlar da bu konuda muhalefet olmama rağmen sansürlemeden yayınlamışlar.

Orda şu şekilde açıklamıştım bu konudaki düşüncemi;

Blogların; baştaki kişisel alan, günce olarak tanımladığımız çıkış noktasından sonraki gelişmesinde en büyük pay; yalakalıklarla, sansürle, türlü entrikalarla dolup taşan basına alternatif oluşturup; amiyane tabirle "er meydanı" oluşu idi. Blog yazanlar hiç çekinmeden, sansür koymadan en özgür halleri ile kendini ifade ediyordu. Ama bloglar çoğaldıkça ve bu işten de rant elde etme şansları çoğaldıkça Blog Dünyası da o havasını kaybetti. Yalakalıklar, sansürler, reklamlar derken basına alternatif olarak çıkan Bloglar "Küçük Basın"a, köşe yazarlarına hadlerini bildirmesi gereken bloggerlar da köşeyazarcıklarına dönüştü.

Tabi ki yine işin özüne dönersek blog denen olgunun "kişisel alan" olduğu ve o alanda isteyenin alanını istediği gibi kullanma özgürlüğü de geliyor ama; bu özgür alan yukarıda da bahsettiğim üzere mikroblog hadisesinin de yaygınlaşmasıyla birlikte artık kişisel alandan çok kişisel dalkavukluk alanı oldu. Kimse de kusura bakmasın ama bunun en büyük yansımalarından biri olarak da Blog Ödülleri'ni görüyorum ben. Her sene aynı bloglar, aynı tipler, aynı ödüller aynı sponsorların destekleriyle aynı jür üyeleri tarafından aynı bloglara veriliyor. Bir nevi Kral Tv Video Müzik Ödülleri.. Bir tek Blog Ödülleri de değil olay. Hangi dergi blog incelemesi yapsa aynı bloglar, aynı tipler. İki gece önce LikeMind'da mantı yediği adama ertesi gün ödül takdim eden jüri üyeleri, dergi yazarları, "İnternette gerçek isim kullanmamaya karşıyım" diyen sosyal medya uzmanları; gerçek adıyla "Sabah kalktım sonra yattım, sonra gene yattım, uyanınca kendime pide söyledim" diyen adama en iyi blog ödülü veriyorlar.

Körler sağırlar, birbirini ağırlar.

Dolayısıyla ben Blog Ödülleri denen oluşumu da desteklemiyor ve katılmıyorum. Hani oluşum ve çıkış noktası olarak ödül vermek insanları şevklendirir ama yine yukarıda bahsettiğim üzere aynı tipler aynı yüzler çerçevesinde hangi şevkten bahsedebiliriz ki.

Bi kere her şeyden önce insanların adaylık için başvuru yapıp orda burda linklerini paylaşarak hayatlarında belki de kendilerini hiç okumamış insanlardan oy istediği bir oluşumdan bahsediyoruz. Ben şahsen bunu gayet saçma buluyorum.

Şimdi benim bunları çekemediğimi hatta kıskandığımı düşünenler olacaktır ama inanın yakınından bile geçmez anlatmak istediğim şeyin. Zaten öyle bir kaygım olsa önce blogun adını değiştirir, daha "efendi" bir şeye dönüştürür ve sosyal medyadaki dalkavukluk yollarına başvururum. 

Özetle diyeceğim şey şu ki ben Blog Ödülleri'nin öncelikle kendi içinde bir revizyona gitmedikten sonra çıkış amacını gerçekleştirebileceğini düşünmüyorum. Hele ki şu işleyiş içinde bu çok zor.


Bu röportaja ve diğer fikirlerin tamamına şurdan ulaşabilirsiniz.

Orda da belirtmeye çalıştığım gibi Blog denen kavram bana göre basına alternatif olarak çıkmış bir oluşum. Bu alternatifliğin içinde de muhakkak basına benzeyen yerler olacaktır. Fotomaç, Fanatik gibi yazan spor blogları da, magazin bülteni gibi çalışanlar da olabilir onlara lafım yok.

Asıl endişem ve giderek gerçekleştiğini gördüğümse yukarıda da belirttiğim üzere bu alternatifliğin günden güne kaybolup blogların giderek küçük basın’a dönüşüyor olması. Bunun da asıl sebebini reklam alma, internetteki meşhurlara yaranma ve diğer çıkar ilişkileri olduğunu düşünüyorum. Blog Ödülleri'ni de bunun simgelerinden biri olarak görüyorum.

Bi de o kadar özensiz ve sırf kalabalıklık olsun diye düzenleniyor ki bu ödüller; geçtiğimiz aylarda benim yazıları çalıp blogunda yayınlayan çocuğun da açtığı yeni blogla o ödüllerde aday olduğunu gördüm geçenlerde.

Asıl konuya dönersek; blog yazarları günden güne sinema biletleri, çeşitli davetler, brunchlar ve diğer saçmalıklar adına kişisel alan olan blog yazıları yerine gazetelerin verdikleri market tanıtımlarına dönüşüyorlar.

(Burda yemek bloglarını ayrı tutuyorum yalnız. Sonuçta onların formatı farklı.)

Ha bundan bana ne ?

Orası da doğru. Hani isteyen istediği gibi kullanabilir. Sonuçta bu “kişisel bir alan” ise ve o insan da bu kişisel alanı bu amaçla kullanıyorsa kullansın.

Ama benim fikrim bu.

Bir de başıma garip bi şey geldi bu hafta. Biraz da ona değineyim hazır coşmuşken.

Artık bir okuyucu mu, yoksa beni tanıyan biri mi yapmış bilmiyorum ama biri benim blogumu başka bir Blog Ödülü’ne aday yapmış.

Ben de bunu gelen bir mail üzerine öğrendim.

Girdim baktım nasıl bir organizasyon ve ödüllerin amacı neymiş diye. Aslında çok da çıkar amaçlı bir şey olmadığını da gördüm. Hatta ödül de vermiyorlar 1. olana.  Ama yine de yukarıda da saydığım nedenlerden dolayı gereksiz buldum ve şu maili attım kendilerine :

selamlar,

öncelikle bu mailinizi yeni fark ettiğimi belirteyim. sanırım birileri bana sormadan blogumu organizasyonunuza aday yapmış. sitenize girip açıklamalarınızı okuduğumda diğer blog ödüllerinden farklı olduğunuzu gördüm ama yine de prensip olarak bu tip yarışmalara katılmıyorum. bu konuyla ilgili olarak da alta "blog dergisi"ne "Blog Ödülleri" ile ilgili yaptığım açıklamamı ekliyorum. sizden ricam ise eğer mümkünse beni adaylar arasından çıkarmanız olacak.

organizasyonunuzda size başarılar diliyorum.

Bu maile cevap olarak da şöyle bi şey geldi;

Düşüncelerinize saygı duyuyorum ve katıldığım nokta da çok... ama gördüyseniz sitede belirttiğim gibi oylama sisteminden dolayı... oylama başladıktan sonra adaylıkları silemiyorum.. anlayışla karşılamanı umuyorum...

Bu da ayrı bir saçmalık aslında ya neyse..

Organizasyona şurdan ulaşabilirsiniz. Beni ekledikleri kategori de şu.

Bunu buraya koyma sebebim de “ulan hadi bana oy gönderin ne olur” değil ki muhtemelen "oy toplamak için ayak yapıyor lavuk" diyenler de olacaktır. Sadece bu ödüllere bu kadar laf attıktan sonra içlerinden birinde olmamı görenlere bir açıklama olsun diye belirteyim dedim.

Hani açıklama yapmıyordun lan artık” demeyin bunun açıklanması lazım gelen bi durum olduğunu düşünüyorum.

Bu arada maili yayınlamak için organizasyonun sahiplerinden izin aldığımı da belirteyim.

Son olarak şunu söylemek istiyorum.

Bence blog yazmanın ilk amacı popülerlik, para kazanmak gibi şeyler olmamalı. İnsanlar yazmak için yazmamalı. İçlerinden bi şeyler geliyorsa bunu dökmeliler. İçinden o an saçmalamak geliyorsa rahatça saçmalaybilmeli hiç bir kaygı taşımadan. Hatta bazen ayıpladığın insanlar gibi de davranabilmelisin ki bazen yazdığım yazılara sonradan baktığımda "eleştirdiğim tipler" gibi davrandığım bölümlere rastlıyorum. Ama o an onu yazarken öyle düşünüyorum ve öyle yazıyorum.

Bir marka, ürün, para ya da başka amaçlarla bi şeyler yazmak tamamen yok olsun da demiyorum. Sadece bunlar birincil amaçlar olmamalı.

Bence asıl amacınız sadece içinizdekileri reklamsız, sansürsüz dosdoğrudan anlatmak olmalı.

Ha bundan bana ne …

Hiç öyle aklımdakileri saydım işte.

Bi de … hadi bana lavuk diyenlere kaç kişi olduğumuzu göstermek için oy  kullanalım gençler… valla bak. Hem oy verin hem de herkeslere yollayın linkimi…

Şaka len şaka istemiyorum oy moy;

Bi Keti Crownie Intense yollayın yeter..Çünkü o olmadan yaşayamıyorum… Siz de Keti Crownie Intense alın siz de onsuz yaşayamayın. Benimle bağlantıya geçmek için de yüz onsekiz on sekiizzzz oooonnn sekiizzz… Bakın aranızda hemen harekete geçenler var. Onlara diyeceğim şudur ki :

Ne akıllııı kadınsıııınnnn!!!

* Ne tiksindirici bir son oldu bu.

** Formspring'i tekrar aktif hale getirdim. Ordan da soru sormak için buna tıklayın.

Comments (19)

Sansüre karşısınız ama yaptığım yorumları neden silersiniz. Adsız olarak gelip ikide birde bana yazarken benim size normal olarak yazmamdan mı korkuyorusnuz..Ohooo boşver ama blog ödüllerine katılsanız zaten seçilirdiniz. Bu davranışınız götü kalkıklık değil tabi hoş bi yaklaşım. Yazınız da iyi olmuş. Sansürden bahsetmişsiniz. Fakat bazılarına sansür gerekiyor. Biraz sonra bunla ilgili yazımı yayınlıycam. Çalıntı değil merak etmeyin. Bu yorumumu silmezsiniz umarım. İyi geceler.

yaptığın yorumları siliyorum çünkü hem hırsız hem de yüzsüzsün.

yazının tamamını okudum ve(turkishmusic.org'daki sezen aksu tartışmasına girmemek için zor tutuyorum kendimi) herhangi bir konuda senle hemfikir olmamayı çok istiyorum hbba. buraya ve hatta bir blog'a yazdığım ilk yorum olması sebebiyle de şunu söyleyeyim: ilk kez bir blog'la karşı karşıya kaldığım yer senin blog'undu. şu an hatırlamadığım bir yazını okumuştum ve deli gibi yorum yazmak istemiştim ama konuya ve yorum yazma olayına çok uzak olduğumdan sesli harf bile satın alamamıştım -gerçi hala uzağım- blog denilen yer, şayet günlük olarak kullanılıyorsa yorumlamak bile -beni günlüğüm sana n'oluyo- saçmayken, yarışma konusu bambaşka. özetlersem: taşağını gezdiren yesin. umarım gelecekte bir gün bu kaliteyi kaldırabilecek bir gazete olur da saman kağıtlarından okurum diyerekten sözü yaralı stayla'ya bırakıyorum: ilk defa bir rapte bu kadar kastım kendimi, yov.

Bi blog odulleri eksikti zaten..

aynı fikirdeyim.. bu yarışmanın ne anlamı var gerçekten ?? başkalarıyla yarışmak için mi dökülüyoruz ki bloglarımızda ?? bu bir meslek mi ki, kim daha iyi olduğunu ispatlasın ??
aslında gerçek amacımız DÖKÜLMEK değil mi ki ??

yıllardır dökülürüm blogumda.. ama bir yarışmaya katılmak feci derecede ters bir durum benim için..
yıllardır fotoğraf çekerim.. ama iyi ama kötü binlerce fotoğrafım var, ama tek bir yarışmaya dahi göndermedim fotoğraflarımı.. sergilere tamam.. bağışlara tamam.. ama yarışma ??
ben, beni mutlu ettiği için fotoğraf çekiyorum..
ben, beni mutlu ettiği için yazıyorum..
kendim için !
kiminle yarışacağım ki bu durumda?!?

iyisin HBBA iyisin...(bu arada sonu gerçekten iğren yazının :D )

bazen senin düşüncelerinden farklı düşünüyor olsamda senin bakış açından olayları görmek hoşuma gidiyor farklı bir gözle bakıyormuşum gibi geliyor o yüzden memnun kalıyorum..zaten pek blog takip etmiyorum da (bir sen bir de pucca -o da moralim bozukken güleyim diye) ama senin yazılarını okuduğum zaman tam olarak neyi düşündüğün için o söylediklerini söylediğini anlayabiliyorum kafandaki düşünce yoğunluğunu tam olarak ne gdüşündüğünü anlıyormuşum gibi geliyor kendimi senin yerine koyabiliyorum bilmiyorum (beki de bana öyle geliyor şizofren miyim acaba? :D) ama iyi geliyor.. blog ödülü de neymiş zaten... korodn da körfeze karşı şöyle bir otur en güzel ödül o işte :P

(benimde yorumumun sonu iğrenç oldu ama idare et artık)

Ben artık bıktım izlediğim blogların "Bana oy verin pilis" temalı yazı yazmalarından. BÖğk geldi yemin ederim. Her yer kırmızı her yer beyaz BÖ.
Nedir bu insanlarda popüler olma çabası, dikkat çekme çabası anlamış değilim zaten. Sizi okuyan her şekilde okur, ödülünüz var diye dünya sizin etrafınızda dönmücek ki. Ama bunu anlayabilmek önemli tabi. Ben katılsam kişisel blog kategorisinde yarışacakmışım, ee kardeşim ben hayatımı yazıyorum bloguma. Kendi hayatımla Ayşe'nin hayatını mı yarıştıracağım yani? Bi de bunun üstüne bana ödül mü verecekler? "Aferin Leah on numara bi hayatın var bu ödülü sana layık gördük" Oldu gazoz!
Belki de tek avantajı, değişik bloglarla tanışmak bu ödüllerin. Ha, siteye girip baktın mı derseniz de bi kere bilem bakmadım. :D

daha önceden duymuş olmama rağmen bu yıl ilk defa blogum olduğu için ilk defa şahit oluyorum blog ödüllerine. oy verdim. ama sağda solda hadi oy hadi bi el atın kısmı yeni bir blogger olarak bana bile "BÖ" getirdi. yeni bloglar keşfetmek için bir fırsat olabilir. bazen takip ettiğimiz bloggerların tavsiye ettiği bloglarla da yeni keşifler yapıyoruz mesela.
öte yandan blog işi değişiyor. Ayşe Arman'ın röp. yaptığı blogger var mesela. benim kıskanarak takip ettiğim bir kız. ama onun işi bu. zaten çıkış amacı blogu üzerinden para kazanmak.

giderek daha da samimiyetsizleşecek buralar. ama yaşayan herşey form değiştirir. alışmak lazım.

Tebrikler, bu yazı ile bir izleyici daha kazandınız!

Blog ödüllerini alabildiğine anlamsız buluşumla, kalemine sağlık diyorum.

Ödüllere karşı değilim. İnsanların ödül alması, kendilerini önemli hissetmeleri açısından yararlı olabilir. (Her kişi kendini ödülsüz de önemli hissetmelidir, o ayrı.) Ama iş bana gelince, ben de seninle aynı fikirde olduğumu düşünüyorum. Sadece düşünüyorum çünkü: Hiçbir boku ünlü olmayan ve şu ana kadar hiç bir ödüle layık görülmemiş biri olarak, kesin bir kanıya varmamın yanlış olduğunu varsayıyorum. Çok ünlü bir şahsiyet olsaydım şu anki karakterimden bir şey kaybeder miydim, orası da aslında kesin değil.(Büyük lokma ye, büyük söz söyleme prensibinden hareketle...)Yine de karakterine güvenen biri olarak, ünlü olsam dahi ödül kabul etmeyeceğimi söyleyebilirim. Çünkü, "ödüllendirme" denen oluşum, çıkış aşamalarında amacından sapmamış olsa da, insanın bulunduğu yerde her şeyin bozulduğu gibi, onun da gayet amaç-dışı ve "şakşaklama" oluşumu haline geldiğini söyleyebilirim. Dediğin gibi, abuk subuk yazılara, şarkılara, filmlere verilen ödüller bu oluşumun içine etti ve buna değer kaybettirdi.

Yorumu fazla uzattığımın farkındayım ama yine duramadım konuşmadan. Bunlar da benim fikirlerim.

Madem amacın oy toplamak değil neden link veriyorsun Herbokubilenadam? Kitlen inanmıştır bu laflara da bizi kandıramıyorsun.

SSAK

Açıkçası ben bahsi geçen -diğer- blog ödüllerinde bu blogun ismini görünce sizin bu aktivitelere olan bakış açınızı bildiğimden başkası tarafından tavsiye edilmiş olduğunu tahmin etmiştim. Gene de açıklığa kavuşturmanız yerinde olmuş. Bana blogumun adaylığının onaylandığına dair mail gelmişti ve oylama bu mail geldikten sonra başlamıştı yani iptal süresi bulabilirdim ancak sizde öyle bir durum olmadıysa organizasyonda bir eksiklik oluşmuş demektir.

Yeterince anlamlı ve çelişkilerden uzak bir yazı olmuş. Kendi adıma konuşacak olursam 2 blog ödülüne de başvurdum ama amacım yalnızca okuyucu kitleme yeni isimler eklemekti. Bu blog kadar popüler(diğer deyişle fazla takip edilen) bir blogum olsaydı -ki bu direkt olarak yarışmada iddiasının çok daha fazla olduğu anlamına gelecektir- ben de bir değil iki kez düşünür ve belki de aynı kararı alırdım.

bir kez daha hayranlıkla yazını okumayı bitiriyorum.

Merhaba,

Yarışma, ödül vb ile ilgili düşüncelerinizin birçoğunu paylaşıyorum. BÖ'ne katılan(Hayatımda katıldığım ilk yarışmamsı etkinlik) biri olarak ne kazanmak ne de herhangi bir ödül umrumda.

Sesini duyurmak istemeyen ya da sadece seçtiği kişilere duyurmak isteyen bunu erişim kısıtlamalarıyla yapabilir(Ya da yazdıklarını hiç internette yayımlamaz.).

Blog yazıyorsanız ve genel erişime açıksa, sesinizi -en azından duymasını umursayacağınız kişilere- duyurmak istiyorsunuz demektir(Bkz. Ben, siz, onlar).

İnternetin büyüklüğü, bulunabilirlik vb konularda sanırım birşey söylememe gerek yok. Özetle, BÖ'ne sadece olası birkaç iyi adam/kadın'a daha sesini duyurabilmek için katılmış olanlar da olabileceğini anımsatmak istedim.

NOT: Yazıyı da tüm yorumları da okudum.

Blog Odulleri'ne aday olmuş birisi olarak birkaç şey söyleyeyim dedim ben de. Ben bu blog ödülleri zimbirtisindan bu sene haberdar oldum, o yüzden körler sağırlar birbirini ağırlar suumu var mı bilmiyorum. Ama öyleyse bile, dinden politikaya, ordudan basına kadar herseyi ağır bir dille eleştiren bir blogla aday kategorisine girmiş olduk. Ben zaten bu tarz ile ödül falan almayı beklemiyorum, fakat oy vermek için siteye giren 5 - 10 kisi bizi okumaya başlasa ben alacağımı almış olurum.

Kısır "sistemi yenmek için sistemin icine mı girmelisin dısında mı kalmalısın" tartismasına girmemek lazım burda, lakin bu ödüllere o gözle de bakilabilir. Eğer ben yazıyorsam, ve hata büyük bir sinirle, yanlış oluğunu düşündüğüm seyleri hicvediyorsam; bunları mümkün olduğunca çok insanın okumasını isterim. Benim amacım, okuyanların "hadi lan ordan şerefsiz" deyip bana yumruk atma isteğiyle dolması bir yerde. O yüzden de bu tur oluşumlar, bence kısa vadede belirli faydaları sağlıyor.

Ödüller amac değil aractir deyip sözü biiriyorum, zaten uzun oldu kimse okumaz.

Merhaba Her Boku Bilen Adam;
Blog Ödülleri'ne karşı olan bu olumsuz tavrınızı anlayabilmiş değilim. Blog ödülleri insanların rekabet etmesi için ya da hediye kazanmaları için hazırlanmış bir organizasyon değildir. Kimin daha iyi yazdığını da belirlemez. Ama belki kimin daha çok okuyucusu olduğunu, kimin tasarımının diğerlerine göre göze daha hoş gelir olduğunu ortaya koyabilir. Bu bağlamda blog ödüllerine katılmak, ayrıca ücretsiz olduğu için, sosyal medya ve blog yazarları için hoş bir olaydır. Bu kadar fazla yadırgamanızı anlayamadım. Yine de katılmama isteğinize saygı duyuyorum. Yalnız, köşe yazarcıkları ve yalakalık gibi kelimeleri daha uygun yerlerde ve uygun kişiler için kullanmanız sizin de bize karşı aynı tutum içerisinde olduğunuzu düşünmemize yardımcı olabilir.

Bu yorum yazar tarafından silindi.

Her sene aynı nakarat. Blog Ödüllerinden BÖ geldi. Ha karşımıyım değilim sadece sunum şekli mide bulandırıcı. İçeriği tiksindirici. Copy-paste olan bloglar ile sunu indirin, bunu bindirin blogların birleştiği bir yer.Bana etik gelmiyor. İlk sene katılmıştım. ilk diye di. Sonra baktım ki yüzlerce blog var. Daha sonra katılma ihtimalini bile düşünmedim. Blog Ödülleri sitesi kendisini düşünüyor. Yarısmaya 10.000 blog katılsa hepsini ben gezip nasıl oylayayım mübarek. Ben merak ettiğim blogu arşivine kadar incelerim. Çok vardır en sondan en başa kadar okuduğum bloglar. Ben buradaki blogların hangi birini gezeyim? Daha ilk sayfadayken kapadım siteyi!!

http://www.kayhanovic.com/2011/11/blog-odulleri/

Ever wanted to get free Google+ Circles?
Did you know you can get these AUTOMATICALLY & TOTALLY FOR FREE by getting an account on Like 4 Like?