2 ) Tabutta Rövaşata - 1996

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 17:15


Derviş Zaim'in 1996 yılında yazıp yönettiği Tabutta Rövaşata,izleyenlere tam anlamıyla sağlam bir dayak atar.Filmin etkisinden kurtulmak kolay kolay her babayiğidin harcı değildir açıkçası.Çok sevdiğim bir arkadaşıma izlettiğimde "bu ne biçim film lan" demesi gibi çatlak sesler de çıkabilir ama filmi pek kavrayamamış ayagı yere basmayan eleştirilerdir bunlar.Herkes sevmeyebilir tabi ki ama en azından benim için film,Türk Sineması'nın gelmiş geçmiş en önemli eserlerinden biridir.

Film,Mahsun adındaki bir garibanın hayatından kesitler sunar bizlere.Mahsun sokaklarda yaşayan,ordan burdan buldugu paralarla hayatta kalmaya çalışan,halk arasında "şarapçı" diye tabir edilen bir evsizdir.Hani yolda,sokakta çöp tenekelerini karıştırırken gördüğümüz,saçı sakalı birbirine karışmış,yanından geçerken sanki o orda değilmiş gibi davrandığımız adamlardan.
Figüran bile olamaz o adamlar bizim hayatımızda.Sokaktaki kediyle köpekle bile yeri gelince göz göze geliriz ama o adamlarla göz teması şöyle dursun,farketmeyiz bile orda olduklarını.


İşte Derviş Zaim filminde,o adamlardan birinin hikayesini anlatır bize.Aslında bir hikaye bile değildir belki bu.Bir girişi gelişmesi ve sonucu yoktur filmin.O yüzden de belki izlettiğiniz arkadaşlarınız "bu neydi şimdi..beynimi yedin lan,gitti iki saat" diyebilir size."Ama arkadaşlar iyidir" bazen sizi anlamasalar da.

Ama Arkadaşlar İyidir

Ahmet Uğurlu'nun mest eden oyunculuğu ile hayat bulur Mahsun Süpertitiz.Sanki oynamaz o karakteri Uğurlu,sanki Derviş Zaim gerçekten yoldan çevirdiği bir evsizi oynatır filminde iki şişe şarap karşılıgında.


Tuncel Kurtiz gerçekten döver Mahsun'u Reis rolünde.Gerçekten Reis'tir de Marmara'da gemisini batırmıştır Mahsun.

Ayşen Aydemir "Mahsun beni Taksim'e götür" diye bağırırken,uyuşturucu krizlerine girerken,iki kuruş paraya leş kargalarının altına yatarken içi gider izleyenin.Ayşen de oynamaz sanki.1999'da henüz 35 yaşında kanserden hayata gözlerini yumdugu haberi geldiğinde aklıma ilk olarak "uyuşturucudan mı acaba" sorusu gelmesini sağlar tek filmi ve tek rolüyle.Adını bile bilmediğimiz eroinman kız olur hafızamızda.

Babazula film müziği nasıl yapılır diye bağırırken,Yansımalar acıtır canımızı "Bab-ı Esrar" ile.Her "ayy" sesinde içimiz sızlar "ayy" diye.


Mahsun,çarptıgı köpeğin kan izlerini silerken arabadan,kızın elinde sigara ile onu seyretmesi içimize dokunur Bab-ı Esrar ile."Ne var ki bunda kız adama bakıyor" deriz ya gerçek hayatta;ama Bab-ı Esrar kulagımızdan girer,Mahsun'un yaşlanmış yüzünde kalan çocuksu telaş kalbimizi acıtır,kızın sigarasının dumanı gözümüzü yakar sanki.Titanikleri batırmaya gerek kalmaz gözyaşı döktürmek için.Her gün görüp yüz çevirdiğimiz bir sahneyi gözümüze sokarak yapar bunu Derviş Zaim.



Filmi yazıp yönetmemiştir sanki.Gizli bir kamera zulalamıştır Mahsun'un hayatta kalmaya çalıştığı yerlere.Gizli kamera görüntülerinden kurguladığı 2 saatlik bir kliptir sanki bu.Yutmuşuzdur biz de bunu film diye.Hikaye falan değil sıkıldım deriz.Gerçektir çünkü bize sunulan.Acıtır canımızı yüz çeviririz."Bu filmin hikayesi yok" deriz.

Filmin DVD kapağında şu sözler yer alır :

"Mahsun, falakadan şişmiş ayaklarıyla yeraltından çıkıp yeryüzü dünyasına karışır her sabah. bmw'yi çalmamıştır, otomobil çalmaz mahsun, sizin yaşamınızdan bir gecelik rahatlık çalar. otomobilinizin rahat koltuğunu çalar, geceleri dolaştığınız şehrin aydınlığını çalar.

bir kadın sever mahsun. bir şilep geçer kadının gözlerinden, eroin dolaşır damarlarında, kadının saçları dolaşır Mahsun'un aklına. bir tekne batar sevdiğinin yüzüne dokununca. hergün bir düş batar mahsunun denizinde, hergün yeni bir düşe inanır mahsun inatla, yaşama inandığı için."


Çıkma Ekmek Var Mı?

Evet Mahsun araba çalar.Ama sabahında çaldığı arabayı götürür aldıgı yere bırakır.Onun konforu bile emanettir.

Mahsun şarap içer...
Mahsun şarap içer çünkü şarap biraz da olsa onun içini ısıtır.Biz kalın kalın montlarımızla gezerken bile "götüm dondu bu ne soğuk" derken kendimizi sıcacık mekanlara atarken onun en lüks koltuğu izbe bir banktan ibarettir.İşte bu yüzden soğuktan dişleri birbirine vururken önce aç karınını doyurmak değil,içim ısınsın diyerek şarap almak gelir aklına.Ama bizim için şarapçı serserinin tekidir Mahsun.

Araba mı kayboldu gidip Mahsun dövülür.Tamam gerçekten o çalmıştır belki ama..Ama ne bileyim işte..

Tabutta Rövaşata'nın hikayesi şudur diyemem size,anlatamam kaba hatlarıyla,çıkaramam özetini.
Belli bir hikayesi yoktur belki sağlam temellere oturan,ama güzel olan budur zaten filmde.Sinema bize illa bir hikaye sunmak zorunda değildir.Bazen tehlikeli bir araba takibi sahnesi yerine,Mahsun'un bir tavuskuşunu kovalaması daha çok heyecanlandırabilir insanı.

Mahsun'un eroinman kıza heyecanla pamuk getirdiği sahne,güzel kızla yakışıklı erkeğin öpüştüğü vurucu bir aşk sahnesinden daha fazla etkileyebilir bizi.

Dedim ya Titanik'i batırmaya gerek yoktur iç yakan bir sevdayı anlatmak için.Göz teması bile yoktur Mahsun'un sevdasında.


Derviş Zaim,Tabutta Rövaşata ile topu doksana takarken,bizler özetine bile tahammül edemediğimiz maçı izlerken buluruz kendimizi.Kimimiz yüz çevirir yine,kimimiz gözyaşı döker önceki yüz çevirmelerine..

Comments (4)

bu harika film hakkındaki yazının tamamındaki şiirsellik, derinlik beni çok etkiledi ama bir bölümü resmen teslim aldı:

"Araba mı kayboldu gidip Mahsun dövülür.Tamam gerçekten o çalmıştır belki ama..Ama ne bileyim işte.."


listende ikinci sıraya kadar geldik ve en güzel sürprizle karşılaştık. bazen bir film izlersin ve izledikten sonra ne yapacağını şaşırısın ya, ben de izledikten sonra dağılmıştım. ağlıyorum millet şaşırıyo, koltuğumda kalakaldım bakıyorlar... bir sinemada ilk kez bu filmi izledikten sonra istemeyerek seyirci adına ayrıma başladım. bizler ve onlar...

görmezden geldiğimiz ve fark etmediğimiz şeylerin altını çizerken, kalemi de elimize tutuşturmuş Derviş Zaim, "ister çiz, ister yazmıyor de"...

Ahmet Uğurlu hayatının performansında insana yorum yapacak bir söz bile bırakmıyor ayrıca. Bir oyuncunun bir filmin içine bu kadar yerleşebilmesi dünyada bile örneğine az rastlanan türden...

Haklısın klibi de yuttuk, yutarken de zor yutkunduk. Ve göz temassız bir aşkı anlatmanın da ne kadar zor olduğunu buna rağmen bazen ne kadar başarılı anlatılabildiğini gördük.

kişisel fikrim listen bir gurur tablosu,ancak yazım tarzın daha ötesi, kutluyorum...

bazen kopacak düğmeyi son değil ilk ilmek kurtarır hbba ve
yine de arkadaşlar iyidir, bazen.............bazen kelimesi çok az olsa da...

popüler yorum ,

Bu filmi izledıkten sonra selam verır olmuştum çöp toplayan amcalara.aslında keşke filmlere ıhtıyac duymasak selam vermek ıcın ınsanlara.

teşekkür ederim eleştirilerin için.ben kendi sevdiğim filmleri çıkardım bu listeyi yaparken ve içimden ne geliyorsa onu yazdım.ne mutlu bize ki böyle filmler izleyebilmişiz.asıl gurur duymamız gereken tüm popülist kaygılardan arınarak bu filmleri çekebilen insanlar.bu liste onlara bir saygı olsun.

tavus kuşlarını sevgi ile yad ederim.

Filmin ismi olan "Tabutta Rövaşata" eylemi zaten filmin anatemasını direkt olarak anlatmaktadır.Tabutta rövaşata atmanın ne faydası olabilir ki?Ya da kimbilir senin toprağın altında ne yaptığını?Belki öldü zannedilip gömülen ve sonradan ayılıp da tabutun içinde canveren binlerce insan olmuştur.Yaptığı hareketlerin hiçbir faydası olmaz, toprağın altında.Mahsun yaşayan ölüdür, eskaza dünyaya gelmiştir.Kendisine bile faydası olmayıp, ona yardım eden insanların bile başına sürekli iş açacak potansiyele sahiptir.Bir sıkımlık barutu bile yokken, aklınca eroinman bir kıza yardımcı olmaya çalışır ama, işleri daha da berbat etmekten başka bir sonuç çıkmaz.İşte bu toprağın altına gömülmüş, cenaze töreni bitmiş bir kişinin tabutunun içinde ayılıp kurtulmak için çaba göstermesine benzeyen nafile çabadır.