6 ) Ağır Roman - 1997

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 16:01

Her ne kadar kendisinden ve yapacağı diğer işlerden daha sonra nefret edecek olsam da Mustafa Altıoklar'ın 1996 yılında çektiği İstanbul Kanatlarımın Altında filmini çok sevmiştim.Kafayı Osmanlı Tarihi ile bozmuş olduğum gerçeğinin bunda payı büyüktü elbette.Film aynı zamanda sinemada izlediğim ilk Türk filmi olması özelliği ile de sicilimde yer alır.
Eşkıya'nın başlattığı uyanıştan bir kaç ay evvel vizyonda olan bir filmdi İstanbul Kanatlarımın Altında ve açıkça söylemek gerekirse Eşkıya'nın o uyanışı yaratmasında da epey bir pay sahibi olduğunu söyleyebiliriz.

İstanbul Kanatlarımın Altında ile o döneme göre hatırı sayılır bir başarı yakalayan Mustafa Altıoklar,aradan çok da zaman geçmeden Ağır Roman'ı çekmeye başlar.Metin Kaçan'ın aynı adlı romanından uyarlanan film her ne kadar Mustafa Altıoklar'ın bazı yerlerde sırıtan hatalarına sahip olsa da,benim açımdan 90'ların en iyi filmleri arasında yer alır.Zaten bir yerde de hata bulmasak,bir şeye de kulp takmasak olmaz.


Bir Vurgun Bu Sevda.mp3 - Agir Roman


Sana Göre Tayyare Bize Göre Kolera


Film bir Roman mahallesi olan Kolera'da geçmektedir.Mahallenin yeniyetme delikanlısı Salih'in daha sonra adının Adam Mickiewicz olduğunu öğreneceğimiz,İstanbul'da yaşamış Polonyalı şair bir ağbimizin heykelinin elini çaldığı sahne ile açılır.

İstanbul'da koleradan ölen Mickiewicz elini,kolera'dan ölecek olan Salih'e kaptırır filmin başında.

Savaş Dinçel'in adeta döktürdüğü "Berber Ali" nam-ı diğer Alekooo,Salih'in babasıdır.Berber Ali'ye göre artık eski delikanlılık kalmamıştır.Arap Sado,onun delikanlı tabirine uyan son adamdır.Ali'nin ağzından dinleriz ki Arap Sado,Jilet Niyazi'nin yetiştirmesidir ve yolda yürüyüşünden,yapacağı icraatin seçimine kadar "harbici" olmayı,zenginden alıp fakire vermeyi hep ondan öğrenmiştir.Ama artık "Alem göt olmuştur"


Mahallede Reis'in önderliğinde yavaş yavaş kofti delikanlılar türemeye başlamıştır.Salih ise Arap Sado'yu kendine örnek almış,onun yolunda ilerlemek isteyen yeniyetmelerdendir.Salih'in devrimci ağbisi ise Kolera'dan nefret eden ve bir an önce cehennem olarak gördüğü bu yerden gitmek isteyen bir gençtir.Kardeşi Salih'e de beraber gitme teklifinde bulunur ama Salih Kolera'ya kapılmıştır bir kere.


Berber Ali'nin evine kiracı olarak yerleşen Tina'nın mahalleye taşınması ile Salih'in ve tüm Kolera'nın da kaderi çizilir.İlk görüşte aşık olduğu Tina'ya kendini fena kaptıran Salih,Kolera sakinlerinin hiç ölmeyecek sandıkları yılların kabadayısı Arap Sado'nun kalleşçe öldürülmesinden sonra delikanlılığın şerefini korumaya çalışacaktır.

Ağır Bir Roman

Türk sinema tarihinin enteresan filmlerinden biri Ağır Roman.O döneme kadar seyircinin pek alışık olmadığı ağır bir dili var filmin.Ağırdan kastım,daha önce genel olarak kaçınılan küfür,argo gibi sokak ağzı bir dilin kullanılması.Her yerde küfredip,kendimiz küfür duyduğumuz zaman da ayıplayan bir millet olduğumuz için daha önce bu tip bir örnekle karşılaştığımız söylenemez.Bir kenar mahalle filminde genelde istanbul türkçesi ile ya da göze batan Anadolu lehçeleri ile konuşulduğu için samimiyet açısından güzel bir başlangıç diyebiliriz.Filmi ve romanı akıcı kılan ve "ağır olmaktan" kurtaran bu ağır dil filmin tadına tat katıyor.


Ayrıca Metin Kaçan'ın Dolapdere ve Kasımpaşa'da geçen çocukluğunun da izlerini taşıyan bir anlamda otobiyografik de bir roman.Hatta Salih'in ağabeyinin aslında Metin Kaçan olduğu rivayet edilir.
Kitap olarak da Türk Edebiyatında yazılmış en önemli eserlerden biri bana göre.Halk ağzıyla yazılmış olsa da içinde barındırdığı benzetmeler,tasvirler,göndermelerle ve şiirlerle en elit yazarları bile geride bırakabilecek bir üsluba sahip.

Filmi de romanın bu tadını hissettiriyor bizlere.
Filmden bahsetmişken öne çıkan oyuncuları da es geçmemek lazım.Savaş Dinçel'in yanı sıra Okan Bayülgen çok güzel bir Salih Portresi çiziyor.Arap Sado Burak Sergen ise insanın yanına gidip "ağbi bir isteğin var mı" deme isteği uyandırıyor.Kötü adam Reis rolündeki Mustafa Uğurlu izlerken küfrettirircesine başarılı."Oğlunuzu ibne olmaktan nasıl kurtarırsınız" eseri ile hatırlayacağımız Gaftici Fethi rolündeki Zafer Algöz ise filmin bir başka tadı.Müjde Ar'a gelince kendisini gerçekten sevmeme rağmen bu filmdeki rolünde bana göre hafif kaldığını söylemekten alamıyorum kendimi.Belki diğer oyuncuların gerçekten üst düzey performanslarından ileri geliyor bu.


Yüreğim Bir Sürgün,Varmaz Yolum Sana

İlk sahnelerden itibaren insanın için işleyen güzel müziklere de değinmeden olmaz.Özellikle Atilla Özdemiroğlu ve Aysel Gürel'in harika işleri göze çarpıyor.Hele filmle klasikleşen,Demet Sağıroğlu'nun seslendirdiği Bir Vurgun Bu Sevda insanın içine sinen bir güzellik barındırıyor.Ayrıca Cem Karaca'nın Resimdeki Gözyaşları şarkısının da bu film sayesinde tekrar hatırlandığını belirteyim.Hatta şarkının orjinalinde olmayan "yeee yeee yeee yaaaa" kısımları da bu film için yapılan düzenlemede ortaya çıkmış.Bunların üstüne bir de final sahnesinde,Yusuf Taşkın'ın sesinden can yakan "Ağla Sevdam" şarkısı belki de şimdiye kadar yapılmış en güzel Soundtracklerden birini ortaya çıkarıyor.


Şimdilik.... Ölümüne Kadar Hayattasın

Bizim gibi apartman çocuklarına,entel dantel kesime çok yabancı bir hikayeyi anlatıyor Ağır Roman.Daha mahalleler site olmamışken,kabadayılık müessesesi arabesk şarkıların içinde erimemişken,mahalleden geçerken herkesten selam alınan bir zamanda geçiyor.Saf ve temiz olduğu kadar aynı oranda pisliğin de içinden geçtiği bir mahalle kolera.
"adamın en yakın arkadaşı tekerlek olu mu lennn" diye bıçakladığı arkadaşını,gözünü kırpmadan yangına dalıp kurtaran insanların yaşadığı bir mahalle.

Bu mahalleyi ve bu öyküyü tatmakta yarar var.
Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye,
Zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın,
Raksederken mahallenin maşallahı-eyvallahı,
Güzelleş be oğluuum şimdilik ölümüne kadar hayattasın.

Şimdilik...ölümüne kadar hayattasın.

Comments (6)

filmin müziklerinden bahsetmişken yusuf taşgın'dan masum günahlar'ı da dinlemelisiniz..

"nasıl söylesem; bilmiyorum.. tapıyorum sana hastayım.."

"gesmis olsun"

Ağır Roman'ın DVD'sini satın alıp, yıllar sonra yeniden seyrettim. O yüzden güzel yazında bahsettiğin her ayrıntıyı yeniden görme imkanım oldu geçtiğimiz günlerde. Yönetmenin bir kaç falsosuna rağmen benim için de önemli bir filmdir. Müjde Ar Türk sinemasının yüz akıdır bence, geliştiyse tek yönlü oyunculuk, onun cesur adımları sayesindedir. Hep böyle düşünürüm. Dolayısıyla Tina karakterinde de -hele Salih ile karşılaştıkları ve hep o meşhur şarkının müziğinin duyulduğu sahnelerde- oyunculuğunu çok severim. İlk on film dersek, Ağır Roman kesin benim de ilk onumda. Metin Kaçan'ın romanı da gerçekten büyük bir roman...
Diğer filmleri de bekliyorum:)

müjde ar'ı ben de çok severim.hatta sırf onun için bir seneden fazladır aysun kayacı'ya katlanıyorum her perşembe.profesyonel bir oyuncuda olmaması gereken tabuları yıkmıştır bu ülkede kendisi.ama bu filmde müjde Ar'ın tam performansıyla oynadıgını düşünmüyorum açıkçası.belki de bana öyle geliyor bilmiyorum.
90'larda aslında kıyıda köşede kalmış güzel filmler var ama ben benim filmlerimi yazdığım için sadece 7 tane çıkarabildim.onları da en kısa zamanda paylaşacağım.
böyle olumlu eleştiriler aldıkça hevesim de iyice kabarıyor açıkçası.anlaşılmak gerçekten çok güzel bir duygu.teşekkür ediyorum.

Bu film benim çok moralimi bozmuştu. Çok gerçek. Özellikle hayvanla ilişki sahnesi çok kötüydü.(Moral bozucu anlamda)