4 ) Gemide ve Laleli'de Bir Azize - 1998-1999

Posted by her boku bilen adam | Posted in , , | Posted on 18:55

*Bu yazı filmlerle orantılı olarak sıkıcı,bunaltıcı ve filmler kadar şiddet ve küfür içermektedir.

Yeni Sinemacılar

1998 yılında Serdar Akar,Önder Çakar ve Sevil Demirci tarafından kurulan Yeni Sinemacılar 90'ların ikinci yarısında yeniden uyanan Türk sineması'nda auteur;yani kendi dilini oluşturabilen akımın öncülerinden oldular.Gemide ile başladıkları serüvenlerinde sırasıyla Laleli'de Bir Azize,Yer Altında Dünya Var,Dar Alanda Kısa Paslaşmalar,Maruf ve Takva'yı çektiler.Oluşturdukları bakış açısı nedeniyle bu listeye Serdar Akar'ın Barda'sını da eklemek mümkün.
Yeni Sinemacılar kendi cümleleriyle "Ne eski Yeşilçam geleneklerine saplanıyor, ne de Batılı trendleri kopyalayıp üzerine yapıştırıyordu" ve bu tanımlamadan dolayı da yeni bir dil oluşturmaya çalışıyorlardı.Oluşturdukları bu yeni dilin en somut örneği ise ilk filmleri Gemide idi.

Gemide

Dumandan bir Gemide yazısı ve "Bir memleket gibidir gemi... herşey düzenli ve kontrol altında olmalıdır... kaidelere uyulmalıdır, kanunlara, nizamlara... " cümlesi ile başlar Gemide.
Atmosferi itibariyle o güne kadar Türk seyircisinin pek alışık olmadığı bir giriştir bu.


Mahallenin Muhtarları adlı yıllar süren gudik dizinin bir o kadar gudik karakteri Temel'i olarak bilip nefret ettiğimiz Erkan Can'ın ağzından duyduğumuz bu cümle ile irkilmeye başlarız daha filmin başında.Temel'i,esrar çeken bir adam olan İdris Kaptan olarak sunar bize yönetmen.Mekan boğucu bir atmosfere sahip leş bir gemidir.Geminin sakinleri,ki onlara sakin demek pek de doğru değil aslında,İdris Kaptan geminin baş şeyi,mesela başbakanı gibidir.Kamil onun en kıyak yardımcısı;Boksör ile Ali ise bir nevi bakanlardır.
Boksör'ün başlarına saracağı dertlerle geminin düzeni bozulmaya,Kaptan'ın da otoritesi sarsılmaya başlar.Film başbakan İdris Kaptan'ın iktidarının çatırdamasını,yavaş yavaş kontrolü kaybedip ne yapacağını bilemez hale gelişini anlatır bizlere.

Gemide Dili

Gemide,daha açılış sahnesiyle bangır bangır bağırmaktadır "bu size daha önce anlatılanlara pek benzemeyen bir deneyim olacak" diye.Daha filmin başında seyirciye gösterilen esrar çekip ahkam kesen Kaptan karakteri ve Boksör'e bakmak için güverteye çıkıp kusan ve ağzında salyalarıyla kameraya dönen Ali ile bunun gerçekten da daha önce bize gösterilenlerden çok farklı olacağını hissederiz.

Gemi,dış dünyadan kopuk,Kaptan'ın da söylediği gibi başlı başına bir memlekettir.Bu memleketin de dış dünyadan ayrı bir sistemi ayrı bir düzeni ve ayrı bir de dili vardır.Bu dil bizim normal hayatımızda pek aşina olmadığımız bir dildir.Filmde her iki cümleden birinin küfür olması da bu dilin gereğidir.

Filmin baş karakteri olan Kaptan'ın her sözünün içinde şimdiye kadar beyazperdede rastlamadığımız küfürlerin olması,kötü adamların bile TDK onaylı sözcüklerle konuştuğu,ağızdan en ufak bir tukaka sözün çıkmadığı Türk sinemasında bir ilktir.Bu küfürler her ne kadar belli bir kitleyi rahatsız edecek düzeyde olsa da filmin anlattığı hikayenin inandırıcılığı ve karakterlerin gerçekçiliği açısından çok büyük bir adımdır.

"Nasılsın kaptan başın ağrıyor mu" diye soran Kamil'e "Off Kamil kafamın içinde filler sikişiyor" diyen bir kaptan vardır filmde.Böylesine basit bir diyaloğu bile küfürle sunan film aslında anlatılan hikaye,çok da şatafatlı olmamasına rağmen bu gerçekçi karakterleri ve boğucu atmosferiyle şimdiye kadar rastlamadığımız bir düzeye ulaşır.

Filmin sonlarında içine düştükleri durumu çözmeye çalışan Kaptan ve Kamil'in aşağıdaki videodaki diyalogları,içinde barındırdığı "kötü" sözlere rağmen seyirciye Türk sinemasının en önemli tiratlarından birini sunmaktadır.

video

İki lafından biri "a.ına koyum" olan insanların yaşadığı bir ülkede çekilen Gemide filmi "küfürlerle dolu iğrenç bir film" değil "küfürlerin gerçeklik kattığı iğrençlikleri anlatan" gerçekçi bir filmdir.

Yeni Sinemacılar kendi oluşturdukları bu gerçekçi sinema dilini,Serdar Akar'ın Gemide'sindeki "filme özgü" dilden taviz vermemesi sayesinde oluşturmuşlardır.Böylece Gemide ile Türk sineması bambaşka bir sinema dili ve bambaşka bir gerçekçilik yakalarken,Erkan Can gibi yıllarca saçmasapan bir televizyon dizisinde harcanan bir oyuncuyu Türk sineması'na gerçek anlamda kazandırmıştır.Erkan Can'ın oynadığı Kaptan karakteri "role hayat vermek" tabirine tam anlamıyla oturan bir iştir.

Gemide bu özgünlüğün yanında yine pek alışık olmadığımız bir tarzı da getirmiştir sinemamıza.İç içe geçen çapraz hikaye kavramı ile film içinde iki hikayenin çakışması ortaya çıkmış ve "Laleli'de Bir Azize" doğmuştur.

Azize : Bir Laleli Hikayesi


Laleli'de Bir Azize,Gemide filminde şahit olduğumuz olayların bir diğer tarafından anlatır hikayesini.Serdar Akar'ın kendi tabiriyle "madalyonun öteki yüzüdür" film.Her ne kadar nette aradığım afişlerin hemen hemen hepsinde filmin Serdar Akar tarafından yönetildiği yazsa da filmin asıl yönetmeni şimdilerde televizyon dizileriyle tanıdığımız Kudret Sabancı'dır.

Laleli'de Bir Azize,Gemide'de gördüklerimiz esnasında karada olanları bize anlatmaya çalışır.Bunu yaparken de Serdar Akar'ın önünü açtığı kulvardan özgürce ilerlemeye çalışır.

Azize'nin hikayesi,tek mekanda geçen ve tekdüze bir hikayeye sahip Gemide'ye oranla daha fazla imkana ve zenginliğe sahip olabilecek bir esneklikte iken,Kudret Sabancı'nın özgün olma endişesi ve çorbaya dönen teknik denemeleri ile adeta bir hayalkırıklığına dönüşmüştür.
Sabancı labirentin içine hapsettiği bir deney faresinin önüne 7-8 tane peynir koymuştur.Peynirlerin bu kadar fazla olmasıyla da film haliyle yavan bir hal alır ve Gemide'nin kendisine bıraktığı sorulara cevap bulmaktan başka bir işe yaramaz.

Gerek yönetmenin başarısızlığı gerek çok sevdiğim Uğur Yücel'in Gemide tabiriyle "kafa siken" müziği,gerekse kurgunun ve görüntü yönetiminin haddinden fazla kötü olmasıyla Gemide'nin yanında fazlasıyla sönük bir film olarak yer alır.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen özellikle Hacı karakterinin ortaya çıktığı sahnelerdeki çekim tekniğini çok beğendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim.

Bu filmin benim için "90'ların en iyi filmleri arasında yer almasının tek nedeni ise Gemide'den ayrı tutulmaması ve onun soru işaretlerine cevap vermesi diyebilirim.

Son olarak da Yeni Sinemacılar'ın Gemide ve Azize ikilemesi ile başlattıkları bu yeni türün her ne kadar Dar Alanda Kısa Paslaşmalar Maruf gibi kötü örneklere imza atsalar da Türk sineması adına yepyeni bir bakış açısı oluşturduğunu ve bu yeni bakışın sinemamıza farklı bir zenginlik kattığını düşünüyorum.

Comments (6)

maruf neden kötüdür hala çözemedim. ilginç bir filmdi halbuki, serdar akar da cameo babında askerlik şubesinde görünmüştür.

maruf iyi bir film olmalıydı, gereksiz bi tinsellik ve dinsellik vardı.

ben heyecanla takva analizini bekliyorum. çok mu abarttım bilmiyorum ama ağzım açık halde izlerken filmi bir de tam o sırada deprem olunca baaaaya bir etkilenmiştim haliyle. o yüzden hadi takva analizi :)

sevgili hbba:)

evettt, gelelim listendeki 4 numaraya. ikisini birden değilse de inan tahmin etmiştim "gemide" filminin geleceğini herhangi bir sırada. hatta acaba yedi numaradaydı da şansa göremedik mi derken yazmışsın işte. senin bu herşeye dikkatle hakim tavrın bunu es geçmeyecekti. geçmedi de.

bahsettiğin yeni sinemacılar farklı bir söylemle ve o zamanlar gayet dikkate alınır bir çıkışla güzel işler yapmaya başlamışlardı. hatta ben ekibe daha sonraları başka kişilerin de katılıp çok sayıda güzel işler çıkaracaklarını da bekliyordum. sinemada kullandıkları bu yeni dil beklediğimiz ya da hakettiği kadar parlamadı.

erkan can'ın, en son düğün şarkıcısı'na kadar taşıdığı oyunculuğun ve "içimizden biri" karakterinin oluşması bakımından, dahası kariyerinde ciddiye alınması bakımından bu film bir başlangıç olmuştur.

küfürlere gelince, tabi ki bir yandan çok sevilecek, diğer yandan çok eleştirilecekti. ülkemizde başarının başka tarifi hiç olmadı çünkü.

"Gemide filmi "küfürlerle dolu iğrenç bir film" değil "küfürlerin gerçeklik kattığı iğrençlikleri anlatan" gerçekçi bir filmdir." demişsin ya, bazen sen bir şey yazdığında ben başka bir şey eklemek istemiyorum sadece oradaki bir boşluğa imza atasım geliyor.

"Gemide" senin de söylediğin gibi sinema tarihimizde "gerçek" bir sayfa açmış, kendi köşesini ve tavrını oluşturmuştur.

"Laleli'de Bir Azize" ye gelince ben bu fırsatın bir önceki filmdeki gibi iyi değerlendirilemediğini düşünüyorum. Kudret Sabancı'nın iyi bir yönetmen olmadığını düşündüğüm gibi. Sonradan televizyona yaptığı işleri de görünce bu vizyonsuzluğa ve yeniliksizliğe de inanmıyorum bir yandan. "Aliye ve Binbir Gece" ucundan bile izlenecek işler değildi kendi adıma. Belki "Laleli'de Bir Azize" başka bir yönetmenin ellerinde "Gemide" filmini tamamlarken, aynı zamanda onunla yarışır düzeyde bir film olabilirdi.

Sonrasında dediğim gibi çok iyi işler gelmedi bu ekipten. "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" belki Müjde Ar seven tarafımla ve içinde geçen felsefi cümlelerle bir sempati uyandırdıysa da, Maruf için aynısını söyleyemem. Takva'yı da izlediğimden beri nereye oturtacağımı bilemedim. Konu ilginç, bazen cesur da, oyunculuklar iyi, inandırıcı hatta ama bir bütün olarak senaryo mu eksik, filmi film yapan tüm gerekler mi yan yana gelmemiş bilmiyorum. Bir tatmin duygusu yaratmadı sanırım ama iyi iş.

Listendeki başka filmleri de tahmin etsem mi acaba:) gerçi listenin bundan sonrası belki biraz kişiselleşebilir... neyse merakla bekliyorum ve senin yazdıklarını, çok sevdiğim yazarları takip ettiğim şekilde keyifle ve takdirle okuyorum demek istiyorum...

tamam kaçtım:)

dchetin,Maruf bana göre gerçekten çok ama çok kötü bir film.yani hepsinden önce meltem cumbul faktörü ile antipatimi kazanmış bir film.Bu önyargıdan kurtulup izledigimde de filmin nerden tutmaya calışsam elimde kaldıgını göruyorum.Yarısı doğu şiveli yarısı istanbul türkçesi ile konuşan oyuncular,törelere değinelim derken birden "hamlet" parodisine dönmeler,maruf'un halüsinasyonlarının gerçekten çok kötü aktarılması.uzar da gider bu.

gülş,şu an 90'lar'ın en iyi türk filmlerini analiz ediyorum.biter bitmez 2000'lere geçeceğim.hatta sabırsızlanıyorum bunun için,zira 2000'lerde yazmak istediğim çok film var.liste 15'e bile çıkabilir ve sen bunlardan birini ortaya çıkardın :) Takva bana "üstün oynadığı maçta 1 puana razı olan" futbol takımlarını hatırlatır.şimdilik sadece bu kadarını söyleyeceğim.

Popüler yorum , orda yazmayı unutmuşum,"laleli" nin afişinde serdar akar yazar ya acaba "keşke o çekse" diye mi yazmış onun ismini yazanlar diye düşünmüştüm içimden.Laleli'de Bir Azize yazıda da belirttiğim gibi aslında çok daha zengin bir hikayeye sahip kötü yönetilmiş bir film.Ve eğer Kudret Sabancı için bu bir kaza olsaydı geride bıraktığımız 10 yılda iyi işler ortaya çıkarırdı.Ama hiç bir varlık gösteremedi.

Listenin kalaına gelince,aslında bundan sonrasında tahmin edilebilir filmlerden oluşan kişisel bir sıra olacak.

Elinize sağlık.
Pek güzel olmuş.
Keşke Laleli de Gemide'nin ayarında olabilseydi tabi.

ayrıca Gemide nin küfürleri çok orjinaldi :)